sakızı ile cümle
sakızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Hiç sakızın var mı?Do you have any gum?
Sakızı çiğnedim.I chewed the gum.
O, sakızını çiğnedi.He chewed his gum.
Sınıfta sakızını patlatmamalısın.You shouldn't pop your bubble gum in class.
Tom sakızını tükürdü.Tom spit out his gum.
Tom sakızını yuttu.Tom swallowed his chewing gum.
O, sakızı çiğnedi.He bit into the chewing gum.
Sakızını bana ver.Give me your gum.
Mary, sakızını bana ver.Mary, give me your chewing gum.
Bu, ilk defa bir şekersiz sakızın Wrigley adı altında pazarlandığını işaret etti.This marked the first time that a sugar-free gum was marketed under the Wrigley name.
Stimorol, başlangıçta Danimarka şirketi Dandy şirketi tarafından üretilen bir çiklet sakızıdır.Stimorol is a brand of chewing gum originally produced by the Danish company Dandy.
Çam sakızının kaliteli olduğu söylenir.It is believed that the mud is of special quality.
Kendime ait gerçek bir Bazooka sakızı almaya karar verdim.I decide that I'm going to get my very own piece of Bazooka bubble gum.
Yut o sakızı. <i>"Jenny"</i> <i>"Yeni bir yıldız doğuyor!"</i>Spit out the gum. "Jenny" "New star comes up!"
Parfüm yapımında kullanılan diğer maddeler arasında mür, tarçın ve balzam sakızı bulunmaktadır.Other substances added include myrrh, cinnamon, and balsam gum.
Detroit usulü pizza, çıtır ve sakızımsı kalın bir hamuru olan dikdörtgen bir pizzadır.Detroit-style pizza is a rectangular pizza with a thick crust that is crispy and chewy.
Jeanes ayrıca ksantan sakızını geliştiren ekibin bir parçasıydı.Jeanes was also part of the team that developed xanthan gum.
Sakızın tadı kaçtı.El chicle perdió el sabor.
Stimorol, başlangıçta Danimarka şirketi Dandy şirketi tarafından üretilen bir çiklet sakızıdır.Dynamics NAV fue inicialmente desarrollado por una empresa danesa.
Bart, tuvalete koyduğu sakızı, Müdür Skinner'ın annesinin kızlar tuvaletinde olduğu sırada patlatır.Bart organiza una broma contra el Director Skinner, colocando planchas de metal en los zapatos del director.
Pirgi köyünde küçük bir damla sakızı müzesi de bulunmaktadır.Также существует мюзикл «Мальчик в перьях».
Bart, tuvalete koyduğu sakızı, Müdür Skinner'ın annesinin kızlar tuvaletinde olduğu sırada patlatır.Бомбочка взрывается в тот момент, когда в женском туалете находится мать директора Скиннера Агнес.
Yemek olarak kullanılmasının yanı sıra sakızı yapılır.Помимо закусок занимается гаданием.
Ağzındaki sakızı üç ay boyunca çiğnediği için ödül almıştır.Jego obcięta głowa przez 3 dni wisiała nad bramą miasta.
1869 - Ohio'lu (ABD) diş doktoru William F. Semple, sakızın patentini aldı.1869 — Американець Вільям Фінлі Семпл зі штату Огайо запатентував жувальну гумку.
Pirgi köyünde küçük bir damla sakızı müzesi de bulunmaktadır.Există un mic Muzeu al Masticului în satul Pyrgi.
Damla sakızıCseppkő Karszt
Sakızı çiğniyorum.Μασάω την τσίχλα.
Fertin Pharma, özellikle nikotin sakızı gibi tıbbi sakızların geliştirilmesi ve üretiminde uzmanlaşmıştır.Fertin Pharma specialiserer sig i udvikling og produktion af medicinsk tyggegummi, især nikotintyggegummi.
1869 - Ohio'lu (ABD) diş doktoru William F. Semple, sakızın patentini aldı.1869 г. Уилям Семпъл, заболекар от Охайо, получава първия патент за дъвка.
Pirgi köyünde küçük bir damla sakızı müzesi de bulunmaktadır.В селището Пирги се намира и малък музей на мастикса.
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişDer blev foretaget skønsmæssigt 303 000 beslaglæggelser af cannabisharpiks, svarende til 909 tons, i Europa
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişEn 2005, se incautaron un total de 909 toneladas de resina de cannabis en las 303 000 operaciones que se
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişEstima-se que em 2005 foram efectuadas, na Europa, 303 000 apreensões de resina de cannabis equivalentes
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişEuroopassa takavarikoitiin vuonna 2005 yhteensä 909 tonnia
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişEurópában 2005-ben a becslések szerint 303 000 alkalommal foglaltak le kannabiszgyantát,
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişIm Jahr 2005 wurden in Europa bei schätzungsweise 303 000 Sicherstellungen 909 Tonnen Cannabisharz
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişIn 2005 werden in Europa naar schatting 303 000 vangsten van cannabishars gedaan met een totaal gewicht van
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişNa splošno je v Evropi od leta 2000 opazen nenehno naraščajoč trend števila zasegov rastlin konoplje.
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişSzacuje się, że w 2005 r. w Europie miało miejsce 303 tys. przypadków konfiskaty żywicy konopnej, co
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişUppskattningsvis 303 000 beslag av hasch motsvarande
2005 yılında Avrupa’da tahmini 303.000 ele geçirme vakasında toplam 909 ton kenevir sakızı ele geçirilmişV roce 2005 bylo v Evropě zaznamenáno odhadem 303 000 záchytů konopné pryskyřice, což představuje
Avrupa, çoğu Kuzey Afrika’da üretilen kenevir sakızı için başlıca küresel pazar olmaya devam etmektedir.A nagyobbrészt Észak-Afrikában termelt kannabiszgyanta számára továbbra is Európa a fő globális piac.
Avrupa, çoğu Kuzey Afrika’da üretilen kenevir sakızı için başlıca küresel pazar olmaya devam etmektedir.Europa är fortfarande den främsta marknaden i världen för hasch, som huvudsakligen produceras i Nordafrika.
Avrupa, çoğu Kuzey Afrika’da üretilen kenevir sakızı için başlıca küresel pazar olmaya devam etmektedir.Európa zostáva hlavným globálnym trhom pre kanabisovú živicu, ktorá sa väčšinou vyrába v severnej Afrike.
Avrupa, çoğu Kuzey Afrika’da üretilen kenevir sakızı için başlıca küresel pazar olmaya devam etmektedir.Европа остава основен световен пазар за канабисова смола, повечето от която е произведена в Северна Африка.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Bazooka din care primim o dată pe an în Ucraina și trebuie să mestecăm o bucată timp de o săptămână întreagă.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Bazooka, kterou by jsme dostali na Ukrajině jednou za rok a museli by jsme žvýkat jeden kousek po celý týden.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Bazooka, som vi ville få en gang om året i Ukraine, og som vi ville tygge på en hel uge ad gangen.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Bazooka yang kami dapatkan setahun sekali di Ukraina dan satu butir itu kami kunyah selama seminggu penuh.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.우크라이나에서는 일년에 딱 한번 먹을 수 있었어요. 그 껌 하나를 일주일간 씹곤 했죠.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.le Bazooka che in Ucraina ricevevamo una volta all'anno e dovevamo masticarne una per un'intera settimana.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Thứ kẹo Bazooka mà chúng tôi có được một lần trong năm Ukraina và chúng tôi đã có thể nhai một miếng cả tuần.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Ukrainassa saamme sitä kerran vuodessa ja pureskelemme yhtä palaa viikon ajan.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Ukrajnában évente egyszer kaptunk Bazooka rágógumit, és egy egész hétig kellett rágnunk egy darabot.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.Базука, яку ми отримували один раз на рік в Україні і повинні були жувати одну із них протягом усього тижня.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.בזוקה שהיינו מקבלים אחת לשנה באוקראינה והיינו צריכים ללעוס חתיכה אחת במשך שבוע שלם.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi."البازوكة" التي قد نحصل عليها مرة واحدة فقط خلال العام في أوكرانيا وكنا لنمضغ قطعة واحدة لمدة أسبوع كامل.
Bazooka'yı Ukrayna'da yılda bir kere alabilirdik ve bir parça sakızı tüm hafta çiğnememiz gerekirdi.そして一個のガムを一週間噛んだものです ニューヨークに到着した最初の日
Kendime ait gerçek bir Bazooka sakızı almaya karar verdim.Decidí que iba a comprar mi propio chicle Bazooka.