Lütfen yarın sabah altıda beni uyandırmayı ihmal etme.Please remember to wake me up at six tomorrow morning.
Yarın sabah yedide uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at seven tomorrow morning.
Yarın sabah 7'de sizi arayacağım.I'll call for you at 7 tomorrow morning.
Yarın sabah sekizde istasyonda buluşalım.Let's meet at the station at eight tomorrow morning.
Yarın sabah saat sekizde seni arayacağım.I'll call for you at eight tomorrow morning.
Yarın sabah dokuzda beni ara.Call me at nine tomorrow morning.
Yarın sabahtan itibaren birlikte koşuya başlayalım.Let's start jogging together from tomorrow morning.
Bu mektubu yarın sabah postala.Mail this letter tomorrow morning.
Yarın sabah ayrılmak istiyorum.I'd like to check out tomorrow morning.
Yarın sabah iyi olacak.Tomorrow morning will be OK.
Sabah seni arayacağım.I'll give you a call in the morning.
Yarın sabah yedide kalk.Get up at seven tomorrow morning.
Yarın sabah erken uyanmak zorundasın.You have to wake up early tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalk!Get up early tomorrow morning!
Yarın sabaha kadar bekleyin.Wait until tomorrow morning.
Yarın sabaha kadar bekle.Wait until tomorrow morning.
Sabah ilk şey onu arayacağım.I'll call him first thing in the morning.
Yarın sabah beni ofiste ara.Call me at the office tomorrow morning.
Yarın sabah uyandığınızda, harika bir şey bulacaksınız.When you wake up tomorrow morning, you will find a wonderful thing.
Biz yarın sabah Japonya'dan ayrılıyoruz.We are leaving Japan tomorrow morning.
Yarın sabah beni görmeyi unutma.Don't forget to see me tomorrow morning.
Yarın sabah beni almayı unutma.Don't forget to pick me up tomorrow morning.
Yarın sabah seni arayacağım.I'll call you up tomorrow morning.
Yarın sabah gel.Come tomorrow morning.
Yarın sabah uğrayacağım ve seni alacağım.I'll come by and pick you up tomorrow morning.
Yarın sabah altıda uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at six tomorrow morning.
Her sabah postacı mektupları dağıtır.The postman delivers letters every morning.
O ertesi sabah Amerika'ya gideceği için sinirliydi.He was nervous because he was leaving for America the next morning.
Biz ertesi sabah çok uykuluyduk.We were very sleepy the next morning.
Ertesi sabaha kadar beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing to do but wait until the next morning.
Ertesi sabah erkenden sirk bir sonraki kasabaya gitti.Early the next morning, the circus left for the next town.
Yaşlı adam bu sabah vefat etti.The old man passed away this morning.
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
Sabahları ve akşamları hava soğur, bu yüzden nasıl giyineceğime dikkat etmek istiyorum.It gets cold in the mornings and evenings, so I want to take care how I dress.
Bu sabah ne yaptın?What did you do this morning?
Sabahleyin bir koşuşturmadan kaçınmak için bugün biraz geç saatlere kadar çalışacağım.Today I'm working a little late so as to avoid a rush in the morning.
Kuşlar sabah şarkı söylemeye başladı.In the morning, the birds started to sing.
Sabahları her zaman yedi civarında uyanırım.In the morning I always wake up around seven o'clock.
Bu sabah bir melek gördüm.This morning, I saw an angel.
Sabah kahvaltısı için ne yedin?What did you eat for breakfast?
Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.Don't lend money to someone who can't have a morning erection.
Doğruyu söylemek gerekirse bu sabahtan beri bir şey yemedim.As a matter of fact, I haven't eaten anything since this morning.
Sabah kahvaltısı için bir şey yemediğimden dolayı şimdi çok açım.Since I didn't eat anything for breakfast, I'm very hungry now.
Mihaela ile her sabah metroda karşılaşırız.I meet Mihaela every morning at the subway.
O, bu sabah uyuyakaldı.He overslept this morning.
Bu sabah istasyonda, kalın harfli bir afiş onun dikkatini çekti.This morning at the station, her attention was caught by a poster with bold letters.
Ben her sabah alışveriş yaparım.I do the shopping every morning.
Her sabah market alışverişine giderim.I go grocery shopping every morning.
Sabahleyin kahve içerim.I drink coffee in the morning.
Ben sabah banyo yapmayı tercih ederim.I prefer to bath in the morning.
Ben sabah duş almayı tercih ederim.I prefer to take a shower in the morning.
Her sabah tıraş olurum.I shave every morning.
Ben her sabah tıraş olurum.I shave every morning.
Ben her sabah banyo yaparım.I take a bath every morning.
Bu sabah çok rüzgar var, değil mi?There's a lot of wind this morning, isn't there?
Ben her cumartesi sabahı üç saat boyunca çalışırım.I work for three hours every Saturday morning.
Ben sabahları çalışırım.I work in the morning.
Sabahleyin ve geceleyin yazarım.I write in the morning and at night.
Sabahleyin, parkta yazarım.In the morning, I write in the park.
Sabah. Çocuklar kahvaltı yapıyorlar.It is morning. The children are eating breakfast.