Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.
Sınırlı kaynaklarımız var.We have limited resources.
Bill sınav hakkında sinirli.Bill is nervous about the exam.
Sınıftaki öğrenci sayısı on beşle sınırlı.The number of students in the class is limited to fifteen.
Çok sinirli olmak zorunda değilsin.You don't have to be so nervous.
Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.Soccer is not necessarily confined to men.
Sorun üzerindeki bilgimiz oldukça sınırlıdır.Our knowledge on the problem is rather limited.
Bu baskı yedi bin nüsha ile sınırlı.This edition is limited to seven thousand copies.
Bu sınırlı ekspres Sendai'ye gider.This limited express is bound for Sendai.
Bu ülkede petrol sınırlıdır.Oil is scarce in this country.
Çok sinirlisin.You have a lot of nerve.
O, cevap vermek için çok fazla sinirli olduğu için yere baktı.Being too nervous to reply, he stared at the floor.
Ann sinirli olarak yedi.Annie ate nervously.
Annie sinirli sinirli yedi.Annie ate nervously.
Annie sinirlice yedi.Annie ate nervously.
Şehirlerde, hız saatte 50 km ile sınırlıdır.In towns, speed is limited to 50 km/h.
Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.A nervous person will not be fit for this job.
Sinirli insanlar başlarını kaşırlar.Nervous people will scratch their heads.
Biletlerin sayısı sınırlıydı.The number of tickets was limited.
Ne kadar beklediyse, o kadar daha sinirli oldu.The more he waited, the more irritated he became.
Bilgi sınırlıdır; bilgelik daha sınırlı.Knowledge is scarce; wisdom is scarcer.
O sinirli.He's in a bad temper.
Nadiren kızgın ya da sinirli olur.He seldom gets angry or irritated.
O sinirli hissettiğinde kekeliyor.She stammers when she feels nervous.
O, eve sinirli geldi.She came home in low spirits.
Onun bakış açısı sınırlıdır.Her viewpoint is limited.
Sınırlı bir bütçeyle seyahat ediyoruz.We are traveling on a tight budget.
O ertesi sabah Amerika'ya gideceği için sinirliydi.He was nervous because he was leaving for America the next morning.
Be sınıftaki öğrenci sayısı on beşle sınırlı.The number of students in this class is limited to 15.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.When your resources are limited, you have to prioritize.
Tom hakime bağıracak kadar sinirliydi.Tom had the nerve to yell at the judge.
Sessizlik bazı insanları sinirli yapar.Silence makes some people nervous.
Kız arkadaşının başka bir erkeği öptüğünü gördüğünde onun yüzü daha sinirli oldu.His face grew angrier when he saw his girlfriend kiss another guy.
Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.As his lips got bluer, I nervously waited for the ambulance.
Neden sinirliler?Why are they angry?
Politikada sınırlı yetenekleri vardı.He had limited skills in politics.
Ne yazık ki, Türkiye'deki MacBook kullanımı çok sınırlıdır.Unfortunately, the usage of MacBooks is very limited in Turkey.
Neden kendinizi sadece bir taneyle sınırlıyorsunuz?Why limit yourself to just one?
Kapıyı sinirli bir şekilde kapattı.He angrily closed the door.
Dürüst olmak zorundayım. Ben bir MRI taraması ilk yaptırdığım zaman biraz sinirliydim.I have to be honest. I was a little bit nervous the first time I had an MRI scan.
Tom sinirlidir.Tom is nervous.
Tom çok sinirli gibi görünüyor.Tom looks like a nervous wreck.
Tom oldukça sinirli.Tom is a nervous wreck.
Tom sinirli oldu.Tom became nervous.
Çok sinirliyim. Biri arabamı çizmiş.I'm absolutely livid. Somebody's keyed my car.
O surat asıyorsa, bu sinirli olduğundan dolayıdır.If he makes that face it's because he's nervous.
Annem ve babam çok sinirlidir.Mom and Dad are very nervous.
Sınırlı görüş nedeniyle yolculuk zor olabilir.Due to limited visibility navigation may be difficult.
Neden çok sinirli görünüyorsun?Why do you look so distraught?
Bütçemiz çok sınırlı.Our budget is very limited.
O gerçekten sinirli görünüyordu.He seemed really nervous.
Tom sinirli görünüyor.Tom looks nervous.
Tom biraz sinirli görünüyor.Tom seems a little nervous.
Çağırılmadığı için sinirliydi.He was mad because he was not invited.
Neden bu kadar sinirlisin?What are you so uptight about?
Filmin bütçesi çok sınırlıydı.The budget of the film was very limited.
Tom kızgından daha sinirli görünüyor.Tom seems more annoyed than angry.
Tom gerçekten sinirli görünüyor.Tom seems really annoyed.
Sinirli olacağımı düşündüm ama hiç sinirli değildim.I thought I'd be nervous but I wasn't nervous at all.
Sinirli olmanı istemiyorum.I don't want you to be nervous.