Ana içeriğe geç
Sözlük

saatleri ile cümle

saatleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
58
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Temmuz ayına Thermidor ayı ismini verdiler ki bu biraz karışık. Bu , gündeki saatleri değiştirdi.A taky změnili počet hodin.
Trenlerin saatleri hakkında bilgileri VR’in internet sayfalarından ya da tren istasyonlarından bulabilirsiniz.En la web de VR o en las estaciones se pueden consultar los horarios de los trenes.
Trenlerin saatleri hakkında bilgileri VR’in internet sayfalarından ya da tren istasyonlarından bulabilirsiniz.Information om tågtidtabellerna hittar du på VR:s webbplats och på järnvägsstationerna.
Trenlerin saatleri hakkında bilgileri VR’in internet sayfalarından ya da tren istasyonlarından bulabilirsiniz.Tietoa junien aikatauluista löydät VR:n verkkosivuilta tai rautatieasemilta.
Trenlerin saatleri hakkında bilgileri VR’in internet sayfalarından ya da tren istasyonlarından bulabilirsiniz.Vous trouverez des informations sur les horaires des trains sur les pages Internet de VR ou dans les gares.
Trenlerin saatleri hakkında bilgileri VR’in internet sayfalarından ya da tren istasyonlarından bulabilirsiniz.Информация о расписании поездов приведена на сайте «VR» или на железнодорожных вокзалах.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Doufám, že se během dne ještě o pár věci podělíme.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Dúfam, že sa počas dňa ešte budeme môcť podeliť o nejaké svoje zážitky.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Espero que podamos compartir una o dos cosas en el transcurso del día.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Espero que talvez possamos partilhar uma ou duas coisas durante o dia.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Ich hoffe, wir können noch ein oder zwei Dinge teilen, während der Tag fortschreitet.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Ik hoop dat we misschien een paar dingen kunnen delen naarmate de dag vordert.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.J'espère que nous pourrons partager une chose ou deux au fil de la journée.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.하지만, 남은 일정동안 함께 경험을 공유할 기회가 있었으면 합니다.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Mam nadzieję, że uda nam się dziś jeszcze czymś podzielić.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Men jag hoppas att vi kanske kan dela med oss av ett eller annat under dagens lopp.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Nhưng tôi hy vọng chúng ta có thể chia sẻ một hoặc hai điều như là giá trị của ngày hôm nay.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Remélem, megosztunk majd egymással egy-két dolgot a nap folyamán.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Spero che magari potremo condividere un paio di cose con il progredire del giorno.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Sper sa putem imparti unul sau doua lucruri pe masura ce ziua merge mai departe.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Ίσως στη διάρκεια της μέρας να ανταλλάξουμε κάποιες σκέψεις.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Надявам се, че може би ще споделим едно или две неща с напредването на деня.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Я надеюсь, мы сможем поделиться одной или несколькими мыслями, в течение дня.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.Я сподіваюся, ми зможемо поділитися декількома думками протягом дня.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.אבל אני מקווה שאולי נוכל לחלוק דבר אחד או שניים בהמשך היום.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.أرجو ربما نستطيع تقاسم شئ أو شيئين كما تمر الأيام.
Umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz.それでも参加できて光栄でした
Unutma, beş tane araban, evlerin, pahalı saatlerin, altının, paran.Peu importe que vous ayez 5 voitures, plusieurs maisons, des montres de luxe de l'or, de l'argent..
Unutma, beş tane araban, evlerin, pahalı saatlerin, altının, paran.Tidak peduli bahwa Anda memiliki lima mobil, rumah, jam tangan mahal, emas, uang.
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladı"Bạn thấy đấy, Watson," ông giải thích trong những giờ đầu của buổi sáng khi chúng tôi ngồi trong một
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladı우리가 이상 토로 "당신은 왓슨을 참조하십시오,"그는 아침 일찍 시간 설명
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladı"Sehen Sie, Watson", erklärte er in den frühen Stunden des Morgens, als wir über eine SAT-
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladı"אתה רואה, ווטסון," הוא הסביר בשעות הבוקר המוקדמות כשישבנו למעלה
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladı"كما ترون ، واتسون" ، وأوضح انه في الساعات الاولى من الصباح ونحن نجلس على مدى
Üzerinde oturdu ", Watson görüyoruz," diye sabahın erken saatlerinde açıkladıベイカーストリートにあるウイスキーとソーダのガラスは、"それは最初から完全に明らかだった
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,Cumplir el horario laboral.
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,de respecter les horaires de travail fixés
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,följa de överenskomna arbetstiderna
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,noudattaa sovittuja työaikoja
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,соблюдать установленное время работы
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,إحترام أوقات العمل المتفق عليها
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,遵守上级做出的规定; 与用人单位一起抵制不当竞争;
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.A növények és állatok kialakították saját belső órájukat, mely felkészíti őket a napszakok változására.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.A tak si rastliny a zvieratá vyvinuli vlastné vnútorné hodiny, aby boli pripravené na tieto zmeny svetla.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.그래서 동식물들은 그들만의 생체시계를 발달시켜서 이런 빛의 변화에 대응하게 되었습니다.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Rośliny i zwierzęta rozwinęły własne wewnętrzne zegary, w gotowości do zmian światła.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Så planter og dyr udviklede deres egen interne ur så de kunne være klar for ændringer i lyset.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Tako so rastline in živali razvile svoje notranje ure, da so se pripravile na spreminanje svetlosti.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Växter och djur utvecklade sina egna inre klockor så att de skulle vara redo för dessa förändringar i ljuset.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Внутрішні годинники рослин і тварин влаштовані так, що вони легко можуть підлаштуватись до змін світла.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.וכך צמחים ובעלי-חיים פיתחו שעונים פנימיים משלהם כך שהם יהיו מוכנים לאותם שינויים בתאורה.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.ولذلك تقوم النّباتات والحيوانات بتطوير ساعاتها الدّاخلية بحيث تكون جاهزة لهذه التغييرات الضّوئيّة.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.自身の内部的な時計を 光の変化に合うように発達させました これらは化学的な時計で
Ve okul, aldığın bilgiyi aklında tutmanı bekleyen bir kurum. Ders saatleri belliydi, teneffüsler de.授業時間は決められていた。休み時間も同じだ。
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.FRAGII SÃLBATICI Un film în regia lui Ingmar Bergman Traducere din limba englezã de Cosimo, septembrie 2003
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.FRESAS SALVAJES El 1 de Junio, temprano, por la mañana... ...tuve un extraño y desagradable sueño.
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.LES FRAISES SAUVAGES À la fin de la nuit du 1er juin, j'ai fait un rêve étrange.
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.På efternatten den 1 juni hade jag en egendomlig och obehaglig dröm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod