saçlı ile cümle
saçlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Was macht ein molliger, kraushaariger Typ aus Holland - was hat so jemand wie mich dazu gebracht, zu Pfeifen?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Wat doet een mollige krullenbol uit Holland -- waarom fluit hij?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Τί είναι ένας στρουμπουλός , σγουρομάλλης τύπος από την Ολλανδία ; Γιατί σφυρίζει ;
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Кой е този пълничък, къдрокос мъж от Холандия - защо подсвирква?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Хто цей круглолиций кучерявий хлопець з Голандії, чому він насвистує?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?Что это за кудрявый толстяк из Голландии, чегой-то он свистит?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?מה בחור שמנמן ומתולתל מהולנד--- למה הוא שורק?
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?ما هذا السمين , شاب ذو شعر مجعد من هولندا لماذا يصفر ؟
Bu Hollandalı, kıvırcık saçlı tombul adam -- neden ıslık çalıyor?そう お思いかもしれませんね 私は実際4歳の頃から口笛ばかり吹いていました
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Die schaam-Haar tand flossers heb geen recht om ons te vertellen wat te doen.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Esos hilos dentales de vello púbico no tienen derecho a decirnos qué hacer.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Idioţii ăia ce se curăţă între dinţi cu păr pubian nu au dreptul să ne zică ce putem face şi ce nu.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Những chiếc răng mu-tóc flossers không có quyền cho chúng tôi biết phải làm gì.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Te polikane, zobo kosmate, ščetine nimajo pravice govoriti kaj naj mi počnemo.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Tyhle vylízaný snobové nemají právo nám øíkat, co máme dìlat.
Bunlar kasık-saçlı diş yüzgeçliler hiç bir hakları yok bize ne yapmamız gerektiğini söylemeye.Αυτοί οι ελεεινοί δεν έχουν το δικαίωμα να μας λένε τι να κάνουμε.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›A keď vezmete i tohoto odo mňa, a prihodí sa mu nejaké nešťastie, sprevadíte moje šediny v trápení do hrobu.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›En als jullie zijn broer nu ook nog van mij afnemen en hem iets overkomt, zal ik sterven van verdriet.'
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›너희가 이도 내게서 취하여 가려한즉 만일 재해가 그 몸에 미치면 나의 흰머리로 슬피 음부로 내려가게 하리라 하니
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›Tar I nu også denne fra mig, og det møter ham nogen ulykke, så sender I mine grå hår med sorg ned i dødsriket.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›Vezmete-li i tohoto ode mne, a přišlo by na něj něco zlého, tedy uvedete šediny mé s trápením do hrobu.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›если и сего возьмете от глаз моих, и случится с ним несчастье, то сведете вы седину мою с горестью во гроб.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›и ако ми отнемете и тоя, и му се случи нещастие, ще свалите бялата ми коса със скръб в гроба.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›ולקחתם גם את זה מעם פני וקרהו אסון והורדתם את שיבתי ברעה שאלה׃
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›فاذا اخذتم هذا ايضا من امام وجهي واصابته اذيّة تنزلون شيبتي بشر الى الهاوية.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›現 在 你 們 又 要 把 這 個 帶 去 離 開 我 、 倘 若 他 遭 害 、 那 便 是 你 們 使 我 白 髮 蒼 蒼 、 悲 悲 慘 慘 的 下 陰 間 去 了 。
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›現在 你 們 又 要 把 這個帶 去 離開 我 、 倘若 他 遭害 、 那 便 是 你 們使我 白髮蒼蒼 、 悲悲慘慘 的 下 陰間 去 了 。
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Acesta avea părul drept şi obrajii bucălaţi.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Celui-ci avec des cheveux parfaitement lisses et des joues de bubble-gum.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Es hatte perfekt, glatt gestrichene Haare und Hamsterbäckchen.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Ett med perfekt rakt hår och tuggummikinder.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.풍선껌같은 볼에 완벽한 생머리를 가진 아이였죠.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Questo qui aveva perfetti capelli lisci e guance di gomma da masticare.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.Tenía un perfecto pelo liso y unas mejillas de goma de mascar.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.לתינוק הזה היה שיער חלק מושלם ולחיי מסטיק.
Bu seferki dümdüz saçlı, balon yanaklıydı.スイートポテトと 名付けられた
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.Da nun der Philister sah und schaute David an, verachtete er ihn; denn er war ein Knabe, bräunlich und schön.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.In ko se Filistejec ozre in ugleda Davida, ga zaničuje; zakaj bil je mladenček in rdečkast, pa lepega obraza.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.Keď potom pozrel Filištín a uvidel Dávida, pohŕdol ním, pretože bol iba mládenček, rumenný a krásnej postavy.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.그 블레셋 사람이 둘러보다가 다윗을 보고 업신여기니 이는 그가 젊고 붉고 용모가 아름다움이라
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.Người Phi-li-tin xem Ða-vít, thấy người còn trẻ, nước da hồng hồng, mặt đẹp đẽ, thì khinh người.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.Người_Phi - li-tin xem Ða - vít , thấy người còn trẻ , nước_da hồng hồng , mặt đẹp_đẽ , thì khinh người .
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.Quando o filisteu olhou e viu a Davi, desprezou-o, porquanto era mancebo, ruivo, e de gentil aspecto.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.И когато филистимецът погледна наоколо и видя Давида, презря го, защото беше дете и рус и красив на лице.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.ויבט הפלשתי ויראה את דוד ויבזהו כי היה נער ואדמני עם יפה מראה׃
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.ولما نظر الفلسطيني ورأى داود استحقره لانه كان غلاما واشقر جميل المنظر.
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.非 利 士 人 觀 看 、 見 了 大 衛 、 就 藐 視 他 . 因 為 他 年 輕 、 面 色 光 紅 、 容 貌 俊 美
Davutu tepeden tırnağa süzdü. Kızıl saçlı, yakışıklı bir genç olduğu için onu küçümsedi.非利士人 觀看 、 見 了 大衛 、 就 藐 視他 . 因為 他 年 輕 、 面色 光紅 、 容貌 俊美
Eski bir kanepenin üstünde benim kızıl saçlım ve ben♫ 낡은 소파로 만든 뗏목 위에는 ♫ ♫ 내 사랑 빨강머리 소년과 나 ♫
Eski bir kanepenin üstünde benim kızıl saçlım ve benעל ספה, אני והילד האדמוני
Eski bir kanepenin üstünde benim kızıl saçlım ve ben♫ وعلى الأريكة القديمة ♫ ♫ عامل التنظيف ذا الشعر الأحمر وأنا♫
Eski bir kanepenin üstünde benim kızıl saçlım ve ben私の赤毛の彼と2人で 門番の赤毛の息子
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Az alap az volt, természetesen a terjedését és terjedését a piros-fejek, mint valamint azok karbantartása.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Der Fonds war natürlich, zur Vermehrung und Ausbreitung der rot-Köpfe als sowie für deren Wartung.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Fond bol, samozrejme, rozmnožovanie a šírenie červených hláv aj pre ich údržbu.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Fond byl, samozřejmě, k rozmnožování a šíření červených hlav i pro jejich údržbu.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Fonden var, naturligtvis, för förökning och spridning av Rödhåriga som samt för deras underhåll.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Fonden var naturligvis, til formering og spredning af den rød-hoveder, som samt for deres vedligeholdelse.
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.펀드는 붉은 머리의 전파 확산 동안 물론,
Fon, kızıl saçlılar çoğalması ve yayılması olarak, tabii ki, yanı sıra, bakım için.Rahasto oli tietenkin, lisäykseen ja leviäminen Punapäät kuin sekä niiden kunnossapitoon.