Ana içeriğe geç
Sözlük

sandı ile cümle

sandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.把 耶 和 華 的 約 櫃 、 和 裝 金 老 鼠 並 金 痔 瘡 像 的 匣 子 都 放 在 車 上
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.把 耶和華 的 約櫃 、 和 裝金 老鼠 並金 痔瘡 像 的 匣子 都 放在 車上
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Am zwanzigsten Tage im zweiten Monat des zweiten Jahres erhob sich die Wolke von der Wohnung des Zeugnisses.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Den tyvende Dag i den anden Måned af det andet År løftede Skyen sig fra Vidnesbyrdets Bolig.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.El 20 del mes segundo del segundo año se levantó la nube de encima del tabernáculo del testimonio
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.I andra året, i andra månaden, på tjugonde dagen i månaden höjde sig molnskyn från vittnesbördets tabernakel.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Il secondo anno, il secondo mese, il venti del mese, la nube si alzò sopra la Dimora della testimonianza
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.În ziua a douăsprezecea a lunii a doua a anului al doilea, s'a ridicat norul de pe cortul întîlnirii.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.I stalo se léta druhého, dvadcátý den měsíce druhého, že se vyzdvihl oblak z příbytku svědectví.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.제 이년 이월 이십일에 구름이 증거막에서 떠오르매
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Le vingtième jour du second mois de la seconde année, la nuée s`éleva de dessus le tabernacle du témoignage.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Toisen vuoden toisen kuukauden kahdentenakymmenentenä päivänä pilvi kohosi lain asumuksen päältä.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Xảy trong ngày hai mươi tháng hai, năm thứ hai, thì trụ mây cất lên khỏi đền tạm chứng cớ.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Xảy trong ngày hai_mươi tháng hai , năm thứ_hai , thì trụ mây cất lên khỏi đền tạm chứng_cớ .
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Και την εικοστην του δευτερου μηνος του δευτερου ετους ανεβη η νεφελη απο της σκηνης του μαρτυριου.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Во второй год, во второй месяц, в двадцатый день месяца поднялось облако от скинии откровения;
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.ויהי בשנה השנית בחדש השני בעשרים בחדש נעלה הענן מעל משכן העדת׃
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.وفي السنة الثانية في الشهر الثاني في العشرين من الشهر ارتفعت السحابة عن مسكن الشهادة.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.第 二 年 二 月 二 十 日 、 雲 彩 從 法 櫃 的 帳 幕 收 上 去
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.第二 年 二月 二十日 、 雲彩從 法櫃 的 帳幕 收 上去
İkinizin arkamdan konuştuğunu sandım.Je pensais que vous vouliez parlez dans mon dos.
İkinizin arkamdan konuştuğunu sandım.Nem is, csak azt hittem, a hátam mögött beszélnek.
İkinizin arkamdan konuştuğunu sandım.Νόμιζα ότι μιλούσατε πίσω απ' την πλάτη μου.
İkinizin arkamdan konuştuğunu sandım.اعتقدت انكما تتحدثان بالسوء عني
İlk başda bir tane ZPT vardı O yüzdende tek ve düşüncesiz bir asker tarafından kullanıldığını sandıkAl principio era solo uno y pensamos que lo conducía algún soldado loco.
İlk başda bir tane ZPT vardı O yüzdende tek ve düşüncesiz bir asker tarafından kullanıldığını sandıkFörst var det bara ett så vi trodde att det bara var en dum soldat som körde fordonet.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.A keď potom prišli tí prví, domnievali sa, že dostanú viacej, ale aj oni dostali po denáre.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Cînd au venit cei dintîi, socoteau că vor primi mai mult; dar au primit şi ei tot cîte un leu de fiecare.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ja kun ensimmäiset tulivat, luulivat he saavansa enemmän; mutta hekin saivat kukin denarin.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Jövén azután az elsõk, azt gondolják vala, hogy õk többet kapnak: de õk is tíz-tíz pénzt võnek fejenként.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.먼저 온 자들이 와서 더 받을 줄 알았더니 저희도 한 데나리온씩 받은지라
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ko pa pridejo prvi, mislijo, da bodo prejeli več; a tudi oni prejmo po denarju.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Les premiers vinrent ensuite, croyant recevoir davantage; mais ils reçurent aussi chacun un denier.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Men da de første kom, mente de, at de skulde få mere; og også de fik hver en Denar.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Men da de første kom, tenkte de at de skulde få mere; men de fikk hver sin penning de også.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.När sedan de första kommo, trodde de att de skulle få mer, men också var och en av dem fick samma dagspenning.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Přišedše pak první, domnívali se, že by více měli vzíti; ale vzali i oni jeden každý po penízi.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Przyszedłszy też i pierwsi, mniemali, że więcej wezmą; ale wzięli i oni, każdy z nich, po groszu.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Rồi tới phiên những người đầu đến , tưởng lãnh được nhiều hơn ; song họ cũng lãnh mỗi người một đơ - ni - ê .
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Rồi tới phiên những người đầu đến, tưởng lãnh được nhiều hơn; song họ cũng lãnh mỗi người một đơ-ni-ê.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Y cuando vinieron, los primeros pensaron que recibirían más; pero ellos también recibieron un denario cada uno
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Ελθοντες δε οι πρωτοι, ενομισαν οτι θελουσι λαβει πλειοτερα, ελαβον ομως και αυτοι ανα εν δηναριον.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.А като дойдоха първите, мислеха си, че ще получат повече от един пеняз но и те получиха по един пеняз.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Прийшовши ж перші, думали, що більше візьмуть; та взяли й вони по денарию.
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.Пришедшие же первыми думали, что они получат больше, но получили и они по динарию;
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.ובבא הראשונים דמו בנפשם כי יקחו יותר ויקחו גם הם איש איש דינר אחד׃
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.فلما جاء الاولون ظنوا انهم يأخذون اكثر. فاخذوا هم ايضا دينارا دينارا
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.及 至 那 先 雇 的 來 了 、 他 們 以 為 必 要 多 得 . 誰 知 也 是 各 得 一 錢
İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi.及至 那先雇 的 來 了 、 他 們以為 必要 多得 . 誰知 也 是 各 得 一 錢
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır."불가능한 상자 착시"입니다. 두뇌를 2차원에서 속이는 것은 쉽습니다.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.A ilusão da caixa impossível. É fácil enganar o cérebro em 2D.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.A lehetetlen láda illúzió. Könnyű becsapni az agyat két dimenzióban.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Ảo ảnh về chiếc sọt không tưởng. Thật dễ đánh lừa bộ óc trong thế giới 2 chiều.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.De illusie van het "Onmogelijke Krat". Het is gemakkelijk om de hersenen in 2D te misleiden.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Det umulige kasse illusion. Det er nemt at narre hjernen i 2D.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Die Illusion der unmöglichen Lattenkiste. Es ist einfach, das Gehirn in 2D hinters Licht zu führen.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Illusionen den omöjliga lådan. Det är lätt att lura hjärnan i 2D.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Iluze nemožné krabice. Je jednoduché oklamat mozek ve dvou dimenzích.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Iluzia lăzii imposibile. Este ușor să păcălești creierul în 2D.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.Ilúzia nemožnej krabice. Je jednoduché pomýliť mozog v 2D.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod