süslü ile cümle

süslü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O süslü sözlerin ne kadar süreceğini göreceğiz.Θα δείτε πόσο θα διαρκέσουν αυτά τα περίτεχνα λόγια!
O süslü sözlerin ne kadar süreceğini göreceğiz.Посмотрим, надолго ли хватит этих красивых слов.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Apanhava o autocarro escolar até ao lado chique da cidade.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Ich nahm einen Schulbus in den noblen Teil der Stadt.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Ik nam de schoolbus naar de chique kant van de stad.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Iskolabusszal mentem a város előkelő részére.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Jag tog en skolbuss till den finare delen av stan.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.J'ai pris un bus scolaire pour aller dans le côté chic de la ville.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Jezdila jsem autobusem do nóbl části města.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Jeździłam autobusem na ekskluzywne osiedle na przedmieściach.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.저는 스쿨버스를 타고 멋진 시내로 갔습니다.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Luam autobuzul școlar până în partea bună a orașului.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Prendevo l'autobus e andavo nella parte buona della città.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Saya naik bus sekolah ke daerah elit di sisi lain kota.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Tôi đã đi xe buýt đến khu vực sôi động của thị trấn.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Tomé un autobús escolar hasta el lado elegante de la ciudad.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Взимах автобус до изисканата част на града.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Шкільний автобус віз мене в престижний район міста.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.Школьный автобус отвозил меня в прекрасную часть города.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.לקחתי אוטובוס בית ספר לצד המהודר של העיר.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.أخذت حافلة مدرسة إلى الطرف الراقي من المدينة.
Otobüsle şehrin süslü kısmına gidiyordum.色々な生徒が混ざった学校に
Pisagor teoremini kanıtlamak için sayılara veya süslü denklemlere ihtiyacınız yok.Nepořebujete čísla nebo ani nóbl rovnice, abyste dokázali Pythagorovu větu. Úplně si vystačíme s kusem papíru.
Pisagor teoremini kanıtlamak için sayılara veya süslü denklemlere ihtiyacınız yok.Nie potrzeba wydumanych równań by udowodnić Twierdzenie Pitagorasa, wystarczy kartka papieru.
Pisagor teoremini kanıtlamak için sayılara veya süslü denklemlere ihtiyacınız yok.לא צריך מספרים או משוואות מתוחכמות בשביל להוכיח את משפט פיתגורס, כל מה שצריך זה פיסת
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Bara en smula mer, jag tror, ​​Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Bare en bagatel mere, jeg tror, ​​Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Chỉ cần một Watson trifle hơn, tôi ưa thích,.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Csak egy kicsit többet, azt hiszem, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Doar un fleac mai Watson, am fantezie,.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Gewoon een beetje meer, denk ik, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Hanya sedikit lagi, aku mewah, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Jen trochu víc, Myslím,, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Juste un peu plus, je crois, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.그냥 시시한, 나는 멋진, 더 왓슨.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Len trochu viac, Myslím,, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Nur eine Kleinigkeit mehr, glaube ich, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Po prostu trochę więcej, mam wrażenie, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Samo malenkost več, sem fancy, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Solo un po 'di più, credo, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Vain hiukan enemmän, luulen, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Απλά μια σαχλαμάρα περισσότερο, φαντάζομαι, Watson.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Просто дрібниця більше, мені здається, Ватсон.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Просто пустяк более, мне кажется, Ватсон.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.Само мъничко повече ми допада, Уотсън.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.רק קצת יותר, אני משער, ווטסון.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.مجرد واتسون أكثر تافه ، أنا نزوة.
Sadece bir önemsememek, ben süslü, daha Watson.そして再び、実際には、私が観察する。
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Brali je w leasing, bo były dla nich za drogie.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Comprar um carro de luxo estava acima das suas posses.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Csak bérelték -- mert nem tudták megfizetni a drága autókat.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Ei doar le închiriau -- pentru că nu îşi permiteau să aibă acele maşini moderne.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Ils les louaient, parce qu'ils ne pouvaient pas se permettre de posséder des voitures de luxe.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Jenom si je pronajímali - protože si sami nemohli dovolit vlastní nóbl auta.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.임대를 하죠. 그런 비싼 차를 살 돈이 없거든요.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Le avevano in leasing, perché non potevano permettersi di possederle.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Los alquilaban porque no podían pagar un auto caro
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Sie leasten sie nur, weil sie sich den Besitz nicht leisten konnten.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Ze leaseden de auto's alleen, omdat ze zich die sjieke auto's helemaal niet konden veroorloven.
Sadece kiralamışlardı, süslü arabaları alabilecek durumları yoktu.Они просто брали их в аренду — потому что не могли себе позволить дорогих машин.
İlgili Sayfalar