Tom samimiyetsizdir.Tom is devious.
Onun samimi olduğunu sanmıyorum.I don't think that he is sincere.
Amerikalılar samimi ve cana yakındırlar.Americans are friendly and approachable.
En samimi talebime rağmen, benimle konuşmayı reddettiler.They refused to talk to me in spite of my earnest request.
Eski kuşlar saman ile yakalanmış değil.Old birds are not caught with chaff.
"Bunlar kimin CD'leri?" "Onlar Samirin CD'leri.""Whose CD's are these?" "They are Samir's."
Samir henüz bitirmedi.Samir hasn't finished yet.
Şam nerede?Where is Damascus?
Şam, Suriye'dedir.Damascus is in Syria.
Jüri, Samsung'un Apple'ın patentini ihlal ettiğini öğrendi.The jury found that Samsung had infringed upon Apple's patents.
Biz Samanyolu galaksisinde yaşıyoruz.We live in the Milky Way galaxy.
Şampiyonluğa kaç takım katıldı?How many teams participated in the championship?
Tom samimi görünüyor.Tom seems sincere.
Biraz şampanya ister misin?Would you like some champagne?
Bu hayvanlar samimi.These animals are friendly.
Bu hayvan samimi.This animal is friendly.
Şampiyonsun, değil mi?You're the champion, aren't you?
Onların samimi olduğunu umuyorum.I hope they're friendly.
Ben sadece samimi olmaya çalışıyorum.I'm just trying to be friendly.
Onların kim olduğunu bilmiyorum ama onlar samimi görünmüyor.I don't know who they are, but they don't look friendly.
Ben samimi bir yüz görmeyi umarak etrafa baktım.I looked around hoping to spot a friendly face.
O büyük bir yüzme şampiyonu.He is a great swimming champion.
Hayır, Sam!Sam, no!
Öğretmen samimiyetsiz.The teacher is unfriendly.
Bir bardak şampanya içelim.Let's have a glass of champagne.
Bir an için samimi olalım.Let's be candid for a moment.
Samimi olalım.Let's be candid.
Samimi görüşünü istiyorum.I'd like your candid opinion.
Tom samimi.Tom's friendly.
Bildiğim kadarıyla o samimi bir adam.For all I know, he's a friendly guy.
Şam, Suriye'de yer alır.Damacus is located in Syria.
Sen samimisin.You're frank.
Sen samimiyetsizsin.You're insincere.
Biz samimiyiz.We're sincere.
Ben samimiyim.I'm sincere.
Tom samimiydi.Tom was warm.
Biz çok samimiyiz.We're very close.
Biz yeterince samimiyiz.We're close enough.
Bir samurayın kanı, Taro'nun damarlarında akıyor.A samurai's blood runs in Taro's veins.
Biz samimiydik.We were close.
Onlar samimiyetsizler.They're insincere.
Onlar çok samimi.They're awfully friendly.
Onun çok samimi bir gülümsemesi var.He has a very friendly smile.
Tüm maçları kazandıktan sonra şampiyon unvanını aldı.After winning all the matches, he got the title of champion.
Şampanya içmiyorum.I don't drink champagne.
Tom şampanya içiyor.Tom is drinking champagne.
Tom çok samimi.Tom is very close.
O bir samuray.He's a samurai.
Henüz şampanyayı patlatma.Don't break out the champagne yet.
Saman nezlesi olduğunu bilmiyordum.I didn't know you had hay fever.
O, samimiyetten korkuyor.He's afraid of intimacy.
Bu şampuan saçımı parlak yapıyor.This shampoo makes my hair shiny.
O, gece yarısında şampanya içecek.He will drink the champagne at midnight.
Samimiyetini sorguluyorum.I question your sincerity.
Bu, samanlıkta bir iğne bulmak gibidir.That's like finding a needle in a haystack.
Seninle samimi olmak istiyorum.I wish to be candid with you.
Seninle çok samimi olacağım.I'll be very frank with you.
Şam güzel bir şehirdir.Damascus is a beautiful town.
Miami Heat, NBA şampiyonluğunu kazandı.The Miami Heat won the NBA championship.
Miami Heat arka arkaya ikinci NBA şampiyonluğunu kazandı.The Miami Heat won a second straight NBA championship.