sınıfa ile cümle

sınıfa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ailesi orta sınıfa mensuptu.Starši so pripadali srednjemu sloju.
Yanabilen sıvılar bu sınıfa girer.Veliko belih pritlikavk spada v ta razred.
Bu sınıfa politikacılar, siyasi yöneticiler ve askeri liderler dahildir.V to kategorijo spadajo politični voditelji, menedžerji podjetij in generalni direktorji.
Beşinci sınıfa kadar İstanbul’da okudu.Peti razred je obiskoval v Ljubljani.
Silah boş olduğundan üç öğrenci kurtuldu ve kendilerini sınıfa kilitlediler.Po odhodu vojakov je bila šola počiščena, učilnice prebeljene in za silo pripravljene za pouk.
Bu işgal üretim araçlarının mülkiyetine ve çeşitli toplumsal ayrıcalıklara sahip sınıfa karşıdır.Torej so poslovna potovanja povezana s članstvom v priviligirani socialni kategoriji.
Okul ile birlikte kurulmuş ve 1’den 8. Sınıfa kadar eğitim verir.Ana dobi dopoldansko izmeno in je primorana učiti hkrati vse višje razrede, od četrtega do osmega.
5. sınıfa kadar okunur.Vadovėlis 5 klasei.
Örneğin ilk okul, ortaokul (10. sınıfa kadar) ve bir yıl anaokulu zorunludur ve ücretsizdir.Vidurinis mokslas (3 m. ir papildomas kursas 1 m.) yra nemokamas ir neprivalomas.
Bir nüklit her iki sınıfa ait olamaz.Tačiau agregavimas negali sieti daugiau kaip dvi klases.
Sınıfa hakimiyet kurmada öğretmene yardımcı olur.Baigusiajam suteikiamas teisės magistro kvalifikacinis laipsnis.
Okulun, en düşük performans gösteren öğrencilerinden oluşan sınıfa öğretmen olarak atandı.Gavo stipendiją kaip vienas iš gabiausių studentų.
Anaokulundan on ikinci sınıfa kadar öğrenci almaktadır.Priimami moksleiviai nuo pirmos iki dvyliktos klasės.
7.sınıfa kadar Öksüzler Okulunda okudu.Sudarytos nuo I iki VII gimnazijos klasės.
Okulumuz on sınıfa sahiptir.Mūsų mokykla turi dešimt klasių.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Kogu ühiskond jagunes nelja klassi: samuraid, põllumehed, käsitöölised ja kaupmehed.
7.sınıfa kadar Öksüzler Okulunda okudu.Ta õppis Härgla 7-klassilises koolis.
Ötekisi birinci sınıfta, biriyse ikinci sınıfa devam etmektedir.Kolm inimest reisis I klassis, üks II klassis, ülejäänud III klassis.
20 sınıfla başladı, 1 sınıfa düştü, ve şimdi 0 sınıfa düştü.20개의 클래스로 시작해서, 1개의 클래스로 줄였고,
3. sınıfa giden Hinna-- eğer buradaysan el sallayabilirsin Hinna, işte oradasın.히나, 3학년생입니다 -- 히나 손을 흔들어도 돼, 거기 있구나.
3. sınıfa giden Hinna-- eğer buradaysan el sallayabilirsin Hinna, işte oradasın.Hena, estudiante de 3er. grado - pueden saludar a Hena, eres tú.
3. sınıfa giden Hinna-- eğer buradaysan el sallayabilirsin Hinna, işte oradasın.Hinna, trzecioklasistka - możesz teraz pomachać, Hinna, tak, to o tobie mowa.
3. sınıfa giden Hinna-- eğer buradaysan el sallayabilirsin Hinna, işte oradasın.ヒナはこう書きました「お子さんを亡くされたご両親のひどい悲しみをお察しします
6. sınıftan 12. sınıfa kadar, haftada bir, iki, bazen üç kez sanat müzesinde ders alıyordum.그래서 초등학교 6학년부터 고등학교 때까지, 일주일에 한번, 때로는 세 번씩 참석했습니다, 박물관의 예술수업에 가서,
6. sınıftan 12. sınıfa kadar, haftada bir, iki, bazen üç kez sanat müzesinde ders alıyordum.Do 6.º ao 12.º ano, uma, duas, três vezes por semana, tinha aulas no museu de arte.
6. sınıftan 12. sınıfa kadar, haftada bir, iki, bazen üç kez sanat müzesinde ders alıyordum.אז מכיתה ו' ועד י"ב, הייתי הולך לשיעורים במוזיאון לאמנות, פעם, פעמיים, לפעמים 3 פעמים בשבוע,
6. sınıftan 12. sınıfa kadar, haftada bir, iki, bazen üç kez sanat müzesinde ders alıyordum.لذا من الصف السادس حتى الصف الثاني عشر، أحياناً مرة أو مرتين أو ثلاث مرات في الأسبوع، أخذ حصص في متحف الفنون،
6. sınıftan 12. sınıfa kadar, haftada bir, iki, bazen üç kez sanat müzesinde ders alıyordum.週に1回 2回 時には3回 美術館の教室に通いました 絵を描くのが好きな仲間に囲まれ
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Aber ich dachte nicht, dass es etwas sein würde, dass irgendwie in das Klassenzimmer Einzug halten würde.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Ale nemyslel som si, že by sa to mohlo dostať do triedy.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Dar nu credeam că ar fi ceva care va intra cumva în sala de clasă.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.De nem gondoltam, hogy olyasmi lesz, ami behatol az osztálytermekbe.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Jeg troede ikke, at det ville være noget, som ville slå igennem i klasseværelserne.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.하지만 교실에서의 수업에 영향을 미칠 것이라고는 생각하지 않았습니다.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Maar ik had niet gedacht dat het op een of andere manier zou doordringen tot in de klas.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Ma non avevo pensato che sarebbe stato qualcosa che in qualche modo sarebbe penetrata nelle aule.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Mas eu não achava que seria algo que penetraria de alguma forma na sala de aula.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Mas não pensei que pudesse penetrar na sala de aula.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Men jag trodde inte att det skulle vara något Det skulle på något sätt kan tränga in i klassrummet.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Men jag trodde inte att det skulle vara något som på något sätt kunde användas i klassrummet.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Mutta en ajatellut, että se olisi jotakin sellaista, mikä jotenkin tunkeutuisi luokkahuoneisiin.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Nemyslel jsem si ale, že to jakkoliv pronikne do tříd.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Nhưng tôi không nghĩ nó sẽ là điều gì đó mà sẽ bằng cách nào đó thâm nhập được vào lớp học.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Nie sądziłem jednak, że materiały te zaczną wdzierać się do klas.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Pero no creí que sería algo que de alguna manera penetraría al salón de clases.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Tetapi saya tidak berpikir ini dapat menembus sampai ke ruang kelas.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Αλλά δεν σκέφτηκα ότι θα ήταν κάτι που θα εισέβαλε με κάποιο τρόπο στην τάξη.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Але я навіть не міг уявити, що відеоуроки проникнуть до шкільного класу.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Но не мислех, че това ще е нещо, което ще проникне в класните стаи.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.Но я даже не предполагал, что оно станет чем-то таким, что сможет проникнуть на урок в классе.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.אולי זה טוב בשביל תלמידים הלומדים מהבית." אבל לא חשבתי שזה יהיה משהו
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.لكني لم أعتقد أنه سيكون شيئاً سيخترق الفصول الدراسية
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.ولكن لا أعتقد أنه سيكون شيئا بطريقة أو بأخرى من شأنها أن تخترق الصفوف.
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.予想していませんでした でも学校の先生から 手紙が来て
Ama bunun bir şekilde sınıfa girebileceğini düşünmedim.予想していませんでした でも学校の先生から手紙が来て
Ardından sınıfa... ...döndüklerinde iki şey gördük.190명의 웹사이트 방문을 이끌어냈죠 여기 두 건의 실적은 교육과정 중에 거둔 것이죠
Ardından sınıfa... ...döndüklerinde iki şey gördük.I jak widać, oni byli na tym kursie.
Ardından sınıfa... ...döndüklerinde iki şey gördük.Та як ми бачимо це, вони знаходяться у класі.
Ardından sınıfa... ...döndüklerinde iki şey gördük.ودعوة الناس لزيارة موقعهم الإلكتروني، وحصلوا على 190 زيارة. رأينا شيئين كانا في الصف.
Ardından sınıfa... ...döndüklerinde iki şey gördük.彼らのビジネスモデル・キャンバスが

İlgili Sayfalar