Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık.Maar ook een voornaamwoord (ons, niemand) past in het paradigma.
Günümüzde "Çin'in Süt Deposu" olarak bilinmektedir.Tegenwoordig staat het pand bekend als "Cultureel Culinair Warenhuis".
Tom kha kai - Hindistan cevizi sütü, havlıcan ve tavuktan yapılan acı ve baharatlı bir çorba.Tom kha kai: Een romige kokos- en kruidensoep met kip.
İlk 18 ay anne sütü ile beslenir ve sonra da yine birkaç ay annesinin yakınında kalır.Tijdens de volgende 18 maanden wordt het jong gezoogd, waarna het nog enkele maanden bij de moeder blijft.
Ymir ve Buri Audhumbla'nın sütünü içerek beslenmişlerdir.De baby werd gevoed met honing en melk van de geit Amalthea.
Esas pozisyonu Şutör gard'tır ama Point guard pozisyonunda da oynayabilmektedir.Young speelt voornamelijk op de point guard positie.
Hayvanların sütü günlük olarak satılmaktadır.Eenmaal per dag worden de dieren gevoederd.
Süt makinayla sağıldıktan sonra bir tanka aktarılır.Daar wordt dan ook machinaal gemolken met een melkmachine.
Mozzarella di Bufala: Manda sütünden yapılmaktadır.De oorspronkelijk Italiaanse mozzarella is de mozzarella di bufala vervaardigd uit de melk van de waterbuffel.
Her sütten tereyağı elde etmek mümkün değildir.Het mag geen melkvreemde vetten bevatten.
İsteğe göre üzerine süt köpüğü ve tatlı krema eklenir.Daarna wordt naar smaak suiker en de stijf geklopte slagroom toegevoegd.
Sütün aromasında önemli bir payı bulunmaktadır.Melkvet is het vette bestanddeel in melk.
Çevre köylerden toplana süt de fabrikaya gitmeden önce burada depolanmaktadır.Melk werd tijdens de eerste jaren bij de boeren opgehaald en naar de fabriek in de stad gebracht.
Süt dişlenmede mandibular premolarlar bulunmaz.In het melkgebit komen geen premolaren voor.
(Yeşil Kubbe) denilen Mevlana'nın türbesi dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine yapılmıştır.De vrucht is een met vier kleppen openspringende (dehiscente) doosvrucht.
İnek sütü verilmemelidir.Kook het vlees niet in de melk.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Aynı zamanda Muhammed'in süt kardeşidir.Ook is hij onafscheidelijk van zijn kat Pharaoh.
Bunun yanında haluj (börek), Lepsi (et suyu), Stir (çorba), Seheş (sütlaç) gibi yemek çeşitleri vardır.Herten als de ree en het edelhert eten bladeren, twijgen, en vruchten.
Çeşmede 4 sütun, 9 satır ve 18 beyitten oluşan bir kitabe bulunmaktadır.Er zijn in het totaal, naast tien zegels, negen brieffragmenten en achttien hoofdstukken.
35 şut kullandı ve bunların 23 tanesinde isabet sağladı.Hij scoorde zelf achtentwintig keer en sloeg 35 punten binnen.
Karanlığın değil, sonsuz bir beyazlığın içine çekilmiştir; kendini bir “süt denizinde gibi” hisseder.Toch beweert de man dat hij niets ziet behalve wit, alsof hij "in een melkzee is ondergedompeld".
Tereyağının ham maddesini süt yağı oluşturur.Bij mensen is dit melkzuur.
Bu sayede sayıca sütünlüğünü kullanacak olan müttefikler Napolyon’u kolayca bertaraf edecektir.Ze worden door de varkens zo gemanipuleerd dat ze Napoleon steunen.
Büyükbaş hayvancılık son zamanlarda süt inekçiliği olarak gelişme göstermiştir.Een eenpotige melkkruk werd in het verleden veel gebruikt bij het met de hand melken van koeien.
Ekseriye beyaz renkli süt salgısı ihtiva ederler.Bij verwonding komt er wit melksap naar buiten.
Virtanen'in çalışmaları samandaki besinleri korudu ve bu da ineklerin daha besleyici süt üretmelerini sağladı.Melk-vervloekingen waren vervloekingen van een gezin zodat de melk van hun koeien naar de jouwe overging.
Koyun ve keçilerin sütünden elde edilen peynir, bölge halkı tarafından tüketilmektedir.De kaas wordt gemaakt van de melk van de koeien uit de omgeving van het klooster.
Anne sütüne geçtiği bilinmemektedir.Het is onbekend of folinezuur in de moedermelk terechtkomt.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Elisabeth at en dronk nauwelijks, en het werd als een wonder beschouwd dat ze in leven bleef.
Valio, üye olarak yaklaşık 7.900 süt çiftçisine sahip 18 süt kooperatifine aittir.Arla Foods is een Zweeds-Deense zuivelcoöperatie, die eigendom is van ongeveer 8000 melkveehouders.
Fakat bu çocuk, annesinden süt emmez.Hierdoor heeft Joey geen trek meer in de melk van zijn moeder.
Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümünden dördüncüsü asanadır.Pranayama is het vierde pad van het achtvoudige yogapad in de Yogasoetra's.
Auditorium üzerinde sütunlu bir galeri yer almaktadır.Een galerij kijkt uit op de binnenplaats.
Ayrıca Daniel Peter tarafından 1875 yılında çok büyük bir atılım yapılarak sütlü çikolata icat edildi.Een andere doorbraak was de uitvinding van melkchocolade in 1875 door Daniel Peter.
Bodhisattva Sila Sutra der ki, "Zihnimizin özü aslında saftır."Borsato: "De spanning op hun gezichten is echt.
Ana madde: Mahayana Sutraları Mahayana metinleri muhtemelen MÖ 1. yüzyılda yazılmaya başlandı.De specifieke mahayanageschriften werden waarschijnlijk rond de eerste eeuw op schrift gesteld.
Mandıracılık, süt üreten sığırların beslenmesine dayanan bir tür hayvancılık alanıdır.Duidelijk herkenbaar is de melkkelder, kenmerkend voor een veeteeltbedrijf.
Sütlüce ismine yeni yeni alışılmaktadır.De naam "Chakassen" is redelijk recent.
Eşek peyniri, eşek sütünden üretilen peynirdir.Schapenkaas is kaas gemaakt van schapenmelk.
Keçiboynuzundaki kalsiyum oranı, inek sütündekinden üç kat daha yüksektir.De koelcapaciteit van droogijs is meer dan drie maal hoger dan die van waterijs.
Sütü ekşitirler.De melk kookt over.
Halime: Muhammed'in sütannesi.De leider een Sul'dam.
Orada, süt tozu ve hazır bebek sütü üretilir. ^ KidfreshBoter wordt gemaakt van melkvet en bevat dierlijk vet. roomboter
Text modu: Text modunda ekran 25 satır ve 80 sütundan oluşur.De opbouw van een terminal scherm is betrekkelijk eenvoudig, namelijk 25 regels tekst van 80 posities.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.De bewoner van het middelste huis drinkt melk.
Süt üretimi çok azdır.De productie van schapenmelk is eerder beperkt.
Tereyağı sütten yapılır.Roomboter maakt men van melk.
Bardakta hiç süt yok.Er is geen melk in het glas.
Tereyağı sütten olur.Roomboter maakt men van melk.
Kahveyi süte tercih ederim.Ik heb liever koffie dan melk.
Şeker mi süt mü istiyorsunuz?Wilt u suiker of melk?
Şeker ya da süt ister misiniz?Wilt u suiker of melk?
Şeker mi istiyorsunuz yoksa süt mü?Wilt u suiker of melk?
Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir.Znajdowały się w nich cztery bramy (trzy murowane).
Kiefer Sutherland'in babasıdır.Ojciec Kiefera Sutherlanda.
Bunun üzerine Badinter ile Peyrefitte arasında Le Monde'un sütunlarına yansıyan bir tartışma belirmiştir.Pokorny – jedzie na osiołku, na oślątku, źrebięciu oślicy (Za 9,9).
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.Z kolei kolumna "Rok" odnosi się do roku, w którym dany budynek został ukończony.
Sütün en önemli karbonhidratıdır.Laktoza jest najważniejszym węglowodanem mleka.
Onu biraz sütle besleyin".Bo jej się mleka zachciało”.