sa ile cümle
sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Sana ne oldu? Solgun görünüyorsun.What's the matter with you? You look pale.
Bana saati söyleyebilir misiniz, lütfen?Can you tell me the time, please?
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Lütfen bana bir şans daha verin.Please give me another chance.
Lütfen yarın sabah beni yedide uyandırmayı unutma lütfen.Please remember to wake me up at seven tomorrow morning.
Ne söyleyeceğimi şaşırdım.I was at a loss for words.
Kapı saat dokuzda kilitlenir.The door is locked at nine o'clock.
Kapı her sabah açılır.The door is opened every morning.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.You have only to stand in front of the door. It will open by itself.
Kapıda bekleyen adam, ünlü bir şarkıcıdır.The man standing by the door is a famous singer.
Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.It took us half an hour to set up the tent.
Telefon kartını nereden satın alabilirim?Where can I get a telephone card?
Ben sadece TV izliyorum.I'm just watching TV.
Televizyonu açmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I turned the TV on?
Televizyon bilgi sağlamak için çok önemli bir araçtır.Television is a very important medium through which to provide information.
Televizyon sayesinde kendi odamızda beyzbol maçlarını seyretmenin keyfine varabiliyoruz.Thanks to television, we can enjoy watching baseball games in our rooms.
Televizyonda gösterilen şey, sanki, toplumun neye benzediğinin bir yansımasıdır.What is shown on television is, as it were, a reflection of what society is like.
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
Televizyonun kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think TV will ever take the place of books.
Sanırım daha fazla dinlenmelisin.I think you should get more rest.
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
"Fakat sadece Yazın buraya geliyorsun."dedi Tony."But you just come here in the summer!" Said Tony.
Büyük mağazalar çok sayıda şeyler satarlar.Department stores sell numerous things.
Mağazada yeni bir şapka aldım.I got a new hat at the department store.
Günde bir saat tenis oynarım.I play tennis an hour a day.
Detroid araba sanayisiyle ünlüdür.Detroit is famous for its car industry.
Ted mezuniyetten sonra yurt dışına gitmeyi sabırsızlıkla bekliyor.Ted is looking forward to going abroad after graduation.
Ben testte sadece 33 puan aldım.I scored only 33 points on the test.
Ben size seve seve yardımcı olacaktım, sadece şimdi çok meşgulüm.I would gladly help you, only I am too busy now.
Sana edebildiğim kadar yardım edeceğim.I will help you as far as I can.
Mümkün olursa sana yardım edeceğim.I'll help you if possible.
Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.I defy you to make it public.
Mümkün olduğunca çok sayıda işçiyi bir araya getirmek önemlidir.It's important to unite as many workers as possible.
Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap okumalısın.You should read as many books as you can.
Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap oku.Read as many books as you can.
Mümkün olduğunca çok sayıda İngilizce kelime ezberlemelisin.You should memorize as many English words as possible.
En kısa sürede fiyat teklifini almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to receiving your quote as soon as possible.
Elimden geldiğince sana destek olacağım.I'll support you as much as I can.
Mümkünse, salı günü gel.Come on Tuesday, if possible.
Helal olsun sana! Ailen seninle gurur duyuyor olmalı.Well done! Your parents must be proud of you.
Masanın üstünde bir şişe şarap var.There is a bottle of wine on the table.
Masanın bacakları sallanıyor.The legs of the table are shaky.
Masanın yanında dört sandalye vardı.There were four chairs by the table.
Bayan Davis sadece mükemmel bir eşti.Mrs. Davis was anything but a perfect wife.
Tim sanki solakmış gibi yazar.Tim writes as if he were left-handed.
Akşam yemeği saat kaçta servis ediliyor?What time is dinner served?
Akşam yemeğinden sonra, sahilde yürürüm.After dinner, I walk on the beach.
Dick sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Dick talks as if he knew everything.
Dick piyano çaldı ve Lucy şarkı söyledi.Dick played the piano and Lucy sang.
Dick, saat üçe kadar geri gelmek için söz verdi.Dick promised to come back by three o'clock.
O Deal'in içinde ve çevresinde ev alışı ve satışı düzenlemektedir.She arranges the buying and selling of houses in and around Deal.
Satıcı bir araba satmak istiyor.The dealer wants to sell a car.
Dizel egzozunu solumak sağlığımız için kötüdür.Inhaling diesel exhaust is bad for our health.
Taksitle satın alma.Don't buy on credit.
Kısa bir barıştan sonra, savaş tekrar patlak verdi.After a brief peace, war broke out again.
Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.At last, they began to count down cautiously.
Nihayet, onlar kanla özgürlüğü satın aldı.At last, they purchased freedom with blood.
Savaş sonunda patlak verdi.The war finally broke out.
Benim için de bir tane satın alabilir misin?Can you buy one for me as well?