B hücrelerini aktive edebilir ve ayrıca sitokin salar.Las células b y también libera citoquinas.
B hücrelerini aktive edebilir ve ayrıca sitokin salar.Sel B dan juga melepaskan sitokin.
B hücrelerini aktive edebilir ve ayrıca sitokin salar.В-клетките и отделят цитокини.
B hücrelerini aktive edebilir ve ayrıca sitokin salar.В-клітини та випускати цитокіни.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.우리중 많은 이들이 신선한 채소를 한번도 먹지 않으며 자랐습니다. 어쩌다 먹는 생당근이나 이상한 상추 샐러드를 빼면요.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Mnoho z nás vyrástlo nejediac čerstvú zeleninu s výnimkou občasnej surovej mrkvy či možno zeleného šalátu.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Monet meistä eivät syöneet lapsena tuoreita kasviksia paitsi ehkä joskus porkkanan tai salaatin.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Sokunk úgy nőtt fel, hogy soha nem evett friss zöldséget, kivéve a néhai sárgarépát vagy az alkalmi salátát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Spousta z nás vyrostlo, aniž by jedli zeleninu až na příležitostnou mrkev nebo hlávkový salát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Velen zijn opgegroeid zonder verse groenten behalve misschien af en toe een rauwe wortel of een salade.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.רבים מאיתנו גדלו מבלי שאי פעם אכלנו ירק טרי מלבד גזר טרי אקראי או אולי סלט חסה מוזר.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.ترعرع الكثيرون منا بدون أن يأكلوا أطعمة طازجة بإستثناء أكل الجزر أحياناً أو ربما سلطة الخس.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.大人になるまでフレッシュ野菜を食べた事ない人は少なくない 僕なら、これは嘘じゃないよ、
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.我地好多人成長嗰陣除咗有時食下生紅蘿蔔 或者生菜沙律之外,好少會食新鮮蔬果
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.A fák gyökereikkel a föld egy pontjába kapaszkodnak sok-sok emberi generáción át.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Bäume sind viele Menschengenerationen lang an ein und derselben Stelle im Boden verwurzelt.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Bomen zijn op een plek geworteld in de grond vele menselijke generaties lang.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Cây cối cắm rễ vào lòng đất ở một chỗ qua nhiều thế hệ con người.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Copacii sunt stabiliţi în pământ într-un singur loc pentru multe generaţii de oameni.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Elas estão enraizadas no solo de um lugar durante muitas gerações humanas.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Gli alberi sono radicati nel terreno nello stesso posto per molte generazioni.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.나무는 오랫동안 한 장소에서 뿌리를 내립니다.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Les arbres sont enracinés dans le sol en un seul endroit pendant nombre de générations humaines.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Los árboles echan raíces en el suelo en un lugar por muchas generaciones humanas.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Pohon tertanam di tanah pada satu tempat selama banyak generasi manusia.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Puut ovat juurtuneina maahan yhdessä paikassa sukupolvien ajan.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Są zakorzenione w miejscu przez wiele ludzkich pokoleń.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Stromy sú zakorenené v zemi na jednom mieste po mnoho ľudských generácií.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Ριζώνουν σ' ένα μέρος για πολλές ανθρώπινες γενιές.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Деревья врастают корнями в землю в одном и том же месте на многие человеческие поколения.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.Дърветата са застопорени в земята на едно място за много човешки поколения.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.עצים מושרשים באדמה במקום אחד למשך דורות אנושיים רבים.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.الأشجار متأصلة في الأرض في المكان عينه لأجيال متعددة.
Bir çok insan jenerasyonu için ağaçlar tek bir yerde kök salarlar.同じ地にあります しかし視点を
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...- Bármit elfogadok!
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Een donut, een paar dadels, een komkommer...
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Kobliha, několik datlí, okurek...
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...O gogoaşă, câteva întâlniri, un castravete.
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Ένα ντόνατ, μερικά ραντεβού, ένα αγγούρι...
Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Кифла, няколко фурми, краставица.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Am facut o noua portie de castravete umplut.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Ho fatto una nuova infornata di cetriolo farcito.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Ich habe wieder eingelegte Gurken gemacht.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Ik heb een dozijn van gevulde komkommers gemaakt.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Jag har gjorde en hel det nya stoppade gurkor.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.J'ai fait un nouveau plat de concombre.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Tôi vừa làm một đợt dưa leo nhồi mới.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Zrobiłem nową partię nadziewanych ogórków.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Έφτιαξα μπόλικο γεμιστό αγγούρι.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.Я сделал новую партию фаршированного огурца.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.أنا صنعت اكله جديده من الخيارالمحشو .
Bir yığın salatalık dolması yaptım.それ全部食べてから帰れ
Briggs askerleri mi?! Sizi salaklar!-Ovatko ne Briggsin sotilaita?
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Acest om, Joel Salatin, e numit fermier alienat deoarece cultivă împotriva sistemului.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".A este hombre, Joel Salatin, lo llaman granjero loco porque cultiva en contra del sistema.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Cet homme, Joel Salatin, ils l'appellent un fermier fou parce qu'il cultive sans tenir compte du système.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Den här mannen, Joel Salatin, kallas för en galen bonde eftersom han odlar emot systemet.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Denne mand, Joel Salatin, bliver kaldet en vanvittig landmand fordi han dyrker imod strømmen.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Deze man, Joel Salatin, ze noemen hem een gekke boer omdat hij tegen het systeem in kweekt.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Diesen Mann hier, Joel Salatin, nennen die Leute einen verrückten Bauern, weil er anders als andere anpflanzt.