Sahiden öyle.-Ehdottomasti.
Sahiden öyle.Givetvis.
Sahiden öyle.Istotnie.
Sahiden öyle.Ma certo.
Sahiden öyle.Selvfølgelig.
Sahiden öyle.Ya lo creo.
Sahiden öyle.Πράγματι, είναι.
Sahiden öyle.И в самом деле.
Sonra yoga dersine gittim, sahiden de zevk aldım.그래서 저는 요가 수업에 다녔고 정말 즐겁게 요가를 배웠어요.
Sonra yoga dersine gittim, sahiden de zevk aldım.אז הלכתי לשיעור היוגה וממש נהניתי ממנו,
Sonra yoga dersine gittim, sahiden de zevk aldım.وفعلا ذهبت الى فصل اليوجا واستمتعت به جدا
Sonra yoga dersine gittim, sahiden de zevk aldım.あれこれと効果を説明されるのには 閉口しました
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Aquí van seis minutos que ellos realmente prepararon para el público de TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Ces six minutes son expressément préparées pour le public de TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Deze zes minuten zijn toegesneden op het TED-publiek.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Iar aceste şase minute au fost pregătite special pentru TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Questi sei minuti, sono stati preparati proprio il pubblico di TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Te 6 minut zostały przygotowane specjalnie dla widowni TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.그리고 이건 TED 청중을 위해서 준비 했습니다.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Und dies sind sechs Minuten, die sie wirklich für die TED-Zuschauer vorbereitet haben.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.Và đây là 6 phút mà họ đã chuẩn bị tỉ mỉ cho các khán giả của TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.А тези шест минути наистина са подготвени за публиката на TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.ושש דקות אלו מאוד מכוונות לקהל של TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.و تلك ست دقائق, حقيقة مجهزة لأجل جمهور TED.
Ve bu altı dakika, sahiden TED seyircisi için hazırlandı.ドキュメンタリーには テーマがいくつかありますが
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.이것은 아미노산을 회전하고 구부려서 단백질을 만드는 게임이죠.
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.Met dit spel kunnen spelers voor een sequentie aminozuren uitzoeken hoe die zich tot een eiwit gaat vouwen.
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.W tej grze, zawodnicy wybierają sekwencje aminokwasów i próbują dojść, jak zwinie się białko.
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.וזהו משחק שבו אנשים יכולים ממש לקחת רצף חומצות אמינו ולמצוא איך החלבון יתקפל.
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.وهذه لعبة حيث يقوم الأفراد فعلاً بأخذ سلسلة من الأحماض الأمينية ومعرفة كيف سيتضاعف البروتين.
Ve bu, bireylerin bir amino asit dizisini sahiden alıp da proteinin nasıl kıvrılacağını çözdükleri bir oyun.アミノ酸の配列を選んで タンパク質がどのように折りたたまれるのかを 解くというパズルゲームです タンパク質では折りたたまれ方によって 構造と機能を決定します
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.Dostaly se k Versailles a dokázaly se dostat do té budovy samotné.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.E elas foram até Versalhes, e foram capazes de entrar no prédio.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.Elles sont allées à Versailles et elles ont réussi à entrer dans le bâtiment même.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.E loro andarono a Versailles, ed effettivamente furono in grado di entrare nell'edificio stesso.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.I one weszły do Wersalu i faktycznie udało im się dostać do środka, do samego budynku
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.그들이 베르사유 궁전으로 행진했는데 실제로 그 궁전 안으로 들어가기 까지 했습니다
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.Și au ajuns acolo și chiar au reușit să intre înăuntru în palat.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.Takže išli k palácu a boli schopné sa dostať aj dovnútra.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.І вони пішли на Версаль, та, справді, змогли зайти в саму будівлю.
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.وذهبوا لفاراسي وفي الحقيقه استطاعوا ان يقتحموا القصر
Versay'a gittiler, sahiden de binanın içine girebildiler.入ることに成功したんだ。 そうして要求した。 彼女たちは、ルイ16世とマリー・アントワネットが
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.En het resultaat ziet er eigenlijk wel mooi uit.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Et c'est très joli à voir.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.그리고 꽤 근사한 책이 되어 나옵니다.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.No final, eles ficam com bom aspeto.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Și chiar ajung să arate destul de drăguț.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Und sie sehen gar nicht mal so übel aus.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Un risultato esteticamente gradevole
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Và khi thành phẩm, chúng trông rất tuyệt.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Wyglądają one całkiem dobrze.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Y tienen en verdad una linda apariencia.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.Και το αποτέλεσμα είναι αρκετά καλό οπτικά.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.И вообще-то они выглядят довольно привлекательно.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.И всъщност излизат добре изглеждащи.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.І такі книжки виглядають досить привабливо.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.והם למעשה יוצאים נראים דיי יפים.
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.و هم حقاً يظهرون بشكل جميل
Ve sahiden iyi bir görüntüyle karşınıza çıkıyorlar.材料費が1ページにつき 1ペニーぐらいで
Yıllar önce bana feminist dediği zaman sahiden de haklıydı.An jenem Tag vor vielen Jahren hatte er Recht, mich eine Feministin zu nennen.