sınıfta ile cümle
sınıfta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İkinci sınıftan sonra üniversiteden ayrıldı ve 1845'te sanat okumak için New York'a taşındı.He left college after his sophomore year, and moved to New York City in 1845 to study art.
Dört varnadan veya sınıftan birine ait olan topluluklara savarna Hindular denir.Communities which belong to one of the four varnas or classes are called savarna Hindus.
Bu sınıftaki en önemli asteroit 1 Ceres'tir[1].The most notable asteroid in this class is 1 Ceres.
Sınıftan Kaçan Çocuk[1]Sınıftan Kaçan Çocuk[16]
O, onuncu sınıfta okuyor.Er ist in der zehnten Klasse.
Tom şimdi beşinci sınıfta.Tom ist nun in der fünften Klasse.
Tom sınıftaki en kötü öğrenciydi.Tom war der schlechteste Schüler in der Klasse.
Sınıfta Almanca konuşuyoruz.In der Klasse sprechen wir Deutsch.
İlk şiirini sekizinci sınıftayken yazdı.Ihr erstes Gedicht schrieb sie, als sie in der achten Klasse war.
Corbulo, senatoryal sınıftan bir aileden İtalya'da doğmuştur.Corbulo wurde in Italien in eine senatorische Familie geboren.
4. sınıfta Noel Balosuna Seamus Finnigan ile katılır.Im vierten Band geht sie mit Seamus Finnigan zum Weihnachtsball.
9. sınıfta ikinci kez kalınca 17 yaşında okulu bıraktı.Mit 17 Jahren verließ er nach der 9. Klasse die Schule.
10. Sınıfta Latince dersi alınabilir.Optional kann in der 10. Klasse Spanisch belegt werden.
Ben İttihat Mektebi’nde dördüncü sınıftayım.Ich war in der vierten Klasse.
Oyuncu Yuri'nin cesedi ile beraber bir hafta sonu aynı sınıfta kalır ve çürümesini izlemek zorundadır.Der Protagonist verbringt das Wochenende mit der Leiche von Yuri.
Çünkü eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır.Verweigert er sich dem Einzelunterricht, wird er endgültig der Schule verwiesen.
Ayrıca 10. sınıftan itibaren öğrenciler Osmanlı Türkçesi dersleri almaktadırlar.Außerdem besteht die Möglichkeit, ab der achten Klasse Altgriechisch zu lernen.
Onuncu sınıftan sonra okulu bıraktı.Nach dem zehnten Schuljahr verließ sie die Schule.
Garrett mürebbiyeyi küçümsedi ve sınıfta onu zekasıyla alt etmeye çalıştı.Elisabeth allerdings misstraute Catherine und reduzierte ihren Status bei Hofe.
11. sınıfta okulu bıraktı.In der elften Klasse brach sie die Schule ab.
Bu sınıfta RQ-7A/B Shadow 200 kullanılmaktadır.1999 führte die Armee einen Vergleich zwischen der RQ-6A und der RQ-7A Shadow 200 durch.
Ancak ilk sınıftan ayrıldı.Sie löste die Hoofdklasse ab.
Ohio State Üniversitesi`nde gazetecilik okurken, son sınıfta bıraktı.Nach seinem Abschluss nahm er an der Ohio State University ein Journalismus-Studium auf.
3 Sınıfta 301 Yolcu taşıyabilir.Sie konnte 304 Passagiere in der Ersten und 104 in der Zweiten Klasse befördern.
Bu sınıfta 32 takım yer almaktadır.Vorgesehen waren 32 Einheiten der Klasse.
Ayrıca Şaban'ın sınıfta üç kere "mööö!" demesini mektuplar sayesinde sağlamıştır.Mitte Mai schickte er sogar drei Mal in einem Bericht das Wort „CAUGHT“.
Altın ve Gümüş olmak üzere iki sınıftan oluşmaktadır.Die Verleihung erfolgt in zwei Klassen: Silber und Gold.
1970'ten sonra tüm kız ve erkekler karma sınıfta eğitim aldılar.Seit Mitte der 1970er Jahre besuchen sowohl Mädchen als auch Jungen die Cäcilienschule.
Güzelliği sınıfta göze çarpıyordu.Sa beauté se démarquait au sein de la classe.
Bu sınıfta otuz beş öğrenci var.Cette classe se compose de 35 élèves.
Sınıfta kaç tane sıra var?Combien de bureaux y a-t-il dans la salle de classe ?
Bu sınıfta yirmi dört sandalyemiz var.Nous avons vingt-quatre chaises dans cette salle de classe.
Bu sınıfta kaç oğlan var?Combien de garçons y a-t-il dans cette classe ?
Tom hâlâ sınıfta ders çalışıyor.Tom est encore en train d'étudier dans la salle de classe.
Aslında her iki sınıftaki cisimler de aynı fiziksel süreçleri izlerler.Les deux classes d’objets partagent en fait les mêmes processus physiques.
Her sınıfta iki kez aynı kişiye verilebilir.Deux attributions pour la même personne sont possibles dans chaque classe.
Aylar sonra alt sınıftan Atlas adlı yeni bir tehdit ortaya çıkar.Quelques années plus tard, une nouvelle série appelée Atlan apparaît.
Genellikle, aynı mahkemeye bağlı noterlikler aynı sınıftan sayılır.Les mariés appartiennent presque toujours à la même caste.
Sonra Gale, babası ile aynı sınıfta okuduğu takdirde onunla arkadaş olup olamayacağını merak etti.Gale s'est demandé s'il aurait été ami avec son père s'ils avaient été au lycée en même temps.
Melissa ve sınıftakı dıger kızlar ondan hoşlanmaktadır.Les élèves, surtout les filles de la classe de Jojo, l'apprécient beaucoup.
Sınıftaki en akıllı kişidir ve Bayan Simian’ın evcil hayvanı gibi davranır.C'est lui le plus intelligent de la classe et il a décidé d'être aux petits soins pour Mademoiselle Simian.
Orta sınıftan bir ailenin oğluydu.Il est le fils unique d'une famille de la classe moyenne.
Token Black: Sınıftaki tek siyahi öğrencidir.À l'école secondaire, elle est la seule élève noire dans son école.
Üçüncü sınıftayken annesinin memleketi olan Takayama, Gifu'ya taşındılar.Vers la troisième année, il a déménagé à Takayama, Gifu, qui est la ville natale de sa mère.
Plütokrasi: Zengin sınıftan oluşan bir yönetimdir.Plutokratie - régime basé sur la richesse des dirigeants.
Williams, yedinci sınıftayken katıldığı yaz kampında Chad Hugo'yla tanıştı.Pharrell Williams et Chad Hugo se sont rencontrés lors d'un camp d'été, alors qu'ils étaient au collège.
Sınıftaki gemiler Nassau, Rheinland, Posen ve Westfalen'dır.La classe est composée du Nassau, du Rheinland, du Posen et du Westfalen.
Uzmanlar 5. sınıftan seçilirdi.Ces joueurs sont sélectionnés dans la cinquième classe,.
Dördüncü sınıftan itibaren evde eğitim almaya başladı.Il a étudié à la maison à partir de la quatrième.
Bu ordunın içerisinde her sınıftan insan bulunuyordu.Il y avait déjà des délégués dans chaque classe.
Çünkü eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır.Comme il refuse de céder, les élèves quittent l'École pour manifester dans la rue.
70'ten önce Domitia senatoryal sınıftan Lucius Aelius Plautius Lamia Aelianus ile evlendi.Toutefois, peu avant 70, elle épouse Lucius Aelius Lamia Plautius Aelianus, un homme de rang sénatorial.
Bu sınav 5. sınıfta yapılır.Cet examen se déroule en classes de cinquième et de troisième.
Oyuncu Yuri'nin cesedi ile beraber bir hafta sonu aynı sınıfta kalır ve çürümesini izlemek zorundadır.Il restera donc deux jours en salle de classe, près du cadavre de Yuri qui se décomposera au fil des jours.
Bu sınıflandırmaların çoğu o sınıftaki moleküllerin moleküler yapısını göz önüne almaz.La plupart de ces derniers disparaissent par formation de molécules NO.
Son sınıftayken okuldan tasdikname ile ayrılarak çeşitli işlerde çalıştı.Elle traque Mio pendant ses derniers jours au lycée parce qu'elle voulait voir Mio encore une fois.
İki kez üst üste sınıfta kaldığı için liseden atıldı.Il sera même renvoyé deux fois, temporairement, de son lycée.
Bu dört sınıfta 55 öğrenci vardı.Il y avait cinquante-six élèves cette année-là.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.La CLASSE a plusieurs instances.
30 kişilik iki sınıfta bulunan toplam 60 üye altı bölüme dağıtılmıştır.Il y a 60 créatures au total, réparties dans 6 familles.