sa ile cümle

sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Saç kurutucunuzu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your hair drier?
Brent bir Amerikalı, ama o sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Brent is an American, but he speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Fransız şaraplarını sever misiniz?Do you like French wines?
Sanki Fransızcayı iyi biliyormuş gibi davranıyordu.She acted as if she knew French well.
Fransa, Rusya ile savaştaydı.France was at war with Russia.
Fransız şairlerine aşina değilim.I'm not familiar with French poets.
Biraz Fransız şarabın var mı?Do you have any French wine?
Fransa'da sanatçlara hayli saygı gösterilir.Artists are highly respected in France.
Salıncak yukarı ve aşağı hareket ediyor.The swing is moving up and down.
Franklin sağduyusu ile biliniyordu.Franklin was known for his common sense.
Frankfurterler ABD'de ilk kez 1860'larda satıldı.Frankfurters were first sold in the United States in the 1860s.
Frankfurter adlı sosisli sandviçler ABD'de ilk kez 1860'larda satıldı.Frankfurters were first sold in the United States in the 1860s.
Belki kendi yolumdan sapacağım.Maybe I'll just wander off on my own.
Sadece dolaşalım ve bunun bizi nereye götürdüğünü görelim.Let's just wander and see where it takes us.
Sahanlıkta sadece bir kişi daha vardı.There was only one other person on the platform.
Öğrencilerin hepsi Bay Brown'a saygı duyuyor.Mr Brown is looked up to by all the students.
Sanırım o Bay Brown'dur.I think he is Mr Brown.
Brian Kate için bir ruj satın aldı.Brian bought a lipstick for Kate.
Bir kart yazmak Brian'ın birkaç saatini aldı.It took Brian several hours to write a card.
Çok şişman olmak birinin sağlığı için iyi değildir.Becoming too fat is not good for one's health.
Bana bir şişe şarap ver.Give me a bottle of wine.
Şarap bana göre değil.Wine is not to my taste.
Şarabı suyla bozmamalısın.You should not adulterate wine with water.
O bir gün bile şarapsız kalamayacağını söylüyor.He says he can't go without wine even for a day.
Onların başka şarapları yok.They have no more wine.
Üzümler salkımla yetişir.Grapes grow in bunches.
Üzümleri şarap yapıyoruz.We make grapes into wine.
Üzümler şarap haline getirilir.Grapes are made into wine.
Bay Ford bu araziye sahiptir.Mr Ford owns this land.
Feribot hareket etmeye başladı ve yarım saat içinde karşıdaydık.The ferry started to move and we were across in half an hour.
Bazı botlar satın almak istiyorum.I would like to purchase some boots.
Şişede kalmış biraz şarap var.There is little wine left in the bottle.
Bill'in çok sayıda orijinal fikirleri var.Bill has a lot of original ideas.
Bill bir saldırgan tarafından öldürüldü.Bill was killed by an intruder.
Bill şaşırtıcı bir akıcılık ile Japonca konuştu.Bill spoke Japanese with surprising fluency.
Bill saatlerce ağlamaya devam etti.Bill kept on crying for hours.
Bill'in işi otomobil satmaktır.Bill's work is selling cars.
Bay Hilton evini satmak isteyince gazeteye ilan verdi.When Mr Hilton wanted to sell his house, he advertised it in the newspaper.
Sadece Bill değil fakat aynı zamanda Mac da bilgisayarları çok sever.Not only Bill but also Mac is crazy about computers.
Biraz şansla kazanabilirim.I may win by some chance.
Sanki yağmur yağacak gibi görünüyor.It looks as if it is going to rain.
Hitler en kötü üne sahip diktatörlerden biridir.Hitler is one of the most notorious dictators.
Hitler Almanya'yı savaşa götürdü.Hitler led Germany into war.
Hitler Almanya'yı savaşa sürükledi.Hitler led Germany into war.
Çok üşüyorum. Sanırım nezle olacağım.It's terribly cold. I think I'm going to catch a cold.
Sanırım yağmur daha da şiddetleniyor.I think the rain's getting heavier.
Sağanak yağmura rağmen başladılar.They started in spite of the heavy rain.
Video mağazası saat 3'e kadar açık.The video shop is open until 3 o'clock.
Şaşkınlıktan dona kalmıştık.We were struck dumb with astonishment.
Bir kazma sert zemin yüzeyleri parçalamak için kullanılan uzun saplı bir araçtır.A pick is a long handled tool used for breaking up hard ground surfaces.
Tıraş olmadan önce yüzümü sabunlarım.I lather my face before shaving.
Bikinili güzel kız sahilde bir göz açıcı idi.The pretty girl in the bikini was an eye-opener on the beach.
Tokyo ve Shin-Osaka arasını Hikari üç saat ve on dakika içinde koşar.The Hikari runs between Tokyo and Shin-Osaka in three hours and ten minutes.
Picasso ünlü bir sanatçıdır.Picasso is a famous artist.
Picasso herkesin bildiği ünlü bir sanatçıdır.Picasso is a famous artist whom everyone knows.
Ben bir Picasso satın aldım.I bought a Picasso.
Bir Picasso tablosu satın aldım.I bought a Picasso.
Bir Picasso satın almak istiyorum.I'd like to buy a Picasso.
Sana bir bira ısmarlayacağım.I'll buy you a beer.
Bira satışları havanın merhametindedir.Beer sales are at the mercy of the weather.

İlgili Sayfalar