sadece ile cümle
sadece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bekle. Sadece kafamı toplamama izin ver.Hold on. Just let me collect my thoughts.
Tom'un ölü mü yoksa sadece baygın mı olup olmadığını söyleyemem.I can't tell if Tom is dead or just unconscious.
Biz sadece öpüştük.We only kissed.
Ben sadece Tom'un faturasını ödemesini istedim.I only asked Tom to pay his bill.
Sadece Tom'u önemsiyorum.I only care about Tom.
Sadece ne gerekiyorsa onu yaptım.I only did what was necessary.
Ben sadece ne yapmak için ödenmişsem onu yaparım.I only do what I'm paid to do.
Sadece su içerim.I only drink water.
Ben sadece perişan olduğum zaman böyle yerim.I only eat like this when I'm miserable.
Onun hakkında sadece birkaç gün önce öğrendim.I only found out about that a few days ago.
Ben sadece bir yudum bira içtim.I only had one sip of beer.
Sadece üç tanem kaldı.I only had three left.
Sadece birkaç dakikam var.I only have a few moments.
Sadece bir dakikam var.I only have a minute.
Sadece bir saniyem var.I only have a second.
Sadece bir erkek kardeşim var.I only have one brother.
Sadece bir iyilik daha isteyeceğim.I only have one more favor to ask.
Bir iyilik daha isteyeceğim sadece.I only have one more favor to ask.
Sadece bir sorum var.I only have one question.
Benim sadece kahve için zamanım var.I only have time for coffee.
Sadece iki çocuğum var.I only have two children.
Sadece iki uçak biletim var.I only have two plane tickets.
Birkaç dakika önce onun hakkında sadece ben kendim duydum.I only heard about it myself a couple of minutes ago.
Ben sadece üç melodi duydum.I only heard three chimes.
Sadece çok geç olmadığını umuyorum.I only hope it is not too late.
Sadece Tom'un Mozart'ı sevdiğini düşünüyorum.I only hope Tom likes Mozart.
Ben sadece Tom'un başarmasını umarım.I only hope Tom succeeds.
Sadece çok geç kalmadığımızı umuyorum.I only hope we're not too late.
Sadece Tom'la karşılaştım.I only just met Tom.
Ben sadece onu az önce fark ettim.I only just noticed it.
Ben sadece Tom'un mutlu olmadığını biliyorum.I only know that Tom isn't happy.
Ben sadece Tom'un bana anlattığını bilirim.I only know what Tom told me.
Ben sadece Tom'a bir mesaj bıraktım.I only left Tom one message.
Sadece birkaç blok ötede kalıyorum.I only live a few blocks away.
Ben sadece Tom'a benziyorum. Ben Tom değilim.I only look like Tom. I'm not Tom.
Sadece üç düzine kurabiye yaptım.I only made three dozen cookies.
Sadece en iyi olanı yapmak istedim.I only meant to do what was best.
Tom'la sadece iki kez karşılaştım.I only met Tom twice.
Sadece yüz dolara ihtiyacım var.I only need one hundred dollars.
Sadece bir şeye ihtiyacım var.I only need one thing.
Sadece bir tane satın almam gerekiyor.I only need to buy one.
Sadece Tom'a ihtiyacım var.I only need Tom.
Sadece iki dakikaya daha ihtiyacım var.I only need two more minutes.
Sadece istediğin için vazgeçtim.I only quit because you asked me to.
Sadece ilk dört bölümü okudum.I only read the first four chapters.
Ben bunları sadece satarım. Onlar hakkında herhangi bir şey bilmiyorum.I only sell these. I don't know anything about them.
Sadece içtiğim zaman sigara içerim.I only smoke when I drink.
Ben sana sadece Tom'un bana söylediğini söyledim.I only told you what Tom told me.
Sadece bir tane istiyorum.I only want one.
Ben sadece bana borçlu olduğun parayı istiyorum.I only want the money you owe me.
Sadece Tom'a yardım etmek istiyorum.I only want to help Tom.
Sadece Tom'u istiyorum.I only want Tom.
Ben sadece yasal olarak benim olanı istiyorum.I only want what is rightfully mine.
Sadece iyi bir şey yapmak istedim.I only wanted to do some good.
Seni sadece korumak istedim.I only wanted to protect you.
Sadece Tom'la konuşmak istedim.I only wanted to talk to Tom.
Ben sadece 45 kilogram ağırlığındayım.I only weigh 45 kilograms.
Oraya sadece bir kez gittim.I only went there once.
Ben sadece hepinize yardım edebilmeyi istiyorum.I only wish I could help all of you.
Sadece Tom için daha fazlasını yapabilmeyi diliyorum.I only wish I'd been able to do more for Tom.