sadece ile cümle
sadece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece Tom'u aramamı ve ona gelemeyeceğimizi söylememi ister misin?Do you want me to just call Tom up and tell him that we can't come?
Çok para istemiyorum. Sadece rahat yaşayacak kadar para istiyorum.I don't want a lot of money. I just want enough to live comfortably.
Tom muhtemelen sadece ne zaman burada olması gerektiğini öğrenmek istiyor.Tom probably just wants to find out what time he's supposed to be here.
Sadece ona haftasonunda ne yaptığı ile ilgili birkaç soru sormak istiyoruz.We just want to ask him a few questions about what he did last weekend.
Büyümem gerektiği söylenilmeden sadece bir gün geçirmek istiyorum.I'd like to go through just one day without being told I need to grow up.
Erkek kardeşime benzediğim söylenmeden sadece bir gün yaşamak istiyorum.I'd like to go through just one day without being told I look like my brother.
Ben sadece çok mutluyum.I'm just so happy.
Ben sadece Tom için mutluyum.I'm just happy for Tom.
Sadece mutlu sonları severim.I just love happy endings.
Ben sadece seni gördüğüm için mutluyum.I'm just happy to see you.
Sadece yardım etmek için çok mutluyum.I'm only too happy to help.
Seni gördüğüm için sadece çok mutlu oldum.I'm just so happy to see you.
Ben sadece yağmur yağdığında mutluyum.I'm only happy when it rains.
Bu sadece güzel bir tesadüftü.It was just a happy accident.
Ben sadece senin mutlu olduğunu düşündüm.I just thought you were happy.
Sadece sana yakın olmaktan mutluyumI'm happy just to be near you.
Ben sadece Tom burada olduğunda mutluyum.I'm only happy when Tom is here.
Sadece birkaç gün önce biz çok mutluyduk.Just a few days ago, we were so happy.
Sanırım ben sadece insanları mutlu etmekten hoşlanıyorum.I guess I just like making people happy.
Sadece daha mutlu göründüğünü asla görmedim.I've just never seen you looking happier.
Sadece birkaç saat önce çok mutlu görünüyordun.You seemed so happy just a few hours ago.
Biz sadece büyük, mutlu bir aileyiz, değil mi?We're just one big, happy family, aren't we?
Sadece kötü bir rüya.It's just a bad dream.
Ben sadece hayal kuruyordum.I was just daydreaming.
O sadece kötü bir rüyaydı.It was just a bad dream.
Sadece hayal kurmayı seviyorum.I just like to daydream.
Bu sadece bir rüya gibi.This is just like a dream.
Mary sadece güzel değil, o akıllı da.Mary is not only beautiful, she's smart, too.
Ben sadece şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadınla tanıştım.I just met the most beautiful woman I've ever seen.
Ben sadece çok meşgulüm.I'm just too busy.
Ben sadece çok meşguldüm.I've just been too busy.
Sadece meşgul tutmaya çalışıyorum.I'm just trying to keep busy.
Sadece şu anda biraz meşgulüm.I'm just a little busy right now.
Bugün sadece başka tipik yoğun bir gün.Today is just another typical busy day.
Ben sadece tatile çıkamayacak kadar çok meşgulüm.I'm just too busy to take a vacation now.
İşte kalmak için sadece yeterince meşgulüz.We're just busy enough to stay in business.
Sadece dikkatli olun.Just be careful.
Ben sadece dikkat ediyorum.I'm just being careful.
Sadece Tom'a karşı dikkatli ol.Just be careful of Tom.
Sadece lütfen dikkatli ol.Just please be careful.
Sadece Tom ile dikkatli ol.Just be careful with Tom.
Sadece bu konuda dikkatli ol.Just be careful with that.
Ben sadece çok dikkatli olacağım.I'll just be extra careful.
Sadece her şeyde dikkatli ol.Just be careful with everything.
Sadece bunu kırmamaya dikkat edin.Just be careful not to break this.
Sadece Tom'a ne söyleyeceğin hakkında dikkatli ol.Just be careful what you tell Tom.
Sadece ekstra dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum.I just think we need to be extra careful.
Sadece Tom'u çok şiddetli itmemek için dikkatli ol.Just be careful not to push Tom too hard.
Ben sadece senin dikkatli olman gerektiğini düşünüyorum, hepsi bu.I just think you should be careful, that's all.
Sadece daha dikkatli olman gerektiğini düşünüyorum, bu kadar.I just think you should be more careful, that's all.
Tom sadece bir yarı zamanlı işçi.Tom is just a part-time worker.
Sadece o şarkıyı dinlemek bana seni düşündürüyor.Just listening to that song makes me think of you.
Hem Tom hem de Mary sadece John'a bakıyor.Tom and Mary both just stare at John.
Sadece bahis oynuyorum.I'm just playing the odds.
Ben sadece şeytanın avukatını oynuyorum.I'm just playing the devil's advocate.
Interlingua sizin için sadece bir fantazi metafor kalacak mı?Will Interlingua remain just a fantasy metaphor for you?
Sadece kendimi suçlamak zorundayım.I have only myself to blame.
Sadece beni suçlayamayacağını söylüyorum.I'm just saying you can't blame me.
Sanırım sadece kendimi suçlamak zorundayım.I have only myself to blame, I suppose.
Sadece suçu başkasına yüklemeye çalışıyorsun.You're just trying to shift blame away from yourself.