Saçları omuz hizasında.She has shoulder-length hair.
Onun saçı karışık.Her hair is tangled.
Saçınızın nasıl yapılmasını istersiniz?How would you like your hair done?
Saçınızı nasıl yaptırmak istersiniz?How would you like your hair done?
Uzun saçın modası geçti.Long hair is out of fashion.
Senin saçın bahar gibi kokuyor.Your hair smells like spring.
Ne tür saç stili istersiniz?What kind of hair style would you like?
İkimizin sarı saçı varken kızımızın kızıl saçı var.Our daughter has red hair while both of us have blonde hair.
Ben kızıl saçlı olmaktan hoşlanırım.I like to be a redhead.
Saçma bir şey meydana gelirse, o zaman kırmızı düğmeye basın.If something ridiculous occurs, then press down on the red button.
Bayraklar evlerin saçakları üzerine çekilmişti.Flags had been hoisted on the eaves of houses.
Saç kısa!The hair is short!
Saçımı değiştirdim ama onun hoşuna gitmedi.I changed my hair, but he didn't like it.
Saç tıraşı olmanın zamanı geldi de geçiyor.It's about time you got a haircut.
Kuzenimin sarışın kıvırcık saçları var.My cousin has blonde curly hair.
Alice'in saçında bir çiçek var.Alice has a flower in her hair.
Saç stilimi beğendin mi?Did you like my hairstyle?
Affedersin, garson. Çorbamda bir saç var.Excuse me, waiter. There's a hair in my soup.
Merak etmeyin, saçınızı kesmek acı vermez.Don't worry, cutting your hair doesn't hurt.
O saçma sapan konuşuyordu.He was talking nonsense.
Saçımı kızıl boyadım.I dyed my hair red.
Saçımı sarıya boyadım.I dyed my hair blonde.
Sabah saçımı yıkamam.I don't wash my hair in the morning.
O saçmalık.That's rubbish.
Tom kızıl saçlıları seviyor.Tom likes redheads.
Koştuğum zaman rüzgarı saçımda hissediyorum.When I run, I feel the wind in my hair.
Tom Mary'yi saçtan tuttu.Tom grabbed Mary by the hair.
Mary saçlarını sarıya boyamayı tercih eder.Mary prefers to dye her hair blonde.
Ne saçma!What nonsense!
Mary saçını düzelttirdi.Mary got her hair fixed.
Mary kocasına "Saçımı nasıl buldun?" diye sordu."How do you like my hair?", asked Mary to her husband.
Çiftçi buğday tohumlarını tarlada saçtı.The farmer scattered the wheat seeds in the field.
Tom saçını boyadı.Tom dyed his hair.
Asyalılar genellikle siyah saça sahiptir.Asians generally have black hair.
Tom saçını siyaha boyadı.Tom dyed his hair black.
Ne çirkin saç.What ugly hair.
Uzun saçı vardı.He had long hair.
O, saçını kırmızıya boyamak istiyor.She wants to dye her hair red.
Onun çok uzun saçları var.She has very long hair.
Onun saçının rengi ne?What's the colour of her hair?
Onun saçı boyalı görünmüyor.Her hair didn't look dyed.
Saçımı hiç sevmiyorum.I don't like my hair at all.
Saçında bir kuş tüyü var.You have a feather on your hair.
O ne tür bir saçmalık?What kind of nonsense is that?
Ne tür bir saçmalık bu?What kind of nonsense is this?
O, yaşlı görünmek için sakalını ve saçını uzattı.He grew his beard and hair in order to look old.
Saçın yine çıkacak.Your hair will grow back.
Saçların tekrar uzayacak.Your hair will grow back.
Ne deli saçması.What utter nonsense.
Tom saçını fırçalıyor.Tom is brushing his hair.
Saçımı fırçalıyorum.I am brushing my hair.
O,ona karşı sevgisini kaybettiği için değil onu sevdiği için saçını kestirdi.She got her hair cut because she likes it not because she had lost her love towards it.
Kısa saçla iyi görünüyorsun.You're fine with short hair.
Tom saçını boyuyor.Tom is dyeing his hair.
Tom'un saçı büyüyor.Tom's hair is growing.
Tom'un saçı uzuyor.Tom's hair is growing.
Tom Mary'nin saçını çekiyor.Tom is pulling Mary's hair.
Açık saçık fıkralar bilirim ama asla onları anlatmam.I know dirty jokes, but I never tell them.
Asla açık saçık fıkralar dinlemem.I never listen to dirty jokes.
Saçımı kahverengiye boyuyorum.I am dyeing my hair brown.