Ana içeriğe geç
Sözlük

sıkıntıları ile cümle

sıkıntıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı sıkıntılarınız varsa onunla görüşmenizi öneririm.If you have some troubles, I recommend you confer with him.
Bu, sıkıntılarıma ekleme yapıyor.This adds to my troubles.
Büyük bir aileyi geçindirmenin sıkıntıları onunla arayı kapatmak için başlıyor.The pressures of supporting a big family are beginning to catch up with him.
Kesinlikle sıkıntılarımız olacak.We'll have troubles for sure.
Parktaki bir yürüyüşün zihnimizi sıkıntılarımızdan alabileceğini düşündüm.I thought a walk in the park might take our minds off our troubles.
İngilizcem, sıkıntılarımı açıklamaya yetecek kadar iyi değil.My English is not good enough to explain my trouble.
Ama onların sıkıntıları henüz bitmedi.But their troubles weren't over yet.
Oysa, onun sıkıntıları bitmedi.Yet, his troubles are not over.
Onun sıkıntılarını bir kenara koyman daha iyi olurdu.It would be better to put his troubles aside.
Sıkıntıların henüz başlıyor.Your troubles are just beginning.
Tom'un sıkıntıları sadece başlıyor.Tom's troubles are only beginning.
Tom'un sıkıntıları henüz bitmedi.Tom's troubles aren't over yet.
Onların yasal sıkıntıları var.They have legitimate gripes.
Tom'un sıkıntıları çok uzak.Tom's troubles are far from over.
Bütün sıkıntıların kaynağı ne?What's causing all the problems?
Ailevi bir takım sıkıntıları varmış.Apparently, there is a range of family problems.
Dostoyevski'nin tekrarlanan mali sıkıntıları onu birkaç siyasi çevreye katılmaya itti.Dostoyevsky's renewed financial troubles led him to join several political circles.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.His financial worries are eased by the chance death of an uncle, and he leaves again for Paris.
Tüm sıkıntılarımın sona ereceği bu an, cesaretimin yüzümü kara çıkaracağı an değildir" dedi.Therefore in my anger I swore, “They shall not enter my rest.”
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.The financial burdens of the company could not be alleviated in the short term.
Bu sıkıntıları sadece Almanlar değil, diğer Avrupalı devletler de yaşamıştır.People not only from Germany but from other European countries are visiting.
Bu durum sonucu kuzey yarıküre boyunca büyük gıda sıkıntıları yaşanmıştır.This resulted in major food shortages across the Northern Hemisphere.
Lise eğitimine hastalığı ve ailesinin yaşadığı geçim sıkıntıları yüzünden devam edemedi.He failed to graduate from both institutions due to financial difficulties and his father's illness.
Kişinin gözlükten kaynaklanan sıkıntıları giderilir."The man's eye glasses fell off his eyes.
Gördüğümüz gibi Essex'teki adamların sanatsal kısımla ilgili hiç sıkıntıları yok.As we've seen, the men of the Essex had no trouble with the artistic part.
Hatırlarsanız bu müşteri segmentinin sıkıntıları ve kazanımlarından bahsettik.Remember we talked earlier about pains and gains for this customer segment.
Tüm bu korkuların, sıkıntıların sonu gelecek.All that comes to an end.
'Sake' içilir olduğu sürece sıkıntıları önemsemem.I don't mind hardship as long as it's for his sake.
Sıkıntılarını unutur, Akıp gitmiş sular gibi anarsın onları.for you shall forget your misery. You shall remember it as waters that are passed away.
Ey Tanrı, kurtar İsrail'i Bütün sıkıntılarından!Redeem Israel, God, out all of his troubles.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.This poor man cried, and Yahweh heard him, and saved him out of all his troubles.
Doğrular yakarır, RAB duyar; Bütün sıkıntılarından kurtarır onları.The righteous cry, and Yahweh hears, and delivers them out of all their troubles.
Beni bütün sıkıntılarımdan kurtardın, Gözlerim düşmanlarımın yok oluşunu gördü.For he has delivered me out of all trouble. My eye has seen triumph over my enemies.
RAB yine de ilgilendi sıkıntılarıyla Yakarışlarını duyunca.Nevertheless he regarded their distress, when he heard their cry.
Önüne döküyorum yakınmalarımı, Önünde anlatıyorum sıkıntılarımı.I pour out my complaint before him. I tell him my troubles.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.except that the Holy Spirit testifies in every city, saying that bonds and afflictions wait for me.
Yine de sıkıntılarıma ortak olmakla iyi ettiniz.However you did well that you shared in my affliction.
Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik.And We taught him the art of making coats of mail to shield you from each other's violence.
Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?And We taught him to make a garment for you, to protect you from your hurt; so will you be thankful?
*Yemen'de Elektrik Sıkıntıları*Electricity Woes in Yemen
Frida Urtiz, kocasının kaçırılmasının ardından ciddi kalp sıkıntıları yaşamaya başladı.Frida Urtiz, for example, suffered grave health problems after the abduction of her husband.
İşçiler, düşük maaşlar ve yetersiz sosyal güvenlik imkanlarıyla ilgili sıkıntılarını dile getiriyor.Workers voice their frustrations over low salaries and lack of a safety net.
Son on yıldır, Arnavutluk'ta yaşam enerji sıkıntılarından ciddi ölçüde etkilendi.Over the last decade, life in Albania has become seriously affected by energy shortages.
Onlara göre sayaç şartı sanayiinin sıkıntılarına yenisini eklemekten başka bir işe yaramayacak.The metre requirements, they say, will only add to the industry's woes.
Fakat Sırbistan, bölgede enerji sıkıntılarıyla boğuşan tek ülke değil.But Serbia is not the only country in the region grappling with energy shortages.
Bütçe sıkıntıları da hükümetin turizmi destekleme çabalarını baltalıyor.Budget constraints, meanwhile, have hampered government efforts to promote tourism.
Dostoyevski'nin tekrarlanan mali sıkıntıları onu birkaç siyasi çevreye katılmaya itti.Dostoyevsky's renewed financial troubles led him to join several political circles.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.His financial worries are eased by the chance death of an uncle, and he leaves again for Paris.
Vettel'in yaşadığı sıkıntılarından ve Nico Rosberg'in frenindeki sorunlardan faydalandı.He capitalised on Vettel's troubles and Nico Rosberg's brake by wire issues.
Sıkıntılarına rağmen, Bayan Bates'in her zaman neşeli bir mizacı vardır.Despite her woes, Miss Bates has a perennially cheerful disposition.
Candlebox, plak şirketiyle yaşanan sıkıntıların ardından 2000 yılında dağıldı.After troubles with its record company, Candlebox broke up in 2000.
Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu.Auch für seine Familie sei die emotionale Belastung gewaltig gewesen.
Bipolar bozuklukları vardı ve 17 yaşındayken yetişme sıkıntılarından dolayı intihara kalkıştı.Depressionen und ein Suizidversuch folgten mit 17 Jahren.
Parasal sıkıntılarım mı var?Ai-je des problèmes financiers ?
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Ne vous penchez pas tout à fait vers l'une d'elles, au point de laisser l'autre comme en suspens.
Yaşamı geçim sıkıntıları içinde geçti.Il y finit sa vie dans des conditions difficiles.
Bütçe sıkıntıları nedeniyle Kanal 2, programın prodüksiyonuna dahil olmayacağını bildirdi.À la suite des mauvaises audiences, l'émission ne revient pas dans les programmes de France 2.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Cependant, les retombées économiques ne se concrétisent qu'à court terme.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.¡No matéis a cualquier rebaño del enemigo, a excepción de los que os sirvan de alimento.
Köy yaşamının sıkıntıları konu alır.Allí se enfrentan al gran reto de sus vidas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod