Sabah ışığı artıyor.The morning light is increasing.
Tom yarın sabah erkenden kalkmayı planlıyor.Tom is planning to get up early tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalkmak istiyorum.I intend to get up early tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalkmaya çalışacağım.I'm going to try to get up early tomorrow morning.
Bütün sabah hıçkırıyordum.I've been hiccuping all morning.
Bütün sabahtır birisinin onu yapması için bekliyorum.I've been waiting all morning for someone to do that.
Bütün sabahtır birinin onu yapması için bekliyorum.I've been waiting all morning for somebody to do that.
Tom ve Mary yarın sabah erkenden Avustralya'ya gidiyor olacaklar.Tom and Mary will be leaving for Australia early tomorrow morning.
Tom ve Mary yarın sabah erken saatlerde Avustralya'ya yola çıkıyor olacaklar.Tom and Mary will be leaving for Australia early tomorrow morning.
Yarın sabah Boston'a uçuyorum.I'm flying to Boston tomorrow morning.
Tom bu sabah kontratı imzaladı.Tom signed the contract this morning.
Tom bu sabah sözleşmeyi imzaladı.Tom signed the contract this morning.
Tom bu sabah mukaveleyi imzaladı.Tom signed the contract this morning.
Tom'la daha bu sabah konuştum.I spoke with Tom just this morning.
Tom bu sabah öldü.Tom died this morning.
Tom bu sabah anlattı bunu bana.It wasn't until this morning that Tom told me that.
Tom bu sabaha kadar bana bundan bahsetmemişti.It wasn't until this morning that Tom told me that.
Tom ve Mary neredeyse her sabah birlikte okula gidiyorlar.Tom and Mary go to school together almost every morning.
Pazartesi sabahına kadar bekleyemem.I can't wait until Monday morning.
Tom'un bu sabah ayrıldığını duydun mu?Did you hear Tom leave this morning?
Neredeyse her sabah duş alırım.I take a shower almost every morning.
Dün sabah cüzdanımı kaybettim.I lost my wallet yesterday morning.
Bunu her sabah yapar mısın?Do you do that every morning?
Bu sabah kahve içtin mi?Did you drink coffee this morning?
Tom bu sabah geç geri döndü.Tom got back late this morning.
Bu sabah yataktan çıkman zordu, değil mi?It was hard for you to get out of bed this morning, wasn't it?
Şimdi bunu yapmak için zamanım yok, ama yarın sabah biraz zamanım olmalı.I don't have time to do that now, but I should have some time tomorrow morning.
Bu sabah neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordum.I almost got hit by a car this morning.
Bu sabah çıkarken televizyonu açık bırakmışsın.You left the TV on when you left this morning.
Tom dün sabah evime uğradı.Tom came by my house yesterday morning.
Tom sabahtan akşama kadar çalıştı.Tom worked from sunup to sundown.
Tom telaşlı bir sabah geçirdi.Tom had a hectic morning.
Bu sabah Tom'u gördüğünü söylediğini sanıyordum.I thought you said that you saw Tom this morning.
Sami sabah namazına kalkmak için alarm kurdu.Sami set his alarm to wake up for the dawn prayer.
Tom bu sabah yorgun görünüyor.Tom looks tired this morning.
Onu bu sabah erkenden yapmaya başladım.I started doing that early this morning.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan ağzını yağ ile çalkalar.Tom does oil pulling every morning before brushing his teeth.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan önce yağ çekme yapıyor.Tom does oil pulling every morning before brushing his teeth.
Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.And the evening and the morning were the third day.
Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.And the evening and morning were the fourth day.
Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.And the evening and morning were the fifth day.
Tom bu sabah kliniğe gitti.Tom went to the clinic this morning.
Sabahleyin dörtte yağmur yağmaya başladı.It started raining at four in the morning.
Yarın sabah şehri terk ediyor.He is leaving the city tomorrow morning.
Yarın sabah kentten ayrılacak.He is leaving the city tomorrow morning.
Her sabah altıda kalkar.He gets up at six every morning.
Bu sabah işe yine geç kaldı.He was late for work again this morning.
Bu sabah acelesi vardı.He was in a hurry this morning.
Her sabah yürüyüş yapıyor.She takes a walk every morning.
Her sabah kahvaltıdan önce duş alır.He takes a shower every morning before breakfast.
Sabah sarımsak yemeyi sevmem.I don't like eating garlic in the morning.
Sabah kahvesinin kokusuna bayılırım.I love the smell of morning coffee.
Tom bu sabah Mary'yi yine görmüş.Tom saw Mary again this morning.
Dün sabahtan beri yağmur yağıyor.It's been raining since yesterday morning.
Sabahı yatakta kitap okuyarak geçirdim.I spent the morning in bed, reading a book.
Bu sabah uyandığınızda göz kapaklarınız birbirine yapışmış mıydı?Were your eyelids stuck together when you woke up this morning?
Dün sabah meşgul müydün?Were you busy yesterday morning?
Bütün sabahı sırada geçirdim.I've spent all morning in line.
Tüm sabahı kuyrukta geçirdim.I've spent all morning in line.
Tom bu sabah kendi başına okula gitti.Tom went to school this morning by himself.