Bu tip konular insanın bilgi sınırlarının ardındadır.Such matters are beyond the bounds of human knowledge.
Kendi sınırlarını bilmen önemlidir.It is important to know your own limitations.
O, kendi sınırlarını bilir.She knows her limitations.
O, sınırlarını denemek istedi.He wanted to test his limits.
O, sınırlarını test etmek istedi.She wanted to test her limits.
Tom sınırlarını bilir.Tom knows his limitations.
Birinin sınırlarını bilmek önemlidir.It's important to know one's limits.
Dalgıç ekipmanının sınırlarını test etmek istedi.The diver wanted to test the limits of his equipment.
Bilgimin sınırlarının farkındayım.I'm aware of the limits of my knowledge.
Senin sınırlarını bilmiyorum.I don't know your limits.
Amerikalılar sınırlarını korumak istiyorlar.Americans want their borders protected.
Tom kendi sınırlarının farkında.Tom is aware of his own limitations.
Birinin bilgisinin sınırlarını tanımak önemlidir.It is important to recognize the limits of one's knowledge.
Cahilim ama en azından bilgimin sınırlarını tanıyorum.I'm ignorant, but at least I recognize the limits of my knowledge.
Macaristan sınırlarını kapattı.Hungary closed its borders.
Andorra bazen iç saha maçlarını ülke sınırlarının dışında oynadı.Andorra have occasionally played home matches outside their borders.
İznik, doğu sınırlarını yüzyılın geri kalanı için birleştirmeyi başardı.Nicaea was able to consolidate their eastern frontier for the remainder of the century.
Bu filmde Harry'nin söylemi "İnsan sınırlarını bilmeli."dir.In this film, Harry's catch-phrase is "A man's got to know his limitations".
Haçlı Seferleri ve Askeri Tarikatlar: Orta Çağ Latin Hristiyanlığının Sınırlarının Gelişmesi.The Crusades and the Military Orders: Expanding the Frontier of Medieval Latin Christianity.
Ayrıca deniz sınırlarının daha güçlü bir şekilde savunulmasını sağladı.He also enabled stronger defense of maritime borders.
Avrupa Birliği: AB içinde SAR sınırlarını IEC standartlarını takip ederek CENELEC belirlemektedir.European Union: CENELEC specify SAR limits within the EU, following IEC standards.
Ressam olarak gelişimi yavaş olmuştu ve kendi sınırlarının farkındaydı.His evolution as an artist was slow, and he was aware of his painterly limitations.
20. Avrupa- Forumun konusu, "Avrupa sınırlarını mı zorluyor?, Avrupa'nın dünyadaki rolü".The theme of the 20th Europa-Forum was "Is Europa facing borders?
Fransa sınırlarını çevreleyen tarihteki en uzun turdu.The longest tour in history, the route traced closely the borders of France.
Çok geçmeden kariyeri, Yunanistan ve Yunan diaspora sınırlarının ötesine taştı.Before long, her career extended beyond the political boundaries of Greece to the Greek Diaspora.
İmparatorluğun sınırlarını da genişletti.Limits of Empire.
Bu değişiklikler, Mazda’da sınırlarını aşan ürün geliştirme gruplarını vurgulamaktadır.This diversification stressed the product development groups at Mazda past its limits.
1.4Rj’de bulunan bir diğer 2:1 Lorentz resonansı ışık halkasının iç sınırlarını tanımlar.Another 2:1 Lorentz resonance at 1.4 Rj defines the inner boundary of the halo ring.
15. yüzyıl başlarında kent, o zamanki sınırlarının dışına taşmaya başladı.As early as the 15th century, the city had expanded outside of its original borders.
Bir yıl sonra artık müziğini İngiltere sınırlarının dışına çıkarma zamanı geldiğini hissetti.A year later he decided to leave the music industry and closed UK Records.
Kuzeyde Peru, doğuda ise Bolivya ve Arjantin sınırlarını oluşturur.To the east it borders Bolivia and Argentina.
Yaklaşık %6.30 civarında oy aldık ve baraj sınırlarının üzerinde yer aldık.We waited since 3:30 and landed some great front row seats.
Kuzey sınırlarını Tuna, Sava ve Kupa nehirleri oluşturur.Its northern boundary is often given as the Danube, Sava and Kupa Rivers.
Engebeli araziler daha çok ilçe sınırlarının kenarlarında yer kaplar.Popular fronts are larger in scope than united fronts.
Böylece Balkan ülkeleri sınırlarını karşılıklı olarak güvenceye almış oldular.Refugees from both countries fled across their mutual border.
Hititlerin ana toprakları olan Hatti'nin batı sınırlarını şekillendiriyordu.It formed the western boundary of Hatti, the core land of the Hittite empire.
Semtler eski Londra kontluğu sınırlarını oluşturmaktaydı.The PCTs were coterminous with London borough boundaries.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.It had already had its weight limits reduced.
Rusya, 17. yüzyılda boyunca Kazaklar çağında sınırlarını genişletmeye devam etti.Russia continued its territorial growth through the 17th century, which was the age of Cossacks.
Bu anlaşmayla 2 milyona yakın Macar, ülke sınırlarının dışında kaldı.When the land was selected it was located nearly two miles outside of the city limits.
İstilacı Kimmerlere karşı sınırlarını korumaya çalıştı.However, the council wanted to prevent the citizens from solidarity with the peasants.
İstediğimiz hayatın sınırlarını çizmek ve uygulayabilmek için gerekli sorumluluğu almalıyız.We have to be responsible for setting and enforcing the boundaries that we want in our life.
Beraber hayatı analogdan dijitale çevirdiniz ve teknolojinin sınırlarını zorladınız.Together you have changed the zeitgeist from analog to digital, and pushed the boundaries.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.I would posit that one frontier in neuroscience is to figure out how the brain of that thing works.
Su kutuplar civarında doğru ve dünyanın sınırlarını belirledi.Water froze around the poles and shaped the edges of the Earth.
İnsan aklının kapasitesinin sınırlarının ötesine geçtik olağan üstü bir seviyede yaptık bunuWe've gone beyond the capacity of the human mind to an extraordinary degree.
Avrupa'nın sınırlarını çok iyi bir şekilde görebilirsiniz.You can see the outline of Europe perfectly well.
Ve koluma bakınca anladım ki bedenimin sınırlarını artık tanımlayamıyordum.And I look down at my arm and I realize that I can no longer define the boundaries of my body.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.And because I could no longer identify the boundaries of my body, I felt enormous and expansive.
Kabiliyetimin sınırlarını geçmiş olmalıyım, baba.I must have reached beyond my abilities, Dad.
Ellerimizdeki kaynakların sınırlarını biliyoruz.We know the limits of the resources we have.
İnsan kapasitesinin sınırlarını zorlayan... ...bir yolculuk oldu.It's a journey that is right at the limit of human capability.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.We could be pushing the boundaries of a new frontier world.
Ambigramın sınırlarını zorlamayı seviyorum.I like pushing on what an ambigram can mean.
Daha fazla genişleyemeyiz, çünkü gezegenin sınırlarını erozyona uğratırız.We cannot expand anymore, because it erodes the planetary boundaries.
Bir çok açıdan, düş kurma cürretimiz imkan sınırlarını zorlamamıza yardım ediyor.In many ways, our audacity to imagine helps push the boundaries of possibility.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.But it was all about trying to understand the world, understand the limits of possibility.
İş birliği yaparken ihtiyacınız olan ilk şey kendi sınırlarınızı bilmenizdir.The very first thing you need to do when you are collaborating is know your constraints.
Cunku insanlarin dava edebilecekleri konular diger herkesin ozgurluk sinirlarini belirler.Because what people can sue for establishes the boundaries for everybody else's freedom.
Çoktan insan direncinin sınırlarının ötesine geçtik bile.We have already gone far beyond the limits of human endurance.