Salata yaptım. Onu beğendin mi?I made the salad. Did you like it?
Bu patates salatasını yemeyeceğim.I'm not eating this potato salad.
Salatayı uzatır mısın?Would you pass the salad?
Salata nasıl?How is the salad?
Bir patates salatası yedik.We ate a potato salad.
O bir kale salatası yedi.She ate a kale salad.
Tom ve Mary bahçelerinde marul salatası yetiştirirler.Tom and Mary grow leaf lettuce in their garden.
Salata yapar mısın?Could you make the salad?
Rus salatası, patates, zeytin, ton balığı ve diğer sebzelerle yapılır.Russian salad is made with potatoes, olives, tuna, and other vegetables.
Salata; zeytinyağı, kruton ve fındık olmadan tamamlanmamıştır.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviçim vardı.I had an egg salad sandwich for lunch.
Ben salatalık yerim.I eat cucumber.
Salata çok tuzlu.The salad is very salty.
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.Pour the dressing over the salad and toss gently.
Salatayı karıştırabilir misin?Can you toss the salad?
Tom salatasını yemedi.Tom didn't eat his salad.
Bizim üçümüz sosisli sandviç ve patates salatası yedi.The three of us ate hot dogs and potato salad.
Salatayı yapmama yardım etmeye gel.Come help me make the salad.
Tom, meyve salatasında sadece bir çilekten daha fazlası olmasını diledi.Tom wished there was more than just one strawberry in his fruit salad.
Tom öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviç yedi.Tom had an egg salad sandwich for lunch.
Tom bir Yunan salatası yedi.Tom ate a Greek salad.
Niçoise salatası Nice yakınlarındaki bölgenin tipik bir yemeğidir.Niçoise salad is a typical food of the area near Nice.
Size bir salata mı yoksa başka bir şey mi getirmeliyim?Should I bring a salad or something?
Lütfen bir salata getir.Please bring a salad.
Öğle yemeği için bir salata yedim.I ate a salad for lunch.
Öğle yemeği için bir paket salata aldım.I got a takeout salad for lunch.
Annem sık sık makarna salatası yapar.My mother often makes pasta salad.
Tom Mary'nin patates salatası yapma tarzını seviyor.Tom likes the way Mary makes potato salad.
Bu salata yeterince ekşi değil.This salad is not sour enough.
Salata sevmiyorum.I don't like salad.
Salata sevmem.I don't like salad.
Bir at hıyar salatası yemez.A horse doesn't eat cucumber salad.
Bu ne tür salata?What kind of salad is this?
Salatanda ne tür sos istiyorsun?What kind of dressing do you want on your salad?
Salatanda ne seversin?What do you like on your salad?
Tom Mary'nin kendisi için yaptığı salatayı yedi.Tom ate the salad that Mary made for him.
O bir ringa balığı salatası yedi.He ate a herring salad.
İşte salatan.Here's your salad.
O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.He likes salads that contain sour cream.
Mary bir kıvırcık lahana ve kinoa salatası yaptı.Mary made a kale and quinoa salad.
Turp çoğunlukla salata sebzesi olarak kullanılır ve çiğ yenir.Radishes are commonly used as a salad vegetable and eaten raw.
Çorbamda frenksoğanını severim ama salatamda değil.I like chives in my soup, but not in my salad.
Bana salata tarifini verir misin?Will you give me the recipe for your salad?
Salata yer misin?Do you eat salads?
Bizim kabak, domates, salatalık, havuç, bamya ve patatesimiz var.We have squash, tomatoes, cucumbers, carrots, okra and potatoes.
Bir ton balığı salatası yedim.I ate a tuna salad.
Salatayı hazırlar mısınız?Could you prepare the salad?
Humusta olduğu kadar salatada da garbanzo fasulyeleri vardı.There were garbanzo beans in the salad as well as in the hummus.
Lütfen salata için tavuğu doğra.Please chop the chicken for the salad.
Mary ızgara tavuk salatası yedi.Mary ate a grilled chicken salad.
Ne uzun bir salatalık.What a long cucumber.
Domatesleri dilimle ve onları salataya koy.Slice up the tomatoes and put them in the salad.
Salatalık acı mı? O zaman onu at!The cucumber is bitter? Then throw it away!
Waldorf salatası on dokuzuncu yüzyıldan bir Amerikan buluşudur.Waldorf salad is an American invention from the nineteenth century.
Mary salatasının içine biraz kavrulmuş ceviz koydu.Mary put some roasted pecans into her salad.
Tom salata yedi.Tom ate the salad.
Salatalık turşusu ile sarı pirinç yemeyi severim.I like to eat yellow rice with cucumber pickles.
Patates salatası yapmayı düşünüyordum.I was thinking of making a potato salad.
Tom tabağına biraz salata koydu.Tom put some salad on his plate.