sürmesini ile cümle

sürmesini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom Mary'nin arabasını sürmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to drive his car.
Taksi şoförüne daha hızlı sürmesini söyle.Tell the taxi driver to drive faster.
Tom'un araba sürmesini istemiyorum. O içki içiyor.I don't want Tom to drive. He's been drinking.
Bu toplantının yirmi dakikadan daha fazla sürmesini istemiyorum.I'd like this meeting to last no more than twenty minutes.
Bisiklet sürmesini öğrenmelisin.You should learn how to ride a bicycle.
Tom Mary'nin sarhoş olarak araba sürmesini istemedi.Tom didn't want Mary to drive drunk.
Tom Mary'nin arabayı sürmesini istedi.Tom wanted Mary to drive.
Konserin o kadar uzun sürmesini hiç beklemiyordum.I never expected the concert to last that long.
Konserin o kadar uzun sürmesini beklemiyordum.I didn't expect the concert to last that long.
Tom'un sürmesini istedim.I wanted Tom to drive.
Tom'un arabamı sürmesini istemiyorum.I don't want Tom to drive my car.
Tom Mary'nin onun arabasını sürmesini istemedi.Tom didn't want Mary driving his car.
Tom araba sürmesini biliyor.Tom knows how to drive.
Brad Wright dizinin üç ya da daha uzun sezon sürmesini umduğunu belirtti.Brad Wright was hopeful that the show would last three or more seasons.
Yönetmen çekimlerin 370 gün sürmesini planladığını söyledi.The director expected the shoot to last 370 days.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.He drives the Batmobile, which I notice they used in the third film!"
Diş sürmesinin nedeni hakkında birçok teori vardır.There have been many theories about the cause of tooth eruption.
Mart 1956’da Chin Peng, Tunku Abdul Rahman’a bir mektup göndererek görüşmelerin sürmesini önerir.In 1956 Chin Peng wrote to Tunku Abdul Rahman offering to resume negotiations.
Teselli Ağacı'nın kudretiyle aşkınızın, sevginizin sonsuza dek sürmesini dilerim.I wish with the power of the Consoling Tree that your love lasts forever
AK, taslakla ilgili müzakerelerin yaklaşık iki yıl sürmesini bekliyor.The EC expects the negotiations on its draft to take about two years.
Rusya Kosova statü görüşmelerinin sürmesini istedi, ama veto tehdidini yumuşattıRussia wants more Kosovo status talks, but eases veto threat
Sırp blog yazarları "sonuçsuz" siyasetin sürmesini eleştiriyor.Serbian bloggers criticise the continuation of politics "without results".
Gözlemciler davanın aylarca sürmesini bekliyorlar.Observers expect it to continue for months.
Sava, bölgede yaşamın sürmesini sağlayan temel kaynak işlevini görüyor.The Sava is the main artery sustaining life in the region.
Festival, kent açısından harika bir şey. Bunun iki veya üç ay sürmesini isterdim," dedi.I'd prefer having it for two or three months," said Sibenik Mayor Ante Zupanovic.
Belgrad Ahtisaari planına kesinlikle karşı çıkıyor ve müzakerelerin sürmesini talep etti.Belgrade firmly opposes Ahtisaari's plan and has demanded further negotiations.
Diş sürmesinin nedeni hakkında birçok teori vardır.There have been many theories about the cause of tooth eruption.
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Cependant, il était clair qu'elle ne pourrait pas vaincre l'Empire ottoman seule.
Taksi şoförüne daha hızlı sürmesini söyle.Dile al taxista que conduzca más rápido.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.Conduce el Batimóvil, que me doy cuenta utilizan en la tercera película!".
Yönetmen çekimlerin 370 gün sürmesini planladığını söyledi.Il regista programmò le riprese per una durata di 370 giorni.
1308'de gerçekleşen bu evlilik iki krallık arasındaki barışın uzun yıllar sürmesini sağladı.Il matrimonio avvenne nel 1032, anno in cui fu siglata la pace tra i due regni.
Diş sürmesinin nedeni hakkında birçok teori vardır.هناك العديد من النظريّات حول سبب بزوغ الأسنان.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.As finalidades do tratamento são prolongar a vida do paciente e melhorar a sua qualidade de vida.
Yönetmen çekimlerin 370 gün sürmesini planladığını söyledi.De schrijfster is dus van plan dit 397 dagen vol te houden.
Fakat çok daha önemlisi kuşatmanın uzun sürmesinin Yunanistan'daki etkileridir.In het Japans is het langer aanhouden van de klank van belang.
Brad Wright dizinin üç ya da daha uzun sezon sürmesini umduğunu belirtti.Brad Wright hoppas att serien kommer att få tre eller flera säsonger.
Yönetmen çekimlerin 370 gün sürmesini planladığını söyledi.Han förväntade sig att inspelningarna skulle ta ungefär 370 dagar.
Dilber Hala'nın kokular sürmesini, Azim'in cinsel açlık çekiyor gibi hareket etmesini komik değil (...)Briseidu to nijak neuklidní a přála by si raději konec utrpení (árie Se ognor fra cento affani).
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Účelem léčby je zvýšit kvalitu života.
Fakat çok daha önemlisi kuşatmanın uzun sürmesinin Yunanistan'daki etkileridir.Rotujen merkittävämpänä erona oli pitkään lähinnä turkin pituus.
Theli'de yakalanan hava, gruba bambaşka bir özellik katmış, bu türün devamlılığının sürmesini sağlamıştı.Gödelin teoreettisessa kaikkeudessa oli erikoisena piirteenä tämän kaikkeuden pyöriminen.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.Οδηγεί το Μπάτμομπιλ, το οποίο χρησιμοποίησαν στην τρίτη ταινία!"
Diş sürmesinin nedeni hakkında birçok teori vardır.Υπάρχουν αρκετές θεωρίες για την προέλευση των γιακούζα.
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Ωστόσο, οι εξεγέρσεις αυτές δεν σχετίζονταν με την άρνηση της αυτοκρατορικής εξουσίας.
Dilber Hala'nın kokular sürmesini, Azim'in cinsel açlık çekiyor gibi hareket etmesini komik değil (...)松島は笑ふが如く、象泻は憾む(うらむ)が如し。
Dilber Hala'nın kokular sürmesini, Azim'in cinsel açlık çekiyor gibi hareket etmesini komik değil (...)Възможно е и Хефест да е роден от Хера (без намесата на Зевс) като отмъщение за раждането на Атина.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.Vozi Batmobil, za koji sam primijetio da su ga iskoristili u trećem filmu!"
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Dobro liječenje poboljšati će kvalitetu života i produžiti život pacijenta.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Cieľom je udržať čo najlepšiu priechodnosť dýchacích ciest a zlepšenie kvality života pacienta.
Fakat çok daha önemlisi kuşatmanın uzun sürmesinin Yunanistan'daki etkileridir.Vihalemm ise pidas siiski arbujate mõju pikaajalisemaks.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Alle Eltern auf dieser Welt wollen, dass ihre Kinder ein besseres Leben führen als sie selbst.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Alle ouders over de hele wereld willen dat hun kinderen een beter leven leiden dan zijzelf.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.이 세상의 모든 부모들은 자신의 자녀가 자신보다 나은 삶을 살길 원하죠.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Minden szülő az egész világon szeretné, hogy gyermekének jobb élete lehessen mint neki.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Rodzice na całym świecie chcą, by dzieci miały lepsze życie niż oni.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Tất cả các bậc phụ huynh trên toàn thế giới muốn con cái phải có cuộc sống tốt hơn cuộc sống của mình.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Todos los padres alrededor del mundo quieren que sus hijos lleven una mejor vida que ellos.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Toţi părinţii din lumea întreagă vor ca copiii lor să ducă o viaţă mai bună decât au dus ei.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Tous les parents du monde veulent que leurs enfants aient une meilleure vie que la leur.
İlgili Sayfalar