sandığı ile cümle

sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.In govorišče znotraj v hiši je pripravil, da tam postavi skrinjo zaveze GOSPODOVE.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Innerst i huset innredet han et kor til å sette Herrens pakts-ark i.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.여호와의 언약궤를 두기 위하여 전 안에 내소를 예비하였는데
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.No meio da casa, na parte mais interior, preparou o oráculo, para pôr ali a arca do pacto do Senhor.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Och ett kor inredde han i det inre av huset för att där ställa HERRENS förbundsark.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Per l'arca dell'alleanza del Signore fu apprestata una cella nella parte più segreta del tempio
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Ruang Mahasuci yang dibuat di dalam Rumah TUHAN itu disediakan untuk Peti Perjanjian TUHAN
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Svatyni pak svatých v domě vnitř připravil, aby tam postavena byla truhla smlouvy Hospodinovy.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Temppelin sisään hän laittoi kaikkeinpyhimmän, pannakseen sinne Herran liitonarkin.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Και ητοιμασε το χρηστηριον εις το ενδοτερον του οικου, δια να θεση εκει την κιβωτον της διαθηκης του Κυριου.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Давир же внутри храма он приготовил для того, чтобы поставить там ковчег завета Господня.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.Той приготви светилище в по-вътрешната част на дома, за да положи там ковчега на Господния завет.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.ודביר בתוך הבית מפנימה הכין לתתן שם את ארון ברית יהוה׃
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.وهيّأ محرابا في وسط البيت من داخل ليضع هناك تابوت عهد الرب.
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.殿 裡 豫 備 了 內 殿 、 好 安 放 耶 和 華 的 約 櫃
Tapınağın içinde RABbin Antlaşma Sandığının konacağı iç oda hazırlandı.殿 裡豫備 了 內殿 、 好 安放 耶和華 的 約櫃
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Cả hội chúng đều nói rằng nên làm như vậy; vì cả dân sự lấy lời ấy làm tốt lành.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Cả hội chúng đều nói rằng nên làm như_vậy ; vì cả dân_sự lấy lời ấy làm tốt_lành .
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Da sa hele menigheten at så burde gjøres; for hele folket syntes det var rett.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Da sprach die ganze Gemeinde, man sollte also tun; denn solches gefiel allem Volk wohl.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.E toda a congregação concordou em que assim se fizesse; porque isso pareceu reto aos olhos de todo o povo.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Iedereen ging met dat plan akkoord.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.In ves zbor je dejal, naj se to stori, zakaj stvar se je videla dobra vsemu ljudstvu.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.I řeklo všecko množství, aby se tak stalo; nebo líbila se ta věc všemu lidu.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.I rzekło wszystko zgromadzenie, aby się tak stało; bo się ta rzecz podobała wszystkiemu ludowi.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.뭇 백성이 이 일을 선히 여기므로 온 회중이 그대로 행하겠다 한지라
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.monda az egész gyülekezet, hogy úgy kell cselekedni; mert igaznak [láttaték] e dolog az egész nép elõtt.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Na to rieklo celé shromaždenie, že treba učiniť tak. Lebo ľúbila sa vec všetkému ľudu.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Och hela församlingen svarade att man skulle göra så, ty förslaget behagade hela folket.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Og hele Forsamlingen svarede, at det skulde man gøre, thi alt Folket fandt Forslaget rigtigt.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Semua orang Israel yang berkumpul itu senang dengan usul itu dan menyetujuinya
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Silloin koko seurakunta vastasi, että niin oli tehtävä, sillä se oli oikein koko kansan silmissä.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Toată adunarea a hotărît să facă aşa, căci lucrul acesta a părut bun întregului popor.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Toda la congregación dijo que se hiciese así, porque el asunto pareció bien a todo el pueblo
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Toute l`assemblée décida de faire ainsi, car la chose parut convenable à tout le peuple.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.Και πασα η συναξις ειπον να καμωσιν ουτω διοτι το πραγμα ητο αρεστον εις τους οφθαλμους παντος του λαου.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.И сказало все собрание: „да будет так", потому что это дело всему народу казалось справедливым.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.И целият събор каза, че ще направят така, защото това се видя право на всичките люде.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.ויאמרו כל הקהל לעשות כן כי ישר הדבר בעיני כל העם׃
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.فقال كل الجماعة بان يفعلوا ذلك لان الأمر حسن في اعين جميع الشعب.
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.全 會 眾 都 說 、 可 以 如 此 行 . 這 事 在 眾 民 眼 中 、 都 看 為 好
Topluluk bu öneriyi benimseyerek sandığı geri getirmeye karar verdi.全 會眾 都 說 、 可以 如此 行 . 這事 在 眾民 眼中 、 都 看 為好
Ve babası, "Tabi ki olurdu. Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Iar Sue și-a plecat privirea și s-a gândit o vreme.
Ve babası, "Tabi ki olurdu. Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Io le dissi, "Se Dylan fosse qui ora, avete idea di cosa gli chiedereste?"
Ve babası, "Tabi ki olurdu. Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi."Wenn Dylan jetzt hier wäre, haben Sie eine Ahnung, was Sie ihn dann fragen würden?"
Ve babası, "Tabi ki olurdu. Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Είπα, "Αν ο Ντίλαν ήταν εδώ τώρα, έχετε μια ιδέα του τι θα θέλατε να τον ρωτήσετε;"
Ve babası, "Tabi ki olurdu. Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.А я спитав: " Якщо б Ділан зараз був тут, чи знаєте ви, про що б хотіли його запитати?"
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.A to nikoliv na počítači, jak byste se mohli domnívat. to by pak vyšlo nejspíše toto.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.E não é feito, como muitos talvez julguem, num computador, caso contrário, ficaria assim.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.És bár sokan gondolják, ezt nem számítógép végzi, mert akkor így nézne ki.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Et de n'est pas fait, comme beaucoup l'imaginent, à l'ordinateur, autrement, ça aurait ressemblé à ça.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü. (Gülüşmeler)E non è stato fatto con il computer, come molti immaginano, altrimenti sarebbe così (Risate)
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.I nie robi się tego, jak wiele osób sobie wyobraża, przy pomocy komputera, bo wtedy wyglądałoby to tak.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.그리고 많은 사람이 컴퓨터로 했을 거로 생각하지만, 아닙니다. 만약 그랬다면 이렇게 보였겠죠.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Niet, zoals veel mensen denken, met de computer. Dan zou het er zo uitzien.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Și asta nu se face, cum multi își imaginează, cu ajutorul calculatorului, altfel ar arăta așa.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Und das wurde nicht, wie viele vermuten, mit einem Computer gemacht. Sonst würde es so aussehen.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Y no se hace en una computadora, como mucha gente piensa, sino quedaría algo como esto.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.Και δεν έγινε, όπως πολλοί φαντάζονται, στον υπολογιστή, αλλιώς θα έδειχνε έτσι.
Ve bir çok kişinin sandığının aksine bilgisayarla yapılmıyor, aksi takdirde böyle gözükürdü.И не се прави, както си представят много хора, с компютъра, иначе би изглеждало ей така.

İlgili Sayfalar