Senin saatin ileri gidiyor.Your watch gains time.
Saati tamir ettiler mi?Did they repair the watch?
Saati onardılar mı?Did they repair the watch?
O saatini rehin bırakmak zorunda kaldı.He had to pawn his watch.
Bu saati istasyonda buldum.I found this watch at the station.
Bana saati söyler miydiniz, lütfen?Would you tell me the time, please?
Bizim bir saatimiz yok.We don't have an hour.
Saatimi kontrol ettim ve bir saat erken geldiğimi fark ettim.I checked my watch and realized I was an hour early.
Saatin kaç olduğunu fark etmedim.I didn't realize what time it was.
Bir seyahat alarm saatim var.I have a travel alarm clock.
Ayrılmak zorunda kalıncaya kadar yaklaşık bir saatim var.I've got about an hour until I have to leave.
Yarım saatim var.I've got half an hour.
Bu raporu yazmayı bitirmek için iki saatim var.I've got two hours to finish writing this report.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Saatimi bir saat ileri aldım.I set my watch ahead one hour.
Uçağım hareket etmeden önce hâlâ üç saatim var.I still have three hours before my plane leaves.
Senin saatinde saat kaç?What time is it by your clock?
Çünkü saatimin pili çok küçük. Kendim değiştiremiyorum.Because the battery of my watch is very small, I can't change it by myself.
Matematik ödevimi bitirmek neredeyse üç saatimi aldı.It took me almost three hours to finish my math homework.
Her şeyi kamyona yüklemek Tom'un bir saatini aldı.It took Tom an hour to load everything on the truck.
Tom'un raporu bitirmek için bir saati daha olduğunu düşündüm.I thought Tom had another hour to finish the report.
Saatimi çalan kişinin Tom olduğundan eminim.I'm positive Tom was the one who stole my watch.
Mutlu saati kaçırmak istemiyorum.I don't want to miss happy hour.
Tom saatine bakıp durdu.Tom kept checking his watch.
Tom saatine bakıp duruyordu.Tom kept checking his watch.
Tom habire saatine bakıyordu.Tom kept checking his watch.
Tom saatini gösterdi.Tom pointed to his watch.
Tom, saatini çıkardı.Tom took off his watch.
Bir saatin var.You've got an hour.
Bir saatiniz var.You have an hour.
Saçını yapmak Mary'nin tam bir saatini almaktadır.It takes Mary a whole hour to do her hair.
Ben sadece bu şeyi tamir ettirmeye çalışarak üç saati israf ettim.I just wasted three hours trying to get this thing fixed.
Tom gelmeden önce birkaç saatimiz daha var.We have a few more hours before Tom gets here.
Raporu bitirmek için üç saatin var.You have three hours to finish the report.
Taleplerimizi karşılamak için üç saatiniz var.You have three hours to meet our demands.
Tom çalar saatini saat 2.30'a kurdu.Tom set his alarm clock for 2:30.
Bizim sadece üç saatimiz kaldı.We only have a three hours left.
Bu büyükbabamın saatiydi.This was my grandfather's watch.
Sadece üç saatimiz var.We only have three hours.
Tom'un güzel bir saati var.Tom has a nice watch.
Benim saatim durdu.My watch has stopped.
Saatimi onarmama yardımcı oldu.He helped me fix my watch.
Onun saati benimkinden daha pahalı.His clock is more expensive than mine.
Saatin benimkinden daha pahalı.Your clock is more expensive than mine.
Gecenin bu geç saatinde gerçekten bir fincan kahve ister misin?Do you really want a cup of coffee this late at night?
Saatimin on yedi tane mücevheri vardır.My watch has seventeen jewels.
Saatime baktım.I glanced at my watch.
Gecenin bu saatinde yemek yersen şişmanlarsın.If you eat at this time of night, you'll get fat.
Tom'un bir cep saati var.Tom has a pocket watch.
Hava kararana kadar sadece birkaç saatimiz var.We only have a few hours until dark.
O, saati ayarladı.She adjusted the clock.
Onun bir saati vardı.She had a watch.
Boston'da saatin kaç olduğunu biliyor musun?Do you know what time it is in Boston?
Tom, Mary'nin ona verdiği saati kaybetti.Tom lost the watch that Mary gave him.
Saatim altın kaplamadır.My watch is gold-plated.
Saatim tamir edildi.My watch has been repaired.
Bizim yerimizde saatin kaç olduğunu bilmiyorum.I don't know how much time we have left.
Bizde saatin kaç olduğunu bilmiyorum.I don't know how much time we have left.
Yaz saati üç nisanda başlar.Daylight Savings Time starts on April third.
Ben bu saati satın almak istiyorum ama ne yazık ki fazla pahalı.I would like to buy this watch, but unfortunately it's just too expensive.