sa ile cümle

sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Doğrudan pazarlama insanların evden alışveriş yapmasını sağlayan bir yoldur.Direct marketing is a means of allowing people to shop from home.
Çok sayıda insan vardı.There were so many people.
Çok şaşırdım, şarkım birçok genç insanı cezbetti.Much to my surprise, my song appealed to many young people.
Kural olarak, saat sekizden önce okula giderim.As a rule, I go to school before eight o'clock.
Sanırım birçok insan şimdi önce olduklarından daha varlıklı.I think most people are better off now than they used to be.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Saat neredeyse altı.It's almost six o'clock.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
SSCB sadece son çare olarak ülkede hava saldırılarını kullanacak.The USSR will only use air strikes in the country as a last resort.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılarThey must be crazy to believe such nonsense.
Böyle bir öneri sadece derhal reddedilir.Such a proposal would only be turned down immediately.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
Yolundan sapma.Don't go out of your way.
Onun o kadar acımasız bir şey yapma yeteneğine sahip olduğunu hiç düşünmemiştim.I never thought he was capable of doing something so cruel.
O tür safça düşüncelerden kurtul.Get rid of those kinds of naive ideas.
Öyle bir şeyi satın almayı göze alamam.I cannot afford to buy such a thing.
Böyle saçma bir batıl inanç artık yok.Such a ridiculous superstition no longer exists.
O sadece bir bahane.That's just an excuse.
O salaklar içindir.That's for suckers.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamalısın.You ought not to stay up so late.
Geç saatlere kadar oturmasan iyi olur.You had better not sit up so late.
O kadar hızlı yürürsen sana yetişemem.I can't keep up with you if you walk so fast.
Bu kadar çalım satmak zorunda değilsin.You don't have to give yourself such airs.
Saçmalamayı kes, lütfen?Cut out the nonsense, will you?
Anne babanı böyle saçma bir şeyle rahatsız etme.Don't bother your parents with such a trivial thing.
Eğer bunu yaparsan,bu sadece aksi sonuçlar doğuracak.If you do that, it will only bring about a contrary effect.
Böyle bir şeyin olmayacağından emin olmak sana kalmış.It is up to you to see to it that such a thing doesn't happen.
Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.I think I have to begin working on my homework.
Sanırım bu toplantıyı bitirmenin zamanıdır.I think it's time to wind up this meeting.
Bizim etki sahamız o zamandan beri çok genişledi.Our sphere of influence has expanded so much since then.
O hediyeyi sardırmak istiyorum.I'd like to have that gift wrapped.
Sanırım o doğru.I believe it to be true.
Ona inanmak sizin saflığınızdandır.It's naive of you to believe that.
Ona inanmak benim salaklığımdı!It was stupid of me to believe that!
Onu yazmak birkaç saatimi aldı.It took me several hours to write it.
Onu benim için satın al, lütfen.Buy it for me, please.
Bunu görünce son derece şaşırmıştım.I was extremely surprised when I saw this.
Onu yapmak sana kalmış.It's up to you to do it.
Onu yapman için sana izin vereceğim.I will give you permission to do it.
Onu sana vereceğim.I will give it to you.
Onu on dolara sattım.I sold it for ten dollars.
Onlar sizin sandalyeleriniz değil.Those are not your chairs.
Onlar Avrupa sanatının seçkin şaheserleridirler.They are great masterpieces of European art.
Bu insanlar dünya barışına çok büyük katkı sağladı.Those people contributed greatly to world peace.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Please put those chairs away.
Şu sandalyeler yolu kapatıyor.Those chairs are in the way.
O zamana kadar yağmur durursa biz saat ikide başlayacağız.We will start at two o'clock if it has stopped raining by that time.
Bu, duyduğum en saçma fikirdir.That's the most absurd idea I've ever heard.
Yaklaşık dört inç kanat genişliğine sahiptir.It has a wingspan of about four inches.
Sanırım bu doğru.I think it's true.
O, sadece kısmi bir başarıydı.It was only a partial success.
Bu çok sayıda insan tarafından kullanılmaktadır.It is used by a great many people.
Bunu bir sır olarak saklayın.Keep it quiet.
Sanırım o hikayeyi o uydurdu.I think she made up that story.
O sadece ucuz bir reklam kampanyası.That's just a cheap publicity stunt.
Ben onu satmayacağım.I'm not going to sell it.
Bu sağduyu.That's common sense.
O sadece bir şakadır.It's merely a joke.
Sanırım o sadece bir tesadüf.I think it is a mere coincidence.
Öylesine eski bir şarkı ki onu herkes bilir.It is such an old song that everybody knows it.

İlgili Sayfalar