Ciddiyim! Tamam, şaka yapıyorum.Я серйозно! Гаразд, жартую.
Her şey sadece bir şakaydı.Усе було лише жартом.
Tom'un aksanı hakkında bir şaka yaptım.Я пожартував про акцент Тома.
5 Ekim 1970, Sakarya), Türk oyuncu.Berat Yenilmez нар.5 жовтня 1970, Сакарья), турецький театральний та кіноактор .
Aşka inanıp inanmadığı sorulduğunda: "Şaka mı yapıyorsunuz?Na otázku zda je věřící odpověděl: „V Boha?
Bir gün sonra ise bunun 1 Nisan şakası olduğu açıklandı.Hovořilo se o tom, že to byl pravděpodobně aprílový žertík.
Yetişkinlerde vakaların %66'sı sakatlık yaşamaktan kurtulur.U dospělých končí 66 % všech případů bez jakéhokoli postižení.
Şaka bile yaptı.To si snad děláte srandu.
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.Jinak si ze všeho dělá srandu.
Aslında ilan, bir şakadan ibaretti.Tato přezdívka je vlastně vtip.
Ama bir sakatlık yaşadı ve 3-4 ay oynayamadı.V září se zranil a dva a půl měsíce nemohl hrát.
Futbolcu olan babasının aktif spor kariyeri, sakatlığı nedeniyle erken bitti.Ovšem jeho slibná sportovní kariéra fotbalisty skončila velmi rychle kvůli zranění.
Burada ağır bir sakatlık geçirdi.V té prodělal těžký záškrt.
Mayıs 2011'de, geçirdiği sakatlıktan dolayı sağ bileğinden bir ameliyat geçirdi.V květnu 2011 podstoupil operaci pravého kotníku.
Hayvanları, değerli taşları ve her türlü şakayı severler.Vlkodlaci mají rádi drahé kameny a zlato.
Binbaşı bunu garip bir fikir olarak değerlendirir ve yersiz bir şaka olduğunu söyler.Myslí si tak, že se jedná o nějaký špatný žert a zavěsí.
Konu şakayla karışık alaylı bir dille anlatılır.Co jsem řekl byl pouze vtip, který špatně přeložili.
Bu sakatlıktan sonra henüz tam anlamıyla eski formuna dönemedi.Po tomto zranění se však již nedokázal dostat do dřívější formy.
Elisabeth bu teklifi bir şaka olarak kabul eder.Bart z toho udělá vtip.
Daha sonra "Amerikan Rüyası" ve ABD'nin bir şaka olduğunu söyledi.Vida později prohlásil, že šlo jenom o vtip a „ruské lidi má rád“.
Başkan John F. Kennedy'yi Paar'da bir şaka olarak gördü.Je pravda, že prezident Klaus si pero bral trochu komicky.
Kariyerinde pek çok sakatlıkla karşılaşmıştır.Ve své kariéře utrpěl několik závažných zranění.
O güzelim sakalımı kestiniz, diye söylenmiş.Jeho socha měla údajně postříbřené vousy.
Sakatlığı bugün de devam etmektedir.Přesídlení pokračuje i dnes.
Ah, şakacılar.”Zábavné věci!"
Yalnızca bazı fıkra ve şakalar nüktelidir.Kéž by měl vtip a styl!
Erkekler bu süre içinde saç ve sakal tıraşı olmazlar.Někteří však nepohrdnou ani sarančaty či hlemýždi.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Daniel je člověk, který dělá hostinského v místní hospodě.
Sonra dan sakatlandı ve bir süre gözükmedi.Ten si však jen maloval na zemi a nevšímal si jich.
Bazılarında sakllı bazılarında sakalsızdır.Některé z nich jsou bezbariérové.
Sakatlığı nedeniyle sezonu beş hafta öneceden kapattı.Kvůli nemoci však post po pěti měsících složil.
Ancak Temmuz ortasında yeniden sakatlanan futbolcu, birkaç hafta daha sahalardan uzak kaldı.Ovšem láska k fotbalu byla stále příliš silná, a tak ještě pár měsíců zůstal.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var / Benim Allah'ım bu çizgili yüz? ^ Yıldıran Sarıkaya, Meliha.Ledeč nad Sázavou: MÚ Ledeč nad Sázavou . . PLEVA, František.
Doni, bu dönemde sakatlıktan kurtuldu.To zachránilo Óta od ponížení.
1991/92 sezonunda büyük bir sakatlık yaşadı.Sezóna 1991/92 znamenala velký průlom.
Bir şaka dükkânıdır.Jedná se o prodejní výstavu.
Sakatlığı bir sonraki sezonun ilk aylarına kadar sürdü.Obléhání trvalo do následujícího jara.
Şarapova Fransa Açık öncesi sakatlıklarından dolayı hiç hazırlık turnuvası oynayamadı.Od počátku sezóny neodehrála až do French Open žádný turnaj na antuce.
Haberler ve Şakalar.Pohádky a vyprávěnky.
Sakatlığı nedeniyle sadece 7 maça çıkabildi.V novém klubu odehrál kvůli zranění totiž pouze 7 zápasů.
İddiaya göre Rooney, Ferguson tarafından oynatılmaması yüzünden sakatlığı varmış gibi davranmaktaydı.Bohužel zjistí, že byl Fisby převelen spíše kvůli neschopnosti.
Takımı bronz madalya kazandı ancak kendisi dizinden sakatlandı.S týmem získali bronzové medaile, bodově se však neprosadil.
Yardım severdir ama çok sakardır.Je aktivní a miluje pohyb, ale není hravý.
Önemsiz sakatlanmalarla dolu bir haftadan sonra, Tier II turnuvası Generali Ladies Linz'de final oynadı.Do druhého a svého závěrečného finále dvouhry na túře WTA postoupila na halovém Generali Ladies Linz 1991.
Her iki cinsiyette de sakal bulunur ve küpeli olanlarına pek rastlanmaz.Podle zprávy ministerstva oba seděli vzadu a neměli zapnuté bezpečnostní pásy.
Onun sakatlığında mücadele eden Heat, büyük takasa gittiği Charlotte Hornets'a elendi.Strhne se však velká rvačka, z níž je obviněn právě Horác.
Sakarya Atatürk Stadyumu, Sakarya'daki 13.216 kişilik eski stadyumdur.Svá domácí utkání hraje na stadionu Sakarya Atatürk Stadyumu s kapacitou 13 216 diváků.
Dodig, Ben McLachlan ile birlikte oynamayı planladı, ancak sırtındaki sakatlığı nedeniyle çekildi.Dodig měl nastoupit s Japoncem Benem McLachlanem, ale dvojice odstoupila pro zádové zranění Chorvata.
Ancak maçın devre arasında sakatlanıp oyundan çıkmak zorunda kaldı.Tal byl během turnaje vážně nemocný a musel odstoupit.
RAW şovunda bacağından küçük bir sakatlık geçirmiştir.Ruffian měla naprasklou kost zadní nohy.
Pratik şakaları sever.Miluje špatné vtipy.
2006 yılında sakatlığı nedeniyle profesyonel tenis hayatına son verdi.Status profesionálního tenisty získal v roce 2006.
Tüm bu zaman boyunca Charlie sürekli olarak sakarlılar yaptığından işler bir türlü yolunda gitmez.Charlie se dostává do nebe, navzdory tomu, že nikdy v životě neudělal nic správného.
İlk önce 1996 yılında Sakaryaspor'un A Genç takımını çalıştırmaya başladı.V roce 1996 začal trénovat brazilské Jiu-Jitsu.
Ancak bir sakatlık durumda çağrılmak için hazırlanan 6 kişilik yedek kadroda yer almaktaydı.Dalších šest satelitů bylo uskladněno pro případ nutnosti náhrady.
Güzel geçen 6 yıldan sonra Vinsanity sakatlandı.První tři roky byla spojována s Vindobonou.
Elbette bu sakatlığı bulunan Big Show'un dinlendirilmesi için ayarlanmış bir son dakika senaryosuydu.Tato scéna však byla nakonec vystřižena kvůli časovému omezení epizody.
Bu sakatlık, az kalsın Čech'in ölümüne neden oluyordu.Kdo může beztrestně vyzývat k likvidaci Čechů.
Sakalının renginden ötürü "Le Diable Rouge" (Kızıl Şeytan) adı takılmıştır.Kvůli barvě se mu přezdívalo „Rudá svině“.
Şakak kemiği(os temporale)ne bağlanır.Trikot se suknovou vazbou (šarmé).