sa ile cümle
sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Okuldaki sınıf arkadaşlarıyla arkadaş olması John'un sadece bir gününü aldı.It took John only one day to make friends with his classmates at the school.
Jody sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Jody looks as if she had seen a ghost.
Sanırım koşu iyi bir egzersizdir.I think jogging is good exercise.
Koşarken sağanak yağmura yakalandım.I was caught in a shower while I was jogging.
Haydi, Joe. Sadece bir bardak bira zarar vermez.Come on, Joe. Just a glass of beer won't hurt.
Bayan Jones, uyumak için her gece koyun sayar.Mrs. Jones counts sheep every night to go to sleep.
Bay Jordan biraz şaşırmıştı.Mr Jordan was a little surprised.
George arsa satın alırken kandırıldı.George was tricked into buying the land.
George'un kız kardeşi bana biraz sandviç yaptı.George's sister made me some sandwiches.
George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.George has an incredibly large Adam's apple.
Tom sahilde bazı güzel deniz kabukları topladı.Tom picked up some pretty shells on the beach.
Judy iyi bir şarkıcı değil, değil mi?Judy isn't a good singer, is she?
Bir bardak şampanya alacağım.I'll take a glass of champagne.
Şampuanı bitirdik.We used up the shampoo.
Ben Japonca konuşabilirim ve sadece Japonca konuşurum.I'm able to speak, and only speak, Japanese.
Janet bir etek ve bir bluz satın aldı.Janet bought a skirt and a blouse.
Jack kırdığı tabağı sakladı fakat küçük kız kardeşi onu gammazladı.Jack hid the dish he had broken, but his little sister told on him.
Sanırım Jack Mary'nin ikinci kuzeni.Jack is Mary's second cousin, I believe.
Jack, yeni bir bisiklet satın almayı göze alamaz.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Sana patatesleri kaynatacağım.I'll boil you the potatoes.
Sana bir şey söyleyeyim.Let me tell you something.
Nemli, soğuk bir gün bir kişinin sağlığını etkiler.A damp, cold day affects a person's health.
Jim'in başında beyaz bir şapkası var.Jim has a white hat on his head.
Jim kızlarla arkadaşlık yapma sanatını biliyor gibi görünüyor.Jim seems to know the art of making friends with girls.
Jim bizi beklemesinin bir sakıncası olmayacağını söyledi.Jim said that he wouldn't mind waiting for us.
Jim Waller satış yöneticisi görevi için güçlü bir adaydır.Jim Waller is a strong candidate for the post of sales manager.
O sabırsızlıkla ödeme istedi.He impatiently asked for repayment.
Biraz sonra çocuklar sakinleşti.After a while, the children settled down.
Burada bir süre kalmamın sizin için bir sakıncası var mı?Would you mind my staying here for some time?
İzleyicinin şikayetlerini sabırla dinledikten sonra, hakimler sonuçları değiştirdi.After patiently listening to the audience's complaints, the judges changed the results.
Ama o şanslıydı.But he was lucky.
Ancak, sadece insan topluluğunun bir iletişim aracı olarak sözlü dili vardır.However, only the human community has verbal languages as a means of communication.
Onun Chicago'ya taşınma kararı bizi şaşırttı.Her decision to move to Chicago surprised us.
Jeff ve Mia boşanmayı önlemek için son bir çaba sarfediyorlar.Jeff and Mia are making a last ditch effort to avoid a divorce.
Jane'in saçında sarı bir kurdela vardı.Jane had a yellow ribbon in her hair.
Jane bazı Japonca şarkılar söyleyebilir.Jane can sing some Japanese songs.
Jane şarkı söyleyecek mi?Will Jane sing?
Jane öğrencilerin sahnede iyi rol yaptıklarını gördü.Jane saw the students acting well on the stage.
Jane ne zaman nereye gideceğini şaşırmıştı.Jane was quite at a loss when and where to go.
Jane, İngilizceyi iyi konuşan Japon bir arkadaşa sahiptir.Jane has a Japanese friend who speaks English well.
James bir sağanağa yakalandı.James was caught in a shower.
Shakespeare büyük şairlerden biridir.Shakespeare is one of the greatest poets.
Shakespear, İngiltere'nin şimdiye kadar ürettiği en büyük şairdir.Shakespeare is the greatest poet that England has ever produced.
Kotların hepsi satıldı.We are sold out of jeans.
Sana Dr.Shiegal'in telefon numarasını vereceğim.I'll give you Dr. Shiegal's telephone number.
Numuneler tüm dünyadaki iki yüz sağlık kurumundan toplanmıştır.The samples were collected from two hundred medical institutions all over the world.
San Francisco'ya hoş geldiniz.Welcome to San Francisco.
San Fransisko'ya hoş geldiniz.Welcome to San Francisco.
Şu anda San Francisco'da saat kaç?What time is it now in San Francisco?
Saat kaçta San Fransisko'ya varırız?What time do we get to San Francisco?
San Francisco ne güzel bir şehir!What a beautiful city San Francisco is!
Sandra büyüdüğünde güzel bir kadın oldu.Sandra has grown up to be a beautiful woman.
Sandra benim harcadığımın iki katı kadar çok harcadı.Sandra spent twice as much as I did.
Hiç sandviç istemiyorum.I do not want any sandwiches.
San Diego'ya iki bilet, lütfen.Two tickets to San Diego, please.
Sally, Bill'le tamamen aynı fikirde değildi ama onu destekledi.Sally didn't exactly agree with Bill, but she supported him.
Sally ona bir noel hediyesi verdi.Sally gave him a Christmas present.
Sally erkek kardeşine banyoyu temizletti.Sally made her brother clean the bathroom.
Sally bir gün önce aldığı kontak lensleri kaybetti.Sally lost the contact lenses she had bought the day before.