Ana içeriğe geç
Sözlük

sağlar ile cümle

sağlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İnekler bize süt sağlar.Cows provide us with milk.
İnekler bize iyi süt sağlar.Cows provide us with good milk.
Arılar bizim için bal sağlar.Bees provide honey for us.
Okul, öğrencilere kitap sağlar.The school supplies the students with books.
Şirket tüm çalışanları için sağlık bakımı ve hayat sigortası avantajları sağlar.The company provides health care and life insurance benefits for all of its employees.
Kapı mutfağa erişim sağlar.The door gives access to the kitchen.
Singapur'un Merkez Fonu emeklilik sağlar.Singapore's Central Fund provides pensions.
Lütfen teklifiniz hakkında daha fazla bilgi sağlar mısınız?Will you please provide more details about your proposal?
Kapı bahçeye erişim sağlar.The gate admits to the garden.
Bu kapı bahçeye erişmeye olanak sağlar.This gate allows access to the garden.
Bu santral, tek başına çeşitli şehirlere elektrik sağlar.This power station alone provides several cities with electricity.
Bu kuşun büyük kanatları onun çok hızlı uçmasını sağlar.This bird's large wings enable it to fly very fast.
Bir gaz sobası yemek için en iyi ısıyı sağlar.A gas stove provides the most even heat for cooking.
The Great Lakes içme suyu sağlar.The Great Lakes supply drinking water.
Gençler değişime kolayca uyum sağlarlar.The young adapt to change easily.
Anne ve babalar, çocukları için koruma sağlarlar.Parents provide protection for their children.
Nehir şehirlere ve köylere su sağlar.The river supplies cities and villages with water.
Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.Mutual understanding makes for peace.
Hafif egzersizler kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.Moderate exercises will make us feel good.
Genç hayvanlar hızla yeni bir çevreye uyum sağlarlar.Young animals adapt quickly to a new environment.
Japon şirketleri genellikle çalışanlarına üniforma sağlar.Japanese companies generally provide their employees with uniforms.
Yağmur ormanları dünyaya birçok faydalar sağlar.Rainforests provide the earth with many benefits.
Evinin geçimini sağlar.He brings home the bread and butter.
Piyano çalarak geçimini sağlar.He earns his living by playing the piano.
Maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağlar.His salary enables him to live in comfort.
Onun mavi ayakkabıları o elbise ile uyum sağlar.Her blue shoes go well with that dress.
Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.The property left him by his father enables him to live in comfort.
Bir baba ailesinin geçimini sağlar.A father provides for his family.
Şu ayakkabılar bu beyaz etekle mükemmel bir uyum sağlar.Those shoes are a perfect match for this white skirt.
Tanrı rüzgarı sağlar, ama insanın yelkenleri yükseltmesi gerekir.God provides the wind, but man must raise the sails.
Geçimini nasıl sağlarsın?What do you do for a living?
Bazen sorular bize cevaplardan daha fazla bilgi sağlar.Sometimes, questions provide us with more information than answers.
Ekonomi arabalar size tasarruf sağlar.Economy cars save you money.
Gözlük takmak senin daha entelektüel görünmeni sağlar.Wearing glasses makes you look more intellectual.
Bu tür bir şey yapmak aptal görünmesini sağlar.Doing that sort of thing makes you look stupid.
Tom geçimini neyle sağlar?What does Tom do for a living?
Yok olma yeniden doğumumu sağlar.Annihilation gives birth to my rebirth.
Bir elma ağacı elma sağlar.An apple tree provides an apple.
Bir portakal ağacı portakal sağlar.An orange tree provides an orange.
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.Many libraries also provide wireless local area network.
Onlar para için değer sağlarlar.They provide value for money.
Kırmızı kemer onu siyah kıyafetini daha da iyi görünmesini sağlar.The red belt makes her black dress look even better.
Gerçek demokrasi ücretsiz konuşma sağlar.A true democracy allows free speech.
Eski bir ağaç gölge sağlar.An old tree provides shade.
Prezervatifler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Condoms offer protection against sexually transmitted diseases.
Şu renkler birlikte uyum sağlar.Those colors go well together.
Hava bir odada sıkıştırıldığında hayli ısı yalıtımı sağlar.Air provides considerable thermal insulation when trapped in a chamber.
Sen Tom'un benim ofisime gelmesini sağlar mısın lütfen?Would you have Tom come to my office, please?
Elektrikli bilgisayarlar, yöneticilere ayrıntılı ve güncel bilgileri sağlar.Electric computers provide managers with detailed, up-to-date information.
Bu program sizin bilgili kalmanızı sağlar.This programme allows you to stay informed.
Optik yanılsama ikinci nesnenin, ilkinden daha büyük görünmesini sağlar.Optical illusion makes the second object look larger than the first.
Bunun çok kolay görünmesini sağlarsın.You make it look so easy.
Kızıl Haç afet bölgelerine sürekli olarak gıda sağlar.The Red Cross constantly supplies food to the disaster areas.
Çok büyük pencereler bol doğal gün ışığı sağlar.Very large windows assure abundant natural daylight.
Sen ona nasıl yardım sağlardın?How would you help him?
Beyaz renk, odanın daha büyük görünmesini sağlar.White makes the room look bigger.
Kominizm herkes için iyi konut sağlardı.Communism would provide decent housing for everybody.
Amerika Birleşik Devletleri'nde, elektriğimizin % 39'unu kömür sağlar.In the United States, coal makes 39% of our electricity.
Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.The tail at the rear of the plane provides stability.
O kürk ceket onun daha büyük görünmesini sağlar.That fur coat makes her look bigger.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod