Ben sadece akıntıya uyum sağladım.I just went with it.
Sağlam bir ekibe sahibiz.We have a solid team.
Tom eve sağ salim vardı.Tom made it home OK.
Sağlığım iyidir.My health is good.
Sağa hareket et.Move to the right.
Sağlığım yerinde.I have my health.
Kâbuslar, sağlık konularının bir işaretidir.Nightmares are a sign of health issues.
Onun sağ kolunda iki bileziği var.She has two bangles on her right arm.
Şirketlerin amacı kazanç sağlamaktır.The objective of corporations is to make profits.
Tom'un sana yardım etmesini nasıl sağladın?How did you get Tom to help you?
Tom, Mary için sağlıklı bir yemek hazırladı.Tom prepared a healthy meal for Mary.
Tom sağlıklı bir salata hazırladı.Tom made a healthy salad.
Sağlık görevlileri birkaç dakika içinde olay yerine geldi.Paramedics arrived on the scene within minutes.
Sağlık görevlileri Tom'un hayatını kurtarmak için çılgınca çalıştı.Paramedics worked frantically to save Tom's life.
Orada hiç sağlık personeli yoktur.There are no medical workers there at all.
Zihinsel sağlığınız notlarınızdan daha önemlidir.Your mental health is more important than your grades.
Kaldığın için sağ ol.Thank you for staying.
Çok zayıf olsam bile çok sağlıklıyım.I'm really very healthy even though I'm very thin.
Yolun sağ tarafında sürmek için çok deneyimim yok.I don't have much experience driving on the right side of the road.
Alyans mükemmel uyum sağlar.The wedding ring fits perfectly.
Bu işe başlamadan önce geçiminizi nasıl sağladınız?How did you support yourself before you got this job?
Tom sadece bunun çok kolay görünmesini sağlıyor.Tom just makes it look so easy.
Polis sağlık bölümüyle temasa geçti.The police got in touch with the health department.
Dania sağlıklı bir ilişkinin ne olduğunu bilmiyordu.Dania didn't know what a healthy relationship was.
Tom yazar olarak geçimini sağlıyor.Tom makes a living as a writer.
Hepimiz sağlıklıyız ve gerçekten mutluyuz.We're all healthy, and we're really happy.
Bunun olmasını nasıl sağladın?How did you make that happen?
Onun olmamasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make sure that doesn't happen.
Sağlıklı yiyecek yemeye çalışıyorum.I try to eat healthy food.
Sağır oluyorum.I'm going deaf.
Üç yıl öncesine kadar sağlıklıydım.I was healthy up until three years ago.
Ben çok yardım sağladım.I helped a lot.
Bunun olmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make that happen.
Nasıl daha uzun, daha sağlıklı yaşayabiliriz?How can we live longer, healthier lives?
Tom sağlıklı göründüğümü söyledi.Tom said I looked healthy.
İnsanların işe geri dönmesini sağlamak zorundayız.We have to make sure people get back to work.
Tom'a yardım sağlamayacağım.I won't help Tom.
Tom'a yardım sağlayamam.I can't help Tom.
Tom'a yardım sağlayacağım.I'll assist Tom.
Ben sağ salim vardım.I arrived safely.
Ben o zaman sağlıklı değildim.I wasn't healthy back then.
Bazı insanlar sağı solu belli olmayan biri olduğumu söylüyor.Some people say I'm unpredictable.
Oldukça sağlıklıyım.I'm quite healthy.
Ben çok sağduyuluyum.I'm very discreet.
Mutluluk sadece iyi bir sağlık ve kötü bir vicdandır.Happiness is simply good health and a bad conscience.
Fadıl'ın sağlığı bozuldu.Fadil's health deteriorated.
Fadıl, Leyla'yı sağ kaşından vurdu.Fadil shot Layla through the right eyebrow.
Sağduyu düzenlemeye ihtiyacımız var.We need common sense regulation.
Sağduyu politikasına ihtiyacımız var.We need common sense policy.
Sağduyu silahı politikasına ihtiyacımız var.We need common sense gun policy.
Birinin sağlığı için, hem iş hem de oyun gereklidir.For one's health, both work and play are necessary.
Ben zarardan yarar sağlamaya çalışıyorum.I'm trying to make the best of a bad situation.
İnsanlar genellikle yaşlanırken daha az sağlıklı hale gelirler.People generally become less healthy as they age.
Sen hâlâ genç ve sağlıklısın.You're still young and healthy.
Tom Mary'nin kalmasını sağlamaya çalıştı.Tom tried to get Mary to stay.
Ben Tom'dan daha sağlıklıyım.I'm healthier than Tom.
Sen gençsin ve sağlıklısın.You're young and healthy.
Servet ve sağlık el ele gider.Wealth and health go hand in hand.
Zengin olmaktansa sağlıklı olmayı tercih ederim.I would rather be healthy than wealthy.
Zengin değilim ama sağlığım var.I'm not wealthy, but I do have my health.