Ana içeriğe geç
Sözlük

satı ile cümle

satı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.I want to buy a large sized refrigerator.
Satış bölümünün sorumlusu kim?Who's in charge of the sales section?
Bana iki satır yazmayı ihmal etmeyin.Be sure to drop me a line.
Bay Ikeda yeni bir araba satın almak istiyor.Mr Ikeda wants to buy a new car.
Solucanlar bile tıbbi araştırma için satın alındı.Even worms are bought for medical research.
Hatırı sayılır bir tartışmadan sonra, alıcı ve satıcı anlaşmaya vardı.After considerable argument, the buyer and the seller finally came to terms.
Satıcı onu almam için ısrar etti.The shopkeeper urged me to buy it.
Pil satıyor musunuz?Do you sell batteries?
Bir yatırımcı grup firmanın kaldıraçlı satın alımını deniyor.An investors' group is attempting a leveraged buy-out of the firm.
Tokyo'ya vardığımda sana iki satır yazarım.I'll drop you a line when I get to Tokyo.
Şirket 4 milyar dolar satıştan, 300 milyon dolar kazandı.The company earned $300 million on sales of $4,000 million.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazılmasına dikkat ediyorum.I notice the sale prices are written in red ink.
Japonya'daki satışlar Avrupa'dakilerle karşılaştırıldığında küçüktür.The sales in Japan are small in comparison with those in Europe.
Japonya'da hiç satış distribütörleri var mı?Do you have any sales distributors in Japan?
Japon arabaları yurt dışında iyi satılır.Japanese cars sell well overseas.
Bir Japon iş adamı 200 milyon yene bir sanat eseri satın aldı.A Japanese businessman bought the artwork for 200 million yen.
Onu satın almaya karar vermeden önce, uyup uymadığını görmek için ceketi denedim.Before deciding to buy it, I tried on the jacket to see if it would fit.
Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.Sales fell off in the third quarter.
Satışlar hedeflerinin altında kaldı.Sales fell short of their goal.
Satış bölümünden sorumlu.He's in charge of the sales department.
Onun evi 10,000 dolara satıldı.His house was sold for $10,000.
Onun evi satılıktır.His house is for sale.
Onun işi satışları yükseltmektir.His job is to promote sales.
Onun otobiyografisi bugün piyasaya sürüldü ve öğle saatlerine kadar satıldı.His autobiography was released today and was sold out by noon.
O, karısı hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife took a fancy to it.
O büyük evi satın aldığı için bankaya borcu var.He's in debt to the bank because he bought that big house.
O bir satıcı kılığına girdi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak kimliğini gizledi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak geçimini sağlıyor.He makes a living as a salesman.
Böyle bir fiyata müzik seti satın alamazsın.He could not buy the stereo set at such a price.
O, mobilya satın almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy the furniture.
Araba satın almak için karar verdi.He has made up his mind to buy the car.
O, satışta on bin dolar kar etti.He made a profit of ten thousand dollars on the sale.
O, kitabı satın almak istedi.He wanted to buy the book.
Kitabı satın almak istedi.He wanted to buy the book.
O, onu olduğu gibi satıyor.He is selling it just as it is.
O, çok miktarda un ve yağ satın aldı.He bought a lot of flour and oil.
O bir çift ayakkabı satın aldı.He bought a pair of shoes.
Kalemler, defterler, sözlükler vesaire satın aldı.He bought pencils, notebooks, dictionaries and so on.
O, satın almadan önce evin dayanıklılığını kontrol etti.He checked the durability of the house before buying it.
O bir ev satın alma olasılığına bakıyordu.He was looking into the possibility of buying a house.
O bir ev satın alabilir, bir araba da cabası.He can afford to buy a house, to say nothing of a car.
O bir ev satın alma olasılığına baktı.He looked into the possibility of buying a house.
O evini satışa koydu.He put up his house for sale.
O, evi için satış ilanı verdi.He advertised his house for sale.
O yabancı bir araba satın alma amacı için çok çalıştı.He worked hard for the purpose of buying a foreign car.
O, bir balık satıcısı.He is a fish dealer.
Kyoto'da küçük bir ev satın aldı.He bought a small house in Kyoto.
O sonunda karısının isteğine boyun eğdi ve bir ev satın aldı.He finally yielded to the request of his wife and bought a house.
O bize güzel kitaplar satın aldı.He bought us nice books.
O bir araba satın alamaz.He is unable to buy a car.
Ona bir araba satın almak zor.It is difficult for him to buy a car.
O, araba satışı ile uğraşıyor.He is engaged in selling cars.
O, rastgele kitap satın aldı.He bought books at random.
O yeni bir araba satın aldı.He has bought a new car.
O, oğluna bir kamera satın aldı.He bought his son a camera.
O, oğlu için bir bisiklet satın aldığını gizledi.He kept it secret that he had bought a bicycle for his son.
O oğlu için yeni bir bisiklet satın almalı.He must buy a new bicycle for his son.
O az önce bir kullanılmış araba satın aldı.He has just bought a used car.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod