Saygı satın alınmaz.You can't buy respect.
Saygıyı satın alamazsın.You can't buy respect.
Sadece bir tane satın almam gerekiyor.I only need to buy one.
Yeni bir bilgisayar satın aldı.She has bought a new computer.
Kendime yeni bir bilgisayar satın almak istiyorum; bana en iyi modeli gösterin.I would like to buy myself a new computer; show me the best model.
Peter bir erkek kedi satın alıyor.Peter is buying a tomcat.
Bunu satın almak istemiyorum.I don't want to buy it.
Birkaç ayakkabı satın almak istiyorum.I want to buy some shoes.
Arabamı geri satın almak istiyorum.I want to buy my car back.
Sana bir içki satın almak istiyorum.I want to buy you a drink.
Bana bir bıçak satın almanı istiyorum.I want you to get me a knife.
Tom biraz şeker satın almak istedi.Tom wanted to buy some sugar.
Neden onları satın almak istedin?Why did you want to buy them?
Bu bilgisayarı satın almak istiyorum.I'd like to buy this computer.
Bir buz dolabı satın almak istiyorum.I'd like to buy a refrigerator.
Bir çamaşır makinesi satın almak istiyorum.I'd like to buy a washing machine.
Belli ki o elbiseyi satın almak istiyorsun.You obviously want to buy that dress.
Yeni bir tarayıcı satın almak zorundayım.I have to buy a new scanner.
O hırdavat dükkanında satılır.That is sold at hardware stores.
Bugün gazete satın almak istemiyorum.I don't want to buy a newspaper today.
Bir düzine muz satın almak istiyorum.I want to buy a dozen bananas.
Bir düzine yumurta satın almak istiyorum.I want to buy a dozen eggs.
Senin satın aldığın kamera benimkinden daha iyi.The camera you bought is better than mine.
Senin için satın almamı istediğin bir şey var mı?Is there anything you want me to buy for you?
Tom'un satın aldığı her şeyin tam bir listesini istiyorum.I want a complete list of everything Tom purchased.
O muzlardan bir düzine satın almak istiyorum.I want to buy a dozen of those bananas.
Burada satılan bira yok.There's no beer sold here.
Yeni bir şapka satıyor.She is selling a new hat.
Eğer gerçekten istersen bu şeylerin hepsini satın alabilirsin.You could buy all of those things if you really want them.
Ben gerçekten Tom'un konserine gitmek istiyordum ama onun hepsi satılmıştı.I really wanted to go to Tom's concert, but it was sold out.
Eğer gitmek istersen Tom'un konseri için birkaç bilet satın alabilirim.I can get us some tickets to Tom's concert if you want to go.
Keşke zengin olsaydım. Deniz kenarında bir villa satın alırdım.If only I were rich, I would buy a villa on the seashore.
Ben kitabı satın almadım.I didn't buy the book.
Bu çicekleri nereden satın aldın?Where did you buy the flowers?
Sana bir şey satın aldım.I bought you something.
Onu satın almak için yeterince param yok.I don't have enough money to buy it.
Bunları satın alıp almayacağımı bilmiyorum.I don't know whether I'll purchase these or not.
Noel için kız arkadaşına ne satın aldın?What have you bought your girlfriend for Christmas?
Ben biraz ekmek satın alacağım.I'm going to buy some bread.
Bu mağaza şu anda sebze satıyor.This store is currently selling vegetables.
Bunu satın alacağım.I'll buy it.
O, ekmek satın almadı.She didn't buy bread.
Karım yakındaki bir süpermarketten sebze satın alır.My wife buys vegetables from a supermarket nearby.
Satın aldığım ev şehir merkezinden oldukça uzakta.The house I bought is pretty far from downtown.
Kaç tane fidan satın aldın?How many plants did you buy?
Ben o mağazadan bir saat satın aldım.I bought a watch in that shop.
Bir şey satın almalı mıyım?Should I buy something?
Bir şey satın almam gerekiyor mu?Should I buy something?
Polisler gizlice içki satılan yeri bastı.The police raided the speakeasy.
Eğer satılık değilse, reklamını yapma.If it's not for sale, don't advertise.
O bir muz kutusu satın aldı.He has bought a banana case.
Kim satın alıyor?Who's buying?
Satın alıyoruz.We're buying.
O elma satın alıyor.He's buying apples.
Şimdi birkaç tane silah satın alalım.Let's buy a few weapons.
Şu anda hangi ürünler satışta?What products are currently on sale?
Elmalar düzineyle satılır.The apples are sold by the dozen.
Tom ne satıyor?What's Tom selling?
Tom satın almıyor.Tom isn't buying.
Onlar meyve suyu satın aldılar mı?Did they buy the juice?