sandığı ile cümle
sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Hay Allah, burası sandıgımdan da dar.Tämä on vielä ahtaampi kuin luulin.
Hay Allah, burası sandıgımdan da dar.Να πάρει, είναι πιο στενά εδώ από όσο πίστευα.
Hay Allah, burası sandıgımdan da dar.А здесь ещё теснее, чем я думал.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Därefter återvände Smiths häst- -med vad vi tror är hans arm. Det är allt.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Derefter vendte Smiths hest tilbage - - med det, som vi tror er hans arm. Det er det hele.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.E inmediatamente después solo ha regresado el caballo de Smith, junto con lo que creemos que es su brazo.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Logo a seguir, o cavalo do Smith, com o que julgamos ser o braço dele, foi o único que regressou.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Sieltä palasi vain Smithin hevonen ja hänen käsivartensa.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Subito dopo, il cavallo di Smith, con ciò che presumiamo essere il suo braccio, è tornato indietro.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Tuż po tym koń Smitha wrócił z czymś, co wygląda na jego rękę.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.Αμέσως μετά, το άλογο του Σμιθ, επέστρεψε με κάτι που υποθέτουμε ότι είναι το χέρι του.
Hemen ardından, geriye sadece Smith'in atı ve kolu olduğunu sandığımız şey döndü.А сразу после этого лошадь Смита и то, что похоже на его руку - вот всё, что вернулось назад.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Allereerst was het onmogelijk en is het iets anders geworden.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.D'abord, c'était impossible, et ce n'est pas ce que c'était.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Először is eredetileg lehetetlen volt, és most nem az.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Ensinnäkin, se oli mahdotonta.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.În primul rând, era imposibil și nu este ceea ce a fost.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.처음엔 실현 불가능하다고 했고, 또 실제로 나타난 건 예상과 달랐습니다.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Po pierwsze, była czymś niemożliwym, i nie stała się tym, czego się po niej spodziewano.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Prima di tutto, era impossibile, e non è ciò che era.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Primero, era imposible. Segundo no es lo que era
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Till att börja med var det omöjligt och att det inte var vad det var.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Zunächst einmal war es unmöglich und es ist nicht was es war.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Πρώτα απ' όλα, ήταν αδύνατον, και δεν ήταν αυτό.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Во-первых, это было невозможно, во-вторых, это не то же, что было.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.Преди всичко, беше невъзможен, и не е това, което беше.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.ראשית זה היה בלתי אפשרי, וזה לא מה שזה היה
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.بادئ ذي بدء، كان مستحيلاً، ولم تكن ما كانت عليه.
Her şeyden önce, bu imkansızdı, sandığımız şey değildi.例えば
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.A truhlu Hospodinovu položili na voz i skriňku i zlaté myši i podoby svojich prýšťov.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Au pus în car chivotul Domnului, şi lada cu şoarecii de aur şi chipurile umflăturilor lor.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.A vstavili truhlu Hospodinovu na vůz, i škřiňku i myši zlaté, a podobizny zadků svých.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Chúng để hòm của Ðức Giê-hô-va lên trên xe luôn với cái trắp có con chuột bằng vàng, và hình trĩ lậu.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Chúng để hòm của Ðức_Giê - hô-va lên trên xe luôn với cái trắp có con chuột bằng vàng , và hình trĩ lậu .
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Daarna werden de ark van de HERE en de kist met de gouden muizen en gezwellen op de wagen geplaatst.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Derpå satte de HERRENs Ark på Vognen tillige med Skrinet med Guldmusene og Bylderne.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.És feltették az Úrnak ládáját a szekérre és a táskát az arany egerekkel és fekélyeiknek képmásával.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.In skrinjo GOSPODOVO nalože na voz, tudi skrinjico z zlatimi mišmi in podobami svojih tvorov.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Ja he panivat Herran arkin vaunuihin ynnä lippaan, kultahiiret ja paiseittensa kuvat.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.여호와의 궤와 및 금쥐와 그들의 독종의 형상을 담은 상자를 수레위에 실으니
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Potem wstawili skrzynię Pańską na wóz, i skrzynkę, i myszy złote, i podobieństwa zadnic swoich.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Quindi collocarono l'arca del Signore sul carro con la cesta e i topi d'oro e le immagini dei bubboni
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.Så satte de Herrens ark på vognen og likeså skrinet og gullmusene og billedene av sine bylder.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.И положиха на колата Господния ковчег, и ковчежеца със златните мишки и подобията на хемороидите си.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.и поставили ковчег Господа на колесницу и ящик с золотыми мышамии изваяниями наростов.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.וישמו את ארון יהוה אל העגלה ואת הארגז ואת עכברי הזהב ואת צלמי טחריהם׃
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.ووضعوا تابوت الرب على العجلة مع الصندوق وفيران الذهب وتماثيل بواسيرهم.
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.把 耶 和 華 的 約 櫃 、 和 裝 金 老 鼠 並 金 痔 瘡 像 的 匣 子 都 放 在 車 上
İçinde farelerle urların altın benzerlerinin bulunduğu kutuyu RABbin Sandığıyla birlikte arabaya koydular.把 耶和華 的 約櫃 、 和 裝金 老鼠 並金 痔瘡 像 的 匣子 都 放在 車上
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Am zwanzigsten Tage im zweiten Monat des zweiten Jahres erhob sich die Wolke von der Wohnung des Zeugnisses.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Den tyvende Dag i den anden Måned af det andet År løftede Skyen sig fra Vidnesbyrdets Bolig.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.El 20 del mes segundo del segundo año se levantó la nube de encima del tabernáculo del testimonio
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.I andra året, i andra månaden, på tjugonde dagen i månaden höjde sig molnskyn från vittnesbördets tabernakel.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Il secondo anno, il secondo mese, il venti del mese, la nube si alzò sopra la Dimora della testimonianza
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.În ziua a douăsprezecea a lunii a doua a anului al doilea, s'a ridicat norul de pe cortul întîlnirii.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.I stalo se léta druhého, dvadcátý den měsíce druhého, že se vyzdvihl oblak z příbytku svědectví.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.제 이년 이월 이십일에 구름이 증거막에서 떠오르매
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Le vingtième jour du second mois de la seconde année, la nuée s`éleva de dessus le tabernacle du témoignage.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Toisen vuoden toisen kuukauden kahdentenakymmenentenä päivänä pilvi kohosi lain asumuksen päältä.
İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü bulut Levha Sandığının bulunduğu konutun üzerinden kalktı.Xảy trong ngày hai mươi tháng hai, năm thứ hai, thì trụ mây cất lên khỏi đền tạm chứng cớ.