sıkıcı ile cümle

sıkıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ailem aptal şeyler hakkında tartışmayı sürdürüyor. Bu çok can sıkıcı!My parents keep arguing about stupid things. It's so annoying!
Profesörün sıkıcı dersi beni uyuttu.The professor's boring lecture put me to sleep.
Tatil çok sıkıcı olmaya devam ediyor.The holiday continues to be very boring.
Hakkında hiçbir şey bilmediğim Geometri çok sıkıcı bir konu gibi görünüyor.Geometry, about which I know nothing, seems like a very dull subject.
Ben gerçekten sıkıcı mıydım?Was I really boring?
Filmlerin hepsi sıkıcı.All the films are boring.
Gösteri o kadar sıkıcıydı ki Ann ve ben uykuya daldık.The show was so boring that Ann and I fell asleep.
Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.The movie was so dull that the audience left one by one.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Kitaplar olmasa hayat sıkıcı olurdu.If it were not for books, life would be boring.
Spor olmasa okul hayatı ne kadar sıkıcı olurdu!If it were not for sports, how dull school life would be!
Ben sıkıcı oyundan usanıyorum.I'm getting tired of the dull game.
Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.It was such a boring speech that I fell asleep.
O, can sıkıcı bir soru.It's an embarrassing question.
Dramanın ikinci yarısı biraz sıkıcıydı.The latter half of the drama was a little dull.
Oyun yavaş ve sıkıcıydı.The game was slow, and it was also boring.
Parti tamamen sıkıcıydı.The party was perfectly deadly.
Bu video sıkıcı.This video is boring.
Kozue öğretmenin dersinin, donuk, sıkıcı ve sonsuz olduğunu düşündü.Kozue thought the teacher's lecture was dull, boring and endless.
Sıkıcı bir konser sırasında, kahve benim uyanık kalmamı sağladı.The coffee enabled me to stay awake during the dull concert.
O tip bir kişi can sıkıcıdır.That type of person is dull.
Senin can sıkıcı sorularınla beni rahatsız etmeyi kes!Stop bugging me with your annoying questions!
Kokteyl partileri sıkıcı olabilir.Cocktail parties can be boring.
Onun dersleri korkunç sıkıcı.His lectures are terribly boring.
Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.They are weary of their tedious work.
Ders o kadar sıkıcıydı ki o uyuya kaldı.So boring was the lecture that he fell asleep.
Benim görevim donuk ve sıkıcı.My job is dull and boring.
Bu sıkıcı hayata razı olamam.I can't settle for this boring life.
Kitabı sıkıcı buldum.I found the book boring.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun dersi sıkıcı.As a matter of fact, his lecture was boring.
Sıkıcı işimde rutine bağladım ve yeni bir şey yapmam gerekiyor.I'm stuck in a rut in my boring job and need to do something new.
Üniversitedeki ilk günüm oldukça sıkıcıydı.My first day in the university was rather boring.
Tren beklemek sıkıcı.It's boring to wait for a train.
Onun konuşması müthiş sıkıcıydı.His speech got awfully boring.
O sıkıcı bir adam.He is an unpleasant fellow.
O, filmi çok sıkıcı buldu.He found the movie very dull.
O, akşamı sıkıcı ve ilgi çekmeyen, kısaca, bir zaman kaybı buldu.She found the evening boring and uninteresting, in short, a waste of time.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.Frankly speaking, his speeches are always dull.
Çocuklar can sıkıcı öğretmenlerden nefret ederler.Children hate annoying teachers.
Simetri sıkıcıdır.Symmetry is boring.
Sanırım onun romanı sıkıcı.I think his novel is boring.
Ne sıkıcı.What a bore.
Oyunların hepsi sıkıcıydı.The games were all boring.
O can sıkıcı değil mi?Isn't that annoying?
İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.It's annoying when people make out at work.
Küçük bir köyde hayat sıkıcıdır.Life is boring in a small village.
Jane çok sıkıcı bir hafta sonu geçirdi.Jane had a very boring weekend.
Bu yer sıkıcıdır.This place is boring.
Ödev yapmak oldukça sıkıcı.Doing homework is extremely boring.
Bu roman sıkıcı.This novel is boring.
Yeni Harry Potter filmi oldukça sıkıcı.The new Harry Potter movie is pretty lame.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Küçük bir kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Can sıkıcı reklamcı evimi aradı.The annoying advertiser called my house.
Bugün sıkıcı bir gün.Today is a boring day.
Ben de sıkıcı esprileri seviyordum.I liked boring jokes, too.
Bu çok sıkıcı.This is so boring.
Senin eksantrikliğin seni ya sevimli ya da sıkıcı yapabilir.Your eccentricities can make you either charming or tedious.
Benim için yüksek sesle müzik dinlemek can sıkıcı.For me, listening to loud music is annoying.

İlgili Sayfalar