sızı ile cümle
sızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bugün sizin doğum gününüz mü?Is today your birthday?
İnsan vücudundaki en büyük organ nedir? Cevap sizi şaşırtabilir.What is the largest organ in the human body? The answer may surprise you.
Sizinle tanışmak şimdiye kadar başımdan geçen en iyi şeylerden biridir.Meeting you is one of the best things that ever happened to me.
Tom sizin izniniz olmadan gitmedi.Tom wouldn't leave without your permission.
Hangi sinek sizi ısırdı?Which fly bit you?
Ben sizin için mükemmel kişiyi tanıyorum.I know the perfect person for you.
Çatı sızıyordu.The roof was leaking.
@ işareti sizin dilinizde nasıl telaffuz edilir?How is the @ sign pronounced in your language?
Sanırım onlardan birini alırsam bu sizi rahatsız etmez.I assume it won't bother you if I take one of them.
Bu benim kedim. O sizinki.This is my cat. That one is yours.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
"Mutlu Noeller, amca! Tanrı sizi korusun!" neşeli bir ses haykırdı."A merry Christmas, uncle! God save you!" cried a cheerful voice.
Marta sizi sever.Martha loves you.
Sızıntı kapatıldı.The leak has been sealed.
Dinleyin, Tom sizin burada olduğunuzu bilemezListen, Tom can't know you're here.
Burada sizin için bir yer olduğunu düşünüyorum.I think there's a place for you here.
Daha önce sizinle tanışma şerefine ermedim.I don't believe I've had the pleasure.
Ben sizin durumunuzda bir istisna yapacağım.I'll make an exception in your case.
Tom sizinle hemen hemen aynı yaşta, herhalde.Tom is about the same age as you, I suppose.
Sizinle bir şey hakkında konuşmam gerekir.I need to speak to you about something.
Sizin ne istediğinizi bildiğinizi sanmıyorum.I don't think you know what you're asking.
Bu, sızıntıyı durduracak.That'll stop the leak.
Biz özellikle sizin müzik programınızla ilgileniyoruz.We're particularly interested in your music program.
Sizin yardımınızla, biz Tom'u yakalayacağız.With your help, we'll catch Tom.
Ben gerçekten böyle acı içinde sizi görmekten nefret ediyorum.I really hate to see you in such pain.
Zorundaysam sizi tutuklayabilirim.I can arrest you if I have to.
Onlar sizi bir ya da iki günlüğüne misafir edecek.They'll put you up for a day or two.
Belki bu sizi neşelendirecek.Maybe this'll cheer you up.
Belki bu sizi mutlu edecek.Maybe this'll cheer you up.
Sizi keyiflendirecekler.They'll cheer you up.
Sizi mutlu edecekler.They'll cheer you up.
Sizin yaşamlarınız büyük tehlikede.Your lives are in great danger.
Merhaba, ben Tom ve ben sizin garsonunuz olacağım.Hello, I'm Tom and I'll be your waiter.
Sizinle tanışmak bir zevkti, efendim.It's a pleasure to meet you, sir.
Tom'un yaşamı sizin ellerinizde.Tom's life is in your hands.
Sizin büyük bir hayranınızım.I'm a huge fan of yours.
Bunun sizin olduğunu tahmin ediyorum.I'm guessing this is yours.
Zafer sizindir.The victory is yours.
Sizi rencide ettim.I've offended you.
Sizi gücendirdim.I've offended you.
Tom sizinle oyun oynuyor.Tom is toying with you.
Sizinle yalnızca tek sorun var.There's only one problem with you.
Sizi ağırlamama izin verin.Let me entertain you.
Hey, bayan, sizinle konuşuyoruz.Hey, lady, we're talking to you.
Bu sizin için iyi olamaz.That can't be good for you.
Bu sizin için bir minnet borcu.That's gratitude for you.
Burada bulunmam sizi rahatsız ediyorsa özür dilerim.I'm sorry if my being here embarrasses you.
Sizinle tanışmak gerçek bir zevk.It's a real pleasure to meet you.
Sizinle tanışmak gerçek bir onur.It's a real honor to meet you.
Sizinle tanışmak büyük bir onur.It's a great honor to meet you.
Sonunda sizinle tanışmak çok güzel.It's so good to finally meet you.
Sonunda sizinle tanışmak bir zevk.It's a pleasure to finally meet you.
Sanırım sizi hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I guess I didn't want to disappoint you.
Bu yüzden sizin için endişeleniyorum.That's why I worry about you.
Sizi yok etmek için burada değiliz.We aren't here to destroy you.
Ben sizin hakkınızda o şekilde düşünmüyorum.I don't think about you in that way.
Eğer erken ayrılırsam umarım sizin için bir sakıncası yoktur.I hope you don't mind if I leave early.
Sadece sizi endişelendirmek istemedim.I just didn't want you to worry.
Bu sizin kendi güvenliğiniz içindir.This is for your own safety.
Sizi başka bir yere götürebilir miyiz?Could we take you somewhere else?