Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.De afspraak was dat ze me bij hun thuis één uur breedbandtijd zouden geven, één dag per week.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Dohodli sme sa, že poskytnú hodinu svojho ,,vysielacieho" času, sediac doma, a to raz týždne.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.El trato era que me darían una hora de banda ancha sentadas en sus casas un día por semana.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Înțelegerea a fost că-mi vor acorda o oră de conexiune, lucrând de acasă, o zi pe săptămână.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.할머니들께 뭘 부탁드렸냐 하면 일 주일에 한 번 한 시간만 댁에 있는 컴퓨터 앞에 앉아
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.O acordo foi que elas me dariam uma hora de tempo de banda larga, a partir das suas casas, um dia por semana.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Šlo o to, že mi poskytnou jednu hodinu vysílacího času, zatímco budou sedět doma, jeden den v týdnu.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Sovimme, että he antaisivat tunnin lähetysaikaa istuen kodeissaan, yhtenä päivänä viikossa.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Thỏa thuận là họ sẽ đưa tôi 1 giờ lên mạng, ngồi trong nhà họ 1 ngày 1 tuần.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Η συμφωνία ήταν να μου παρέχουν μια ώρα ευρυζωνικής επικοινωνίας, από το σπίτι τους, μια μέρα την εβδομάδα.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.Ми домовились, що вони віддають мені одну годину часу онлайн, сидячи в себе вдома, один раз на тиждень.
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.ההסכם היה שהן תקדשנה בשבילי שעה אחת של גלישה בפס רחב, כאשר הן בביתן,
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.كان الإتّفاق أن تعطينَنِي ساعة واحدة من البثّ، يجلسن في بيوتهنّ،
Teklifim şuydu bana haftada birgün evlerinde oturarak bir saatlik zaman ayrıracaklardı.一週間に一度 家で座ったまま 1時間インターネットをすること
Tekrar durduğunuzda şunu merak ediyorsunuz: "Bu bir saatlik bir vadi mi?"Als je weer stopt, vraag je je af: is dat een één-uur vallei?
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.E a IWW pelos dias de trabalho de 8 horas e greves gerais
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.Merci Emma. Et aussi à l'IWW pour les journées de 8h et les grèves générales.
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.Og syndikalisterne for 8-timers-dagen og generalstrejker
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.Și IWW (n.tr. Industrial Workers of the World) pentru ziua de muncă de 8 ore și grevele generale
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.Y a la IWW por días de trabajo de 8 horas y huelgas generales
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.و شكرا لإتحاد العام للعمال على تحقيق الثمان ساعات للعمل و للإضرابات العامة
Teşekkürler Emma ve teşekkürler 8 saatlik isgününü ve genel grevleri savunan IWW.王たちが農民から土地を取り上げる前 そこはみんなで自主管理されてた
Tüm hayatým. Yarýnki üç saatlik sýnava bađlý!Έλα εδώ, έλα εδώ.
Tüm hayatým. Yarýnki üç saatlik sýnava bađlý!Моля те, просто ме остави да изляза.Ще ти ги върна.
Üç saatlik. Ve bu şekilde devam ediyor. Şimdi dört oldu.Polo Norte sus trayectorias son círculos sólo horizontales paralelas a la horizonte.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.A počas ďalšej jeden a pol hodiny až dvoch hodín sa začala cítiť lepšie.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.A v průběhu dalších jeden a půl až dvou hodin, se její stav začal zlepšovat.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.După vreo două ore se simțea mai bine.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.E ao longo da hora e meia ou duas seguintes, ela começou a sentir-se melhor.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.E nell'ora e mezzo o due successive, ha cominciato a sentirsi meglio.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.En na anderhalf à twee uur begon ze zich beter te voelen.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.Et dans les deux heures qui suivirent, elle a commencé à se sentir mieux.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.I w ciągu następnych 1,5-2 godzin, zaczęła się lepiej czuć.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.그리고는 한 시간 반 내지 두 시간 후에 그녀의 상태가 호전되기 시작했습니다.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.Và trong vòng chừng một tiếng rưỡi, hai tiếng sau đó, bà bắt đầu thấy dễ chịu hơn.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.Y en una hora o dos, ella comenzó a sentirse mejor.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.Και στη διάρκεια της επόμενης μιάμισης με δύο ωρών άρχισε να αισθάνεται καλύτερα.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.В течение следующих полутора-двух часов, ей стало лучше.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.И в рамките на следващият час, час и половина, тя започна да се чувства по-добре.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.Через півтори-дві години її стан покращився.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.ובמהלך השעה וחצי או השעתיים הבאות, היא החלה להרגיש יותר טוב.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.على مدار الساعة القادمة والنصف او الساعتين, بدأت تشعر بتحسن.
Ve birbuçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı.患者は回復し始めたので 私は手応えを感じていました
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.A tady je, kolik mi řekli, že si za hodinu vydělají prostitucí.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Dan ini yang dihasilkan para pekerja seksual menurut mereka dalam satu jam.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.En dit is wat prostituees zeggen dat ze per uur verdienen.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.E questo è ciò che essi mi hanno detto di guadagnare in un'ora.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.És ez az, amit a szexmunkások keresnek óránként, elmondásuk szerint.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Et voici ce que les travailleurs du sexe disent gagner en une heure.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.그리고 이것이 성적 근로자들이 말하는 자신들의 시간당 수당입니다.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Och detta är vad sexarbetare säger att de tjänar på en timme.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Şi iată cât declară ei că primesc pentru o oră de lucru.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Tyle właśnie zarabiają oni w godzinę zgodnie z tym co mówią.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Und das sagen Sexarbeiter, was sie pro Stunde verdienen.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Và đây là những gì gái bán dâm nói họ thu được trong 1 giờ
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Y esto es lo que las trabajadoras sexuales dicen que ganan en una hora.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.Και αυτά είναι τα χρήματα που οι επαγγελματίες του σεξ λένε πως βγάζουν σε μια ώρα.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.А ето сега какво те казват, че печелят на час.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.И вот сколько, по их собственным словам, зарабатывают в час проститутки.
Ve bu da seks işçilerinin saatlik kazancı.וזה מה שעובדי תעשית המין אומרים שהם מרוויחים בשעה.