Ana içeriğe geç
Sözlük

samimi olmak ile cümle

samimi olmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Şey, samimi olmak gerekirse, bundan hiç hoşlanmıyorum.Well, to be frank, I don't like it at all.
Görüşmelerde dürüst ve samimi olmak zorundasın.You have to be up-front and candid at interviews.
Seninle samimi olmak istiyorum.I wish to be candid with you.
Tom evlenmeden önce Mary ile samimi olmak istemiyordu.Tom didn't want to be intimate with Mary before marriage.
İnsanların seninle işbirliği yapmasını istiyorsan daha samimi olmak zorundasın.If you want people to collaborate with you, you have to be friendlier.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.JULlET But to be frank and give it thee again.
Ya da samimi olmak gerekirse, her tür ürün reklamı için geçerlidir.Or, frankly, for advertising with all kinds of products.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.I looked again, and honesty compelled me to be frank.
Samimi olmak gerekirse bilgisayar güvenliğini biraz sıkıcı buluyorum.I find computer security, frankly, to be kind of boring.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.The changes would have to be deeper.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Aku melihat lagi, dan kejujuran memaksa saya untuk jujur.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Guardai di nuovo, e l'onestà mi costringeva ad essere sinceri.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Ich schaute wieder und Ehrlichkeit zwang mich um ehrlich zu sein.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Ik keek nog eens, en eerlijkheid verplicht me om eerlijk te zijn.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.I κοίταξε ξανά, και ειλικρίνεια υποχρεωμένος να είμαι ειλικρινής.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Jag tittade igen och ärlighet tvingat mig att vara uppriktig.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.J'ai regardé de nouveau, et l'honnêteté m'oblige à être honnête.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Jeg kiggede igen, og ærlighed tvang mig til at være ærlige.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Katsoin uudelleen, ja rehellisyys pakotti minua olemaan rehellisiä.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.다시 보니, 정직 내가 솔직히 말하면 강요.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.M-am uitat din nou, şi onestitate obligat să fiu sincer.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Megnéztem újra, és a becsületesség kénytelen legyek őszinte.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Podíval jsem se znovu a poctivost mě přimělo abych byl upřímný.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Pozrel som sa znovu a poctivosť ma prinútilo aby som bol úprimný.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Sem pogledal še enkrat, in poštenost prisiljeni mi, da je odkrit.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Spojrzałem ponownie i uczciwość skłoniła mnie być szczery.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Tôi nhìn một lần nữa, và sự trung thực bắt buộc tôi để được thẳng thắn.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Погледнах отново, и честност ме принуди да бъда откровен.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Я подивився ще раз, і чесність змусила мене бути відвертим.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.Я посмотрел еще раз, и честность заставила меня быть откровенным.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.نظرت مرة أخرى ، والصدق اضطرني إلى أن أكون صريحا.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda."私は古いやつ、それがされている可能性がどのように表示されません。"
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Aber es musste tiefere Veränderungen geben.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.A változásoknak mélyebbnek kellett volna lenniük.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Mais les changements devaient être plus profonds.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Nhưng sự thay đổi chắc hẳn nằm sâu bên trong.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Schimbarile trebuie sa fie profunde.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Změny by musely být hlubší.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Zmiany muszą być głębsze.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Οι αλλαγές θα πρέπει να είναι βαθύτερες.
Daha samimi olmak için değişiklikler olurdu.Изменения должны быть глубже.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.A régi időkben a vezénylés, a zenélés, kevésbé szólt a bizalomról, inkább a kényszerről.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Dans le temps, diriger, créer de la musique, reposait mois sur la confiance que su la coercition.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Di masa lalu, memimpin orkestra, bermain musik lebih mengenai paksaan ketimbang kepercayaan.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.En los viejos tiempos, dirigir, hacer música tenía menos que ver con la confianza y más con la coerción.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Francamente, in passato, dirigere, fare musica, avevano più a che fare con la coercizione che con la fiducia.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Früher ging es beim Dirigieren und beim Musizieren weniger um Vertrauen und, ehrlich gesagt, mehr um Nötigung.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.예전의 지휘와 작곡활동은 믿음 보다는 사실 강제적인 것이 많았습니다
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.V minulosti bylo dirigování a skládání hudby méně o důvěře a, na rovinu řečeno, o nátlaku.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.W dawnych czasach dyrygowanie, tworzenie muzyki, opierało się mniej na zaufaniu, a bardziej na przymusie.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.В давні часи, диригування, творення музики, йшло менше про довіру і більше, направду, про примус.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.В прошлом, дирижёрство, музицирование, основывалось скорее не на доверии, а, честно говоря, на принуждении.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.בעבר, ניצוח, עשיית מוזיקה, התבססה פחות על אמון ויותר, למען האמת על כפייה.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.率直なところ強制でさせるものでした 第二次世界大戦以前の指揮者というと
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.GIULIETTA Ma ad essere sinceri e dare te di nuovo.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.JULIA Ale szczerze i dać cię znowu.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.Júlia De hogy őszinte legyek, és adja meg neked újra.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.JULIE Ale abych byl upřímný, a dá tobě znovu.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.JULIE Ale aby som bol úprimný, a dá tebe znova.
JULIET Ama samimi olmak ve tekrar sana vermek için.JULIET Aber um ehrlich zu sein und geben es dir wieder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod