sadece ile cümle
sadece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece onun elini tutmak istiyorum.I just want to hold her hand.
Sadece kedinin hatası.It is only the cat's fault.
Tom kesinlikle aptal değil. O sadece tembel.Tom is definitely not stupid. He's just lazy.
Sadece örgütlenmemiş okutmanlardan nefret etmiyor musunuz?Don't you just hate unorganized lecturers?
Ben sadece meraktan soruyorum.I only ask out of curiosity.
Tiyatro sadece pazartesi günleri açardı.The theater used to open on Mondays only.
Sadece dürüst davranıyordum.I was just being honest.
Ben sadece bir insanım.I'm only a man.
Ben sadece yatağıma yeni çarşaflar koydum.I've just put new sheets on my bed.
Sadece seninle benim aramda, o aslında bir ucube.Just between you and me, she is, in fact, a monster.
Neden sadece burada oturmuyoruz ve konuşmuyoruz?Why don't we just sit here and talk?
Tom sadece pantolon askısını çıkardı.Tom just got his braces off.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Bu sadece bir tesadüftü.It was just a coincidence.
Sen sadece radyoyu açtın.You just turned the radio on.
Bu sadece gerçek değil.This is simply not true.
İşler sadece kötüleşebilir.Things can only get worse.
Mary sadece basit bir köylü kızı.Mary is just a simple peasant girl.
Sadece 514 kişi uzayda bulundu.Only 514 people have been in space.
Onlar fabrikayı inşa etmek için sadece yeterli fona sahip.They have only enough funds to build the factory.
Koca adada sadece tek dükkan var.There is only one store on the whole island.
Tom sadece trollüyor.Tom is just trolling.
Sovyetler Birliği'nde, belki de sadece resmi veya siyasi fikirler vardı.In the Soviet Union, there were maybe only official or political ideas.
Sadece iki kere yaşarsın.You only live twice.
Bu sadece mantıklı değil.It just makes no sense.
Bana Mary ne dediyse Tom'a sadece bunu söyledim.I only told Tom what Mary told me.
Tom'a sadece Mary'nin bana dediklerini dedim.I only told Tom what Mary told me.
Mary'nin bana söylediğini sadece Tom'a söyledim.I only told Tom what Mary told me.
Neden sadece işini bırakmıyorsun?Why don't you just quit your job?
Tom ve Mary sadece tahmin ettiğin gibi boşandı.Tom and Mary got divorced, just like you predicted.
Ben sadece birinin neden böyle bir şey yapacağını anlamaya çalışıyorum.I'm just trying to figure out why someone would do such a thing.
Sadece ne olduğunu bilmek istiyorum.I just need to know what happened.
Biz sadece kendilerine inananlara inanırız.We only believe in those who believe in themselves.
Kabukide sadece yetenek değil aynı zamanda kalıtım da önemlidir.In Kabuki, not only talent, but also heredity counts.
O sadece bir kuş.It's just a bird.
Ben sadece kaybedecek hiçbir şeyi olmayan sıradan bir adamım.I'm just an ordinary guy with nothing to lose.
Bu sözlüğü sadece ucuz olduğu için alayım mı?Shall I buy this dictionary just because it's cheap?
Elimde ninemin sadece bir resmi var.I have only one picture of my grandmother.
Sadece zorlukları düşün!Just think of the difficulties!
O sadece koşmakta iyi değildir, ayrıca şarkı söylemekte de iyidir.She is not only good at running; she is also good at singing.
Sadece bir kediye ihtiyacım var.I need only one cat.
O sadece bir bardak çay istiyor.He wants only one cup of tea.
Neden sadece bir tane muz aldınız?Why did you buy only one banana?
Onların sadece bir battaniyesi var.They have only one blanket.
Bir vampir sadece onlara bakarak insanları felç edebilir.A vampire can paralyze people just by looking at them.
Sadece bir acil operasyon hastanın hayatını kurtarabilir.Only an immediate operation can save the patient's life.
Bu sadece bir fantezi.It's just a fantasy.
Her şeyi bilmen gerekmiyor, sadece nerede arayacağını bilmen gerekiyor.You don't need to know everything, you just need to know where to search.
İnsanlar, metal gibi, sadece yüzeyde parlar.People, like metal, only shine on the surface.
Sadece bir kabustu.It was only a nightmare.
Ben sadece elimden geleni yapıyorum.I'm just doing my best.
Noel sadece iki hafta uzaklıkta.Christmas is just two weeks away.
O sadece popüler olmaya çalışıyor.He's just trying to be popular.
O sadece başlangıçtı.It was just the beginning.
Dünya sadece küçük bir adadır ve biz küçük adalılarız.The Earth is just a little island and we are little islanders.
Tom sadece ısınıyor.Tom is just warming up.
Ben sadece gerçeği konuşurum.I speak only the truth.
Ben sadece birkaç kitaba sahibim.I only have a few books.
Arkadaşım sadece organik yemek yiyor.My friend only eats organic food.
Bu sadece gösteri için değil.It isn't just for show.