sandığı ile cümle

sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Därför lät David icke flytta in arken till sig i Davids stad, utan lät sätta in den i gatiten Obed-Edoms hus.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.David n'a tras chivotul la el în cetatea lui David, ci l -a dus în casa lui Obed-Edom din Gat.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.És nem vivé be Dávid magához a ládát a Dávid városába, hanem elhelyezé azt a Gitteus Obed-Edom házában.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.궤를 옮겨 다윗성 자기에게 메어들이지 못하고 치우쳐 가드 사람 오벧에돔의 집으로 메어가니라
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Og David flyttede ikke Arken hen hos sig i Davidsbyen, men lod den sætte ind i Gatiten Obed-Edoms Hus.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Og David flyttet ikke arken inn til sig i Davids stad, men lot den føre bort til gititten Obed-Edoms hus.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Pelo que não trouxe a arca a si para a cidade de Davi, porém a fez retirar para a casa de Obede-Edom, o giteu.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Pročež nepřenesl David truhly k sobě do města Davidova, ale obrátil ji do domu Obededoma Gittejského.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Sebab itu Daud tidak jadi membawa Peti itu ke Yerusalem, melainkan menyimpannya di rumah Obed-Edom, orang Gat
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.Затова Давид не премести при себе си ковчега в Давидовия град, но го отпрати в къщата на гетеца Овид-едома.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.И не повез Давид ковчега к себе, в город Давидов, а обратил его кдому Аведдара Гефянина.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.ולא הסיר דויד את הארון אליו אל עיר דויד ויטהו אל בית עבד אדם הגתי׃
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.ولم ينقل داود التابوت اليه الى مدينة داود بل مال به الى بيت عوبيد ادوم الجتّي.
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.於 是 大 衛 不 將 約 櫃 運 進 大 衛 的 城 、 卻 運 到 迦 特 人 俄 別 以 東 的 家 中
Sandığı yanına, Davut Kentine götüreceğine Gatlı Ovet-Edomun evine götürdü.於是 大衛不將約 櫃運進 大衛 的 城 、 卻運 到 迦特人 俄別以東 的 家中
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.A Saul povedal Achiášovi: Dones sem truhlu Božiu. Lebo truhla Božia bola toho dňa so synmi Izraelovými.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.Då sade Saul till Ahia: »För hit Guds ark.» Ty Guds ark fanns på den tiden bland Israels barn.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.Da sagde Saul til Ahija: "Bring Efoden hid!" Han bar nemlig dengang Efoden foran Israel.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.Da sa Saul til Akia: Kom hit med Guds ark! Guds ark var på den tid der blandt Israels barn.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.Da sprach Saul zu Ahia: Bringe die Lade Gottes! (Denn die Lade Gottes war zu der Zeit bei den Kindern Israel.)
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.És monda Saul Ahijának: Hozd elõ az Isten ládáját; mert az Isten ládája akkor Izráel fiainál vala.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.I řekl Saul Achiášovi: Postav sem truhlu Boží. (Truhla pak Boží toho času byla s syny Izraelskými.)
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.I rzekł Saul do Achijasa: Przystaw skrzynię Bożą; (bo była skrzynia Boża dnia onego z syny Izraelskimi.)
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.사울이 아히야에게 이르되 하나님의 궤를 이리로 가져오라 하니 그 때에 하나님의 궤가 이스라엘 자손과 함께 있음이라
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.Saul disse ad Achia: «Avvicina l'efod!» - egli infatti allora portava l'efod davanti agli Israeliti -
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.И Саул каза на Ахия: Донеси тук Божия ковчег, (защото в това време Божият ковчег беше там с израилтяните).
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.И сказал Саул Ахии: „принеси кивот Божий", ибо кивот Божий в то время был с сынами Израильскими.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.ויאמר שאול לאחיה הגישה ארון האלהים כי היה ארון האלהים ביום ההוא ובני ישראל׃
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.فقال شاول لاخيّا قدم تابوت الله. لان تابوت الله كان في ذلك اليوم مع بني اسرائيل.
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.那 時 神 的 約 櫃 在 以 色 列 人 那 裡 . 掃 羅 對 亞 希 亞 說 、 你 將 神 的 約 櫃 運 了 來
Saul Ahiyaya, ‹‹Tanrının Sandığını getir›› dedi. O sırada Tanrının Sandığı İsrail halkındaydı. ‹‹Efod››.那 時神 的 約櫃 在 以色列人 那裡.掃羅對亞 希亞說 、 你 將神 的 約櫃運 了 來
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Anh nghĩ là anh đã thiết kế một thiết bị làm giảm đi thiệt hại của chiến tranh.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Azt hitte, hogy olyasmit tervezett, ami csökkenti majd a háború szenvedéseit.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Był przekonany, że stworzył coś, co zredukuje liczbę ofiar podczas wojny.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Credea că inventase ceva care să reducă suferința din război.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Él pensaba que había diseñado algo que reduciría el sufrimiento en la guerra.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Era convinto di aver progettato qualcosa che avrebbe alleviato le sofferenze della guerra.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Er dachte, er hätte etwas entworfen, das die Zahl der Opfer in Kriegen verringern würde.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Han trodde att han designat något som skulle minska lidandet i krig.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Hij dacht dat hij iets had ontworpen dat de tol van het lijden in de oorlog zou verlichten.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Ia berpikir bahwa ia telah mendesain sesuatu yang dapat mengurangi penderitaan perang.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Il pensait avoir créé quelque chose qui aurait réduit la souffrance en guerre.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.그는 자신이 전쟁에서의 고통의 댓가를 줄이는 것을 발명했었다고 생각했었습니다
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Myslel si, že vynalezl něco, co může snížit vlnu utrpení ve válce.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Pensava que tinha inventado uma coisa que iria reduzir o sofrimento na guerra.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Πίστευε ότι είχε σχεδιάσει κάτι που θα μείωνε τον πόνο του πολέμου.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Думав, що сконструював річ, яка зменшить воєнні втрати і страждання.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.И той вярвал че е създал нещо, което ще намали страданията в една война.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.Он думал, что спроектировал что-то, что поможет уменьшить страдания на войне.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.הוא חשב שהוא תכנן משהו שיפחית את כמות הסבל במלחמה.
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.وقد ظن انه اخترع شيئاً سوف يقلل من فاتورة المعاناة في الحروب
Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu.作ったと思っていたわけですから 知ればきっと心を痛めたことでしょう
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.Al mismo tiempo que se afilie a un sindicato, también podrá afiliarse a la caja de desempleo del sindicato.
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.Ammattiliittoon liittyessäsi voit liittyä liiton työttömyyskassaan.
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.Lorsque vous adhérez à un syndicat professionnel, vous pouvez être affilié à une caisse de chômage.
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.När du ansluter dig till ett fackförbund kan du samtidigt ansluta dig till förbundets arbetslöshetskassa.
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.При вступлении в профсоюз вы также можете вступить в кассу взаимопомощи при профсоюзе.
Sendikaya üye olurken sendikanın işsizlik sandığına da üye olabilirsiniz.عند إنضمامك إلى إتحاد العمال يمكنك الإنضمام إلى صندوق البطالة عن العمل.
Şimdi sandığım aldatmaca çoğu insanın Madagaskar dilini konuşmadığıdır.Acum, probema este că, bănuiesc, majoritatea celor prezenți aici nu vorbesc malgașă.
Şimdi sandığım aldatmaca çoğu insanın Madagaskar dilini konuşmadığıdır.Agora, um obstáculo que vejo é que a maioria não fala malgaxe.

İlgili Sayfalar