Tom bir tablo satın almak için Boston'a gitti.Tom went to Boston to buy a painting.
Tom Gazete bayiinden bir gazete satın almak için dışarı çıktı.Tom went out to buy a newspaper from the newsstand.
Tom kokain satın alırken yakalandı.Tom was caught buying cocaine.
Tom, anne babasından kendisine bir midilli atı satın almalarını istiyor.Tom wants his parents to buy him a pony.
Tom bana arabası için yeni bir akü satın almak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to buy a new battery for his car.
Tom benim resimlerden birini satın almak istediğini söylüyor.Tom says he wants to buy one of my paintings.
Tom'a göre o Park caddesinde bir ev satın almak istiyor.Tom says he wants to buy a house on Park Street.
Tom, piyangoyu kazanırsa, yeni bir ev satın alacağını söyledi.Tom said that if he won the lottery, he'd buy a new house.
Tom yeni bir şey satın almayı kabul etmiyor.Tom refuses to buy anything new.
Tom deriden yapılmış bir şey satın almayı reddediyor.Tom refuses to buy anything made of leather.
Tom cebine uzandı ve satın aldığı bıçağını çıkardı.Tom reached into his pocket and pulled out the knife he'd bought.
Tom onu muhtemelen babasının ona verdiği parayla satın aldı.Tom probably bought it with the money his father gave him.
Tom, Mary'ye bir içki satın almayı teklif etti.Tom offered to buy Mary a drink.
Tom'da az önce bir araba satın aldı.Tom just bought a car, too.
Tom muhtemelen şu anda bir otobüs bileti satın alıyor.Tom is probably buying a bus ticket right now.
Tom birkaç elma satın almak için burada.Tom is here to buy some apples.
Tom tüm yasal haklarımı satın alacak.Tom is going to buy me out.
Tom hangi birini satın alacağı konusunda karar vermeyi zor buldu.Tom found it difficult to decide which one to buy.
Tom, Mary'ye neden yeni bir araba satın almaya ihtiyacı olduğunu açıkladı.Tom explained to Mary why he needed to buy a new car.
Tom arabayla mağazaya gitti ve üç kutu böcek spreyi satın aldı.Tom drove to the store and bought three cans of insect spray.
Tom hiçbir şey satın almadı.Tom didn't buy anything.
Tom bizim sebzelerimizi satın alır.Tom buys our vegetables.
Tom üç yıl önce satın aldığı arazi üzerinde bir ev inşa etti.Tom built a house on the land he bought three years ago.
Tom bunu benim için Boston'da satın aldı.Tom bought this for me in Boston.
Tom dedesinin ona bıraktığı parayla bu binayı satın aldı.Tom bought this building with the money his grandfather left him.
Tom mağazadaki en ucuzu olanını satın aldı.Tom bought the cheapest one in the store.
Tom üç ay önce o arabayı üç bin dolara satın aldı.Tom bought that car for three thousand dollars three months ago.
Tom bana içilecek bir şey satın aldı.Tom bought me something to drink.
Tom, Mary'ye elmas bir kolye satın aldı.Tom bought Mary a diamond necklace.
Tom, Mary'ye bir araba satın aldı.Tom bought Mary a car.
Tom onu Mary için satın aldı.Tom bought it for Mary.
Tom benzin satın aldı ve peşin ödedi.Tom bought gas and paid in cash.
Tom sadece otuz dakika içinde ihtiyaç duyduğu her şeyi satın aldı.Tom bought everything he needed in just thirty minutes.
Tom bir bilet satın aldı ve içeri girdi.Tom bought a ticket and went in.
Tom yeni bir kışlık ceket satın aldı.Tom bought a new winter coat.
Tom piyangoda kazandığı parayla yeni bir araba satın aldı.Tom bought a new car with the money he won in the lottery.
Tom ihtiyaç duymadığı birkaç şey satın aldı.Tom bought a few things he didn't need.
Tom bir şişe ucuz şarap satın aldı.Tom bought a bottle of cheap wine.
Tom ve Mary geçen yıl Boston'da bir ev satın aldılar.Tom and Mary bought a house in Boston last year.
Tom ve Mary oğulları için bir araba satın aldı.Tom and Mary bought a car for their son.
Tom ve ben şu anda bizim biletlerimizi satın almak zorundayız.Tom and I have to buy our tickets right now.
Tom ve ben ihtiyacımız olan her şeyi satın almayı göze alamıyoruz.Tom and I can't afford to buy all the things we need.
Tom ve ben Park Caddesindeki o evi satın aldık.Tom and I bought that house on Park Street.
Tom ayrıca bir düzine yumurta satın aldı.Tom also bought a dozen eggs.
Bu, senin için satın aldığım küçük bir şey.This is a little something I bought for you.
Bu ev anne ve babamın şimdiye kadar birlikte satın aldıkları ilk şeydi.This house was the first thing my parents ever bought together.
Onlar benim kitabımı satın almak istediklerini söyledi.They said they wanted to buy my book.
Onlar park caddesinde bir ev satın aldı.They bought a house on Park Street.
Onların hepsi buraya yiyecek satın almak için geliyorlar.They all come here to buy food.
Bunlar, Tom'un dün satın aldıkları.These are what Tom bought yesterday.
Tom bu eldivenleri bana satın aldı.These are the gloves Tom bought me.
Senin bile satın alamayacağın bazı şeyler var.There are some things even you can't buy.
Bir melez satın almam gerekiyor mu?Should I buy a hybrid?
Bir dahaki sefere sen satın alıyorsun.Next time, you're buying.
Çocuklarım bana bunu satın aldılar.My kids bought me this.
Satın alındı ve ödendi.It's been bought and paid for.
Tom, dükkândaki her şeyi satın almak istiyormuş gibi görünüyor.It looks like Tom wants to buy everything in the store.
O senin evini satın almak isteyen aynı adam değil mi?Isn't that the same guy who wants to buy your house?
Satın almamı istediğin şey bu mu?Is this what you wanted me to buy?
Bu bir ev satın almak için iyi bir zaman mı?Is this a good time to buy a house?