sınıfta ile cümle

sınıfta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!Vi var inte i samma klass. Men vi gick i samma gymnasium.
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!Wij zaten niet in dezelfde klas maar we gingen naar de zelfde middelbare school!
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!Wir waren zwar nicht in der selben Klasse, doch wir sind zur selben Schule gegangen!
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!Δεν ήμασταν στην ίδια τάξη, αλλά πηγαίναμε στο ίδιο λύκειο!
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!Мы не учились в одном классе, но ходили в одну школу!
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!لم نكن في نفس الصف و لكننا كنا في نفس المدرسه
Aynı sınıfta değildik ama aynı okula gittik!役に立たないデーターは すぐに消すんだ
Aynı sınıftamısınız?Båda är i samma ålder.
Aynı sınıftamısınız?Hai đứa học cùng năm mà.
Aynı sınıftamısınız?I er begge to fra samme år
Aynı sınıftamısınız?Ihr seid beide im selben Jahrgang.
Aynı sınıftamısınız?Jesteście oboje w trzeciej klasie.
Aynı sınıftamısınız?Jullie beiden zitten in hetzelfde jaar.
Aynı sınıftamısınız?Kalian teman satu angkatan.
Aynı sınıftamısınız?Obidvaja ste v rovnakom ročníku.
Aynı sınıftamısınız? Şey, o okulda oldukça ünlü biri.Ah da,el este foarte popular.
Aynı sınıftamısınız?Siete dello stesso anno.
Aynı sınıftamısınız?Vous êtes dans la même année.
Aynı sınıftamısınız?Вы одногодки.
Aynı sınıftamısınız?И двамата са на една възраст.
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .또한 여학생의 수와 남학생의 수는 4:15 에요.
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .A zároveň víme, že poměr mezi dívkami a chlapci je roven 4:15 (4 ku 15).
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .Og my will also fortelle gr på relationship between jentene the tagrende is lik brand: femten.
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .Y también te diría que la proporción de mujeres sobre hombres es igual a 4/15
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .И ще ви кажа същто, че отношението на момичетата Към момчетата е четири към петнайсет
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .واريد ان اخبركم ايضاً ان نسبة الاناث الى الذكور نساوي 4:15
Ayrıca biliyorum ki sınıftaki kızların erkeklere olan oranı 4/15. .女の子と男の子の比率は 4:15です。 これまでは簡単です。
Ayrıca dersin eğlenceli olduğunu da söylemiştim, bu sınıfta yapacağınız şey basit oyunlar olacak.Ik zie ook dat je veel plezier zult hebben. Je gaat tijdens deze cursus wat simpele spelletjes bouwen.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Du musst dich beteiligen, sonst fällst du durch." in mein Büro.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.Hon kom in på min kontor, jag kände henne inte alls.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Je moet meedoen, anders ga je falen." Ik kende haar helemaal niet.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.제가 "네가 함께 참여하지 않으면 낙제할거야." 라고 말하자
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.Mówię jej: "musisz zacząć brać udział w zajęciach albo oblejesz".
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Tens que participar senão reprovas", veio ao meu gabinete.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Tudod, részt kell venned, vagy különben kibuksz," bejött az irodámba.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Послухай, будь активнішою, інакше тебе виключать з університету".
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi."Трябва да участваш в час, иначе ще те изключат", дойде в офиса ми.
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.Я её совсем не знала и однажды сказала ей:
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.שהייתי אומרת לה, "את חייבת להשתתף, ולא, תיכשלי",
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.والتي أخبرتها: "انظري عليك أن تشاركي وإلا سوف ترسبين"
"Bak, derse katılım göstermelisin, yoksa sınıfta kalacaksın" dediğim bir öğrencim ofisime geldi.その子のことは そんなに 知らなかったんですが
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Aveam nevoie de profesori în clasă, în fiecare zi, care să-mi spună: "Poți să-ți depășești situația."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Avevo bisogno di insegnanti, in classe, ogni giorno, che dicessero: "Puoi superare tutto questo".
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Eu precisava de professores, na sala de aula, todos os dias, que me dissessem: "Tu consegues ir mais além."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Ich brauchte, jeden Tag, Lehrer im Klassenzimmer, die mir sagten: "Du kannst darüber hinauswachsen."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Ik had leraren nodig, in het klaslokaal, elke dag, die zouden zeggen: "Je kunt meer dan dat."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Jag behövde lärare i klassrummet som varje dag skulle säga: "Du kan nå längre och högre."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.저는 선생님이 필요했답니다. 교실에서 그것도 매일 "너는 저것을 넘을 수 있어." 이런 말을 해줄 사람말이죠.
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Necesitaba profesores, en el aula, cada día, que me dijeran: "Puedes superar eso".
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Potřebovala jsem učitele, každý den, ve třídě, kteří by mi říkali: "Máš na víc."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Potrzebowałam nauczyciela w klasie, i w życiu który powie: "Jesteś ponad to"
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Saya membutuhkan para guru, di kelas, setiap hari, yang mengatakan, "Kamu bisa melakukan lebih dari ini."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Szükségem volt tanárokra az osztályteremben, minden nap, akik azt mondják nekem: "Te ezen túl tudsz lépni."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Всеки ден имах нужда от учители в класната стая, които да ми казват: "Можеш да преодолееш това".
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.Я нуждалась в учителях, которые день за днём говорили бы мне: "Ты способна на большее!"
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.הייתי צריכה מורים, בכיתה, כל יום, שיגידו לי, "את יכולה לעבור את זה."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.لقد كنت بحاجة لمدرّسين، في الصف، كل يوم، الذين سيقولون لي، "يمكنك تحقيق أكثر من ذلك."
Bana her gün sınıfta "Bunu aşabilirsin," diyecek öğretmenlere ihtiyaç duyuyordum.毎日言ってくれる先生が必要でした でも 残念ながら地元の中学には
Bazıları bunun nedeninin, erkek çocukların 9. sınıfta okulu bırakmaları olduğunu söylüyor.그리고 어떤 사람들은 9학년 때부터 남자 아이들이 학교을 그만 두기 시작하기 때문이라고 합니다.
Bazıları bunun nedeninin, erkek çocukların 9. sınıfta okulu bırakmaları olduğunu söylüyor.Algunas personas dicen que es porque en 9º grado los niños empiezan a abandonar la escuela.

İlgili Sayfalar