Tom evini satışa çıkaracak.Tom is going to put his house up for sale.
Tom gelecek hafta yeni bir araba satın alacak.Tom is going to buy a new car next weekend.
Tom etkili bir satıcıdır.Tom is an effective salesman.
Tom iyi bir satranç oyuncusudur.Tom is a good chess player.
Tom üç yıldır yeni bir çift ayakkabı satın almıyor.Tom hasn't bought a new pair of shoes in three years.
Tom arabasını satışa koydu.Tom has put his car up for sale.
Tom istediği evi satın alacak kadar yeterli paraya sahip.Tom has money enough to buy the house he wants.
Tom her zaman satır aralarını okumakta zorluk çekti.Tom has always had trouble reading between the lines.
Tom dün yeni bir araba satın almadı, değil mi?Tom didn't buy a new car yesterday, did he?
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom, bir ev satın almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy a house.
Tom her yıl iki veya üç kamera satın alır.Tom buys two or three cameras every year.
Tom bu kamerayı eşi için değil, kendisi için satın aldı.Tom bought this camera for himself, not for his wife.
Tom, bu kamerayı makul bir fiyata satın aldı.Tom bought this camera for a reasonable price.
Tom onların her birine bir kamera satın aldı.Tom bought them each a camera.
Tom o bir çift ayakkabıyı tasfiye satışında aldı.Tom bought that pair of shoes at a clearance sale.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom geçen yıl birkaç kamera satın aldı.Tom bought several cameras last year.
Tom fotoğraf makinesini benimki için ödediğimden daha azına satın aldı.Tom bought his camera for less than I paid for mine.
Tom kamerasını yaklaşık üç ay önce bu mağazada satın aldı.Tom bought his camera at this store about three months ago.
Tom kendine bir kamera satın aldı.Tom bought himself a camera.
Tom her birine bir kamera satın aldı.Tom bought each of them a camera.
Tom, çok iyi bir kamera satın aldı.Tom bought a very good camera.
Tom çok pahalı bir kamera satın aldı.Tom bought a very expensive camera.
Tom çok ucuz bir kamera satın aldı.Tom bought a very cheap camera.
Tom gezisinde almak için küçük bir kamera satın aldı.Tom bought a small camera to take on his trip.
Tom gerçekten pahalı, iyi yapılmış bir çift ayakkabı satın aldı.Tom bought a really expensive, well-made pair of shoes.
Tom yeni bir fotoğraf makinesi aldı bu yüzden eski olanını sattı.Tom bought a new camera so he sold his old one.
Tom dün bir kamera satın aldı.Tom bought a camera yesterday.
Tom Japonya'da yapılmış bir kamera satın aldı.Tom bought a camera that was made in Japan.
Tom satılık bir kamera aldı.Tom bought a camera on sale.
Tom sizinki gibi bir kamera satın aldı.Tom bought a camera like yours.
Tom benim için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for me.
Tom, 500 dolara bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for 500 dollars.
Tom buradan çok uzak olmayan bir mağazadan bir kamera satın aldı.Tom bought a camera at a store not too far from here.
Tom indirimli satışlarda bir kamera aldı.Tom bought a camera at a bargain sale.
Tom fotoğraf makineleri hakkında bir kitap satın aldı.Tom bought a book about cameras.
Tom satılık saksafonunun tanıtımını yaptı.Tom advertised his saxophone for sale.
Ben Tom'un tanıdığı satranç oynayabilen tek kişiyim.I'm the only person Tom knows who can play chess.
Tom'un şimdiye kadar antika arabasını satmayı düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider selling his antique car.
Tom'un sağlık giderlerini karşılamak için arabasını satmak zorunda kaldığından şüpheliyim.I doubt that Tom had to sell his car in order to raise money for medical expenses.
Tom kolyeyi Mary'ye çok düşük bir fiyatla sattı.Tom sold the necklace to Mary for a very low price.
Tom Mary'ye arabasını sattı.Tom sold Mary his car.
Tom evi satmak için Mary'ye kararını bildirdi.Tom informed Mary of his decision to sell the house.
Tom Mary'nin yeni bir arabayı nasıl satın alabildiğini bilmiyor.Tom doesn't know how Mary was able to afford a new car.
Tom Mary için bir şey satın almadı.Tom didn't buy anything for Mary.
Tom, bir satranç oyununda Mary'ye meydan okudu.Tom challenged Mary to a game of chess.
Tom Mary'ye bir yavru köpek satın aldı.Tom bought Mary a puppy.
Tom Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought Mary a camera.
Tom Mary'ye vermek için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary.
Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary on her birthday.
Tom Mary'den bir kamera satın aldı.Tom bought a camera from Mary.
Tom Mary için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for Mary.
Tom, babasının Stradivariusını sattığında Mary'nin büyük bir hata yaptığına inanıyor.Tom believes that Mary made a big mistake when she sold her father's Stradivarius.
Tom Mary'nin fırın satışında yardım etmeye istekli olacağını farzediyor.Tom assumes Mary will be willing to help with the bake sale.
Tom Mary'ye kuyumcuda ne satın aldığını sordu.Tom asked Mary what she had bought at the jewelry store.
Tom Mary'den biraz ekmek satın alması için dükkâna gitmesini rica etti.Tom asked Mary to go to the store to buy some bread.
Tom ve Mary, satranç oynayarak iyi bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a good time playing chess.
Tom ve Mary havuzu olan bir ev satın almakla ilgilenmiyorlar.Tom and Mary aren't interested in buying a house with a pool.