satın ile cümle

satın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O, onu hangi kitabı satın alacağı konusunda yönlendirdi.She advised him on which book to buy.
Yeni bir elbise satın almak için o ondan biraz para istedi.She asked him for some money to buy a new dress.
Partide onun giymesi için bir gömlek satın aldı.She bought a shirt for him to wear to the party.
Onun için bir gömlek satın aldı.She bought a shirt for him.
Ona bir kamera satın aldı.She bought him a camera.
Ona bir araba satın aldı.She bought him a car.
O, ona bir kazak satın aldı, ama o renginden nefret etti.She bought him a sweater, but he hated the color.
Ona bir bilet satın aldı.She bought him a ticket.
Kendisine yeni bir araba satın alması için onu ikna edemedi.She couldn't convince him to buy her a new car.
Mutluluk satın alınamaz.Happiness can't be bought.
Paranın sana mutluluk satın alamayacağını söylemeye gerek yok.It goes without saying that money can't buy you happiness.
O kitabı satın almadım.I didn't buy that book.
O eski arabayı satın almayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about buying that old car?
Satın almak istediğim şeylerin bir listesini yaptım.I've made a list of things I'd like to buy.
Bazı insanların ne satın alabileceğini asla söyleyemezsin.You never can tell what some people might buy.
Yarın bir cep telefonu satın almayı planlıyorum.I'm planning to buy a mobile phone tomorrow.
Bir tane satın almalıyım.I need to buy one.
Saatimi kaybettim, bu yüzden şimdi başka bir tane satın almak zorundayım.I have lost my watch, so now I have to buy another one.
Dün bir kitap satın aldım.Yesterday, I bought a book.
Bu CD'yi satın almak için yeterli paramız var.We have enough money to buy this CD.
Çiçekleri niçin satın aldınız?Why did you buy the flowers?
Araraquara'da nadir bir Amerikan papağanı satın aldım.I bought a rare macaw in Araraquara.
Ben yeni bir araba satın almak istiyorum.I want to buy a new car.
Karısı ondan hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife liked it.
Ben kayak botları satın almak istiyorum.I want to buy ski boots.
Bu ilacı reçetesiz satın alamazsın.You can't buy this medicine without a prescription.
Ben onu satın almadan önce bu elektrikli tıraş makinesini denemeliydim.I should have tried out this electric razor before buying it.
O, bir çikolata satın almak için dursaydı, Tom treni kaçırmış olacaktı.Tom would have missed the train if he had stopped to buy a chocolate bar.
Tom onu satın almamam gerektiğini söyledi.Tom told me that I shouldn't buy that.
Tom satın aldığı yeni masa örtüsünü masaya koydu.Tom put the new tablecloth he had just bought on the table.
Tom satın alması gereken şeylerin bir listesini yaptı.Tom made a list of things he needs to buy.
Tom gelecek hafta yeni bir araba satın alacak.Tom is going to buy a new car next weekend.
Tom üç yıldır yeni bir çift ayakkabı satın almıyor.Tom hasn't bought a new pair of shoes in three years.
Tom istediği evi satın alacak kadar yeterli paraya sahip.Tom has money enough to buy the house he wants.
Tom dün yeni bir araba satın almadı, değil mi?Tom didn't buy a new car yesterday, did he?
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom, bir ev satın almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy a house.
Tom her yıl iki veya üç kamera satın alır.Tom buys two or three cameras every year.
Tom bu kamerayı eşi için değil, kendisi için satın aldı.Tom bought this camera for himself, not for his wife.
Tom, bu kamerayı makul bir fiyata satın aldı.Tom bought this camera for a reasonable price.
Tom onların her birine bir kamera satın aldı.Tom bought them each a camera.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom geçen yıl birkaç kamera satın aldı.Tom bought several cameras last year.
Tom fotoğraf makinesini benimki için ödediğimden daha azına satın aldı.Tom bought his camera for less than I paid for mine.
Tom kamerasını yaklaşık üç ay önce bu mağazada satın aldı.Tom bought his camera at this store about three months ago.
Tom kendine bir kamera satın aldı.Tom bought himself a camera.
Tom her birine bir kamera satın aldı.Tom bought each of them a camera.
Tom, çok iyi bir kamera satın aldı.Tom bought a very good camera.
Tom çok pahalı bir kamera satın aldı.Tom bought a very expensive camera.
Tom çok ucuz bir kamera satın aldı.Tom bought a very cheap camera.
Tom gezisinde almak için küçük bir kamera satın aldı.Tom bought a small camera to take on his trip.
Tom gerçekten pahalı, iyi yapılmış bir çift ayakkabı satın aldı.Tom bought a really expensive, well-made pair of shoes.
Tom dün bir kamera satın aldı.Tom bought a camera yesterday.
Tom Japonya'da yapılmış bir kamera satın aldı.Tom bought a camera that was made in Japan.
Tom sizinki gibi bir kamera satın aldı.Tom bought a camera like yours.
Tom benim için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for me.
Tom, 500 dolara bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for 500 dollars.
Tom buradan çok uzak olmayan bir mağazadan bir kamera satın aldı.Tom bought a camera at a store not too far from here.
Tom fotoğraf makineleri hakkında bir kitap satın aldı.Tom bought a book about cameras.
İlgili Sayfalar