sadece ile cümle

sadece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'yi sadece bir kez gördü.Tom only saw Mary once.
Mary'nin neye benzediği hakkında Tom'un sadece loş bir hatırlaması vardı.Tom only had a dim recollection of what Mary looked like.
Tom sadece Mary'nin söylediklerinin ana fikrini anladı.Tom only got the gist of what Mary was saying.
Tom Mary'ye sadece haftada üç saat TV izlemesine izin verdi.Tom only allowed Mary to watch three hours of television a week.
Tom sadece Mary'yi değil aynı zamanda Alice'i de sever.Tom likes not only Mary but Alice as well.
Tom sadece Mary ile iyi geçiniyor gibi görünemiyor.Tom just can't seem to get along with Mary.
Tom sadece Mary ile geçinemiyor.Tom just can't get along with Mary.
Tom sadece Mary'den biraz daha uzun.Tom is just slightly taller than Mary.
Tom Mary ile sadece üç yıldan fazladır evli.Tom has been married to Mary for just over three years.
Tom altı aydır sadece Mary ile flört ediyor.Tom has been going steady with Mary for six months.
Tom sadece Mary'nin ne kadar saf olduğunu keşfetti.Tom discovered just how gullible Mary was.
Tom Mary öldükten sadece birkaç saat sonra öldü.Tom died just a few hours after Mary died.
Tom sadece Mary'yi etkilemek için yaptı.Tom did it just to impress Mary.
Tom lise balosunda Mary ve sadece diğer üç kız ile dans etti.Tom danced with Mary and only three other girls at the high school prom.
Tom Mary'ye sadece bildiğini söyleyebildi.Tom could only tell Mary what he knew.
Tom ve Mary sadece çene çalıyorlardı.Tom and Mary were just shooting the breeze.
Tom ve Mary akşam boyunca sadece birbirleri ile dans etmek istediler.Tom and Mary just wanted to dance with each other all evening.
Tom ve Mary sadece üç ay önce tanıştılar.Tom and Mary just met three months ago.
Tom ve Mary sadece onu taklit etmezler.Tom and Mary just don't hit it off.
Sadece Tom ve Mary hâlâ odada olanlardır.Tom and Mary are the only ones still in the room.
Sadece Tom ve Mary hikayenin iç yüzünü bilir.Only Tom and Mary know the inside story.
Eğer doğru hatırlıyorsam, Tom arabasını Mary'ye sadece 500 dolara sattı.If I remember correctly, Tom sold his car to Mary for just 500 dollars.
Sadece, Tom'un Mary'ye âşık olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly be in love with Mary.
O sadece kendisi hakkında düşünür.He thinks only about himself.
Ben sadece işimi yapıyorum.I'm just doing my job.
Tom sadece ananaslı kek seviyor.Tom just loves pineapple upside-down cake.
Tom'un evi buradan sadece üç sokak ötede.Tom's house is only three blocks away from here.
Çalışmak zorunda olan sadece Tom değildir. Ben de çalışmak zorundayım.It's not only Tom that has to study. I have to study, too.
Sadece Tom çalışmak zorunda değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.Not only Tom has to study, but I have to study, too.
Ben sadece Tom'dan değil aynı zamanda eşinden de borç para aldım.I didn't borrow money only from Tom, but also from his wife.
Sadece Tom'dan değil fakat aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I not only borrowed money from Tom, but also from his wife.
Hırsızı bulmamız sadece zaman meselesi.It's only a matter of time before we find the thief.
Sadece bir mağaza bu kitabı satışa arz ediyor.Only one store carries this book.
Sadece bir dükkan bu kitabı satmaktadır.Only one store carries this book.
Onlar sadece timsah gözyaşları.They're only crocodile tears.
O sadece para almak için kızı soğukkanlılıkla öldürdü.He killed the girl in cold blood just to get the money.
Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.It's only when I can't sleep at night that the ticking of the clock bothers me.
O sadece Çizmeli Kedi görüntüsünü kullanmak zorunda kaldı. Ben onun sadık uşağıydım.She just had to use her Puss-In-Boots look and I was her devoted servant.
İnandırıcı olmak istiyorsan insanlara sadece inandıkları şeyleri söyle.If you want to be credible, tell people only what they believe.
Bu kural sadece yabancılar için geçerlidir.The rule only applies to foreigners.
Sadece duş alıyordum.I was just taking a shower.
Herkes farklı bir şeye inanıyor ama sadece bir gerçek vardır.Everyone believes something different, but there is only one truth.
İnsan vücudu sadece küçük hücrelerden oluşur.The human body is only made up of tiny cells.
Bu sadece bir yanlış anlaşılma.It's all just a misunderstanding.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.The only two languages Tom can speak are French and English.
Tom sadece birkaç günde burada olacak.Tom will be here only a few days.
Tom Mary'nin çok sayıda üvey çocuklarından sadece biriydi.Tom was only one of Mary's many stepchildren.
Tom sadece on beş dakika kendinden geçmişti.Tom was only gone for fifteen minutes.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden kahvaltısını sadece yarısı yenmiş olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his breakfast only half eaten.
Tom sadece arkadaş olmak istedi. Ancak, Mary çok daha fazlasını istedi.Tom wanted to be just friends. However, Mary wanted much more.
Tom genellikle sadece başlıkları okur.Tom usually only reads the headlines.
Tom ağrıkesicileri sadece artık ağrıya dayanamadığı zaman alır.Tom only takes painkillers when he just can't stand the pain any longer.
Tom sadece gecede yaklaşık beş saat uyur.Tom only sleeps about five hours a night.
Tom sadece ciltsiz romanlar okur.Tom only reads paperback novels.
Tom sadece punk rock dinler.Tom only listens to punk rock.
Tom'un sadece bir çift çorabı vardı ve onların delikleri vardı.Tom only had one pair of socks and they had holes in them.
Tom Mary'yi sadece olduğu gibi seviyor.Tom likes Mary just the way she is.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.
Tom sadece biraz huzur ve sessizlik istedi.Tom just wanted some peace and quiet.
Tom sadece şansını denedi ve Mary'ye çıkma teklif etmek için aradı.Tom just took a chance and called Mary to ask her out.

İlgili Sayfalar