sürmesi ile cümle
sürmesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Nebo musíť to býti, aby on kraloval, dokudž nepoloží všech nepřátel pod nohy jeho.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Pois é necessário que ele reine até que haja posto todos os inimigos debaixo de seus pés.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Porque es necesario que él reine hasta poner a todos sus enemigos debajo de sus pies
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Sillä hänen pitää hallitseman "siihen asti, kunnes hän on pannut kaikki viholliset jalkojensa alle".
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Thi han bør være Konge, indtil han får lagt alle Fjenderne under sine Fødder.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Ty han måste regera »till dess han har lagt alla sina fiender under sina fötter».
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.vì Ngài phải cầm quyền cho đến chừng đặt những kẻ thù nghịch dưới chơn mình.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.vì Ngài phải cầm_quyền cho_đến chừng đặt những kẻ thù_nghịch dưới chơn mình .
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Διοτι πρεπει να βασιλευη εωσου θεση παντας τους εχθρους υπο τους ποδας αυτου.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Ибо Ему надлежит царствовать, доколе низложит всех врагов под ноги Свои.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Мусить бо Він царювати, доки положить усїх ворогів під ноги Його.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.Не се мамете. "Лошите другари покваряват добрите нрави".
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.כי הוא מלך ימלך עד כי ישית את כל איביו תחת רגליו׃
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.لانه يجب ان يملك حتى يضع جميع الاعداء تحت قدميه.
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.因 為 基 督 必 要 作 王 、 等 神 把 一 切 仇 敵 、 都 放 在 他 的 腳 下
Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.因 為 基督 必要 作王 、 等 神 把 一切 仇敵 、 都 放在 他 的 腳下
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Alle Eltern auf dieser Welt wollen, dass ihre Kinder ein besseres Leben führen als sie selbst.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Alle ouders over de hele wereld willen dat hun kinderen een beter leven leiden dan zijzelf.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.이 세상의 모든 부모들은 자신의 자녀가 자신보다 나은 삶을 살길 원하죠.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Minden szülő az egész világon szeretné, hogy gyermekének jobb élete lehessen mint neki.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Rodzice na całym świecie chcą, by dzieci miały lepsze życie niż oni.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Tất cả các bậc phụ huynh trên toàn thế giới muốn con cái phải có cuộc sống tốt hơn cuộc sống của mình.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Todos los padres alrededor del mundo quieren que sus hijos lleven una mejor vida que ellos.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Toţi părinţii din lumea întreagă vor ca copiii lor să ducă o viaţă mai bună decât au dus ei.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Tous les parents du monde veulent que leurs enfants aient une meilleure vie que la leur.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Tutti i genitori, in tutto il mondo vogliono per i figli una vita migliore della loro.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Všichni rodiče na celém světě, Chtějí, aby jejich děti vedli lepší život než oni sami.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Όλοι οι γονείς σε όλον τον κόσμο θέλουν τα παιδιά τους να ζήσουν καλύτερη ζωή από τη δική τους.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Все родители по всему миру хотят, чтобы их дети жили лучше, чем они.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.Всички родители по целия свят искат децата им да водят по-добър живот от самите тях.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.כל ההורים מסביב לעולם רוצים שהילדים שלהם יחיו חיים טובים יותר משהיו להם.
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.كل الأهالي في جميع أنحاء العالم يريدون أن يتمتع أطفالهم بحياة أفضل من حياتهم
Dünya üzerindeki bütün aileler kendi çocuklarının kendilerinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyorlar.自分よりも良い人生を送ってもらいたいものです そしてそれが可能であることを信じなければいけません
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.De meeste boeren hebben hun productie geïntensiveerd of zijn zelfs helemaal opgehouden met het boerenbedrijf.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Mange af vores sjældneste arter er rent faktisk afhængige af, at den traditionelle landbrugsdrift fortsættes.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Molte delle nostre specie più rare dipendono di fatto dalla continuazione delle prassi agricole tradizionali.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Monet harvinaisimmista lajeista ovat nykyisin riippuvaisia perinteisten maatalouskäytäntöjen jatkumisesta.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Obstoječi podatki prikazujejo dodeljevanje sredstev SKP na nacionalni ravni.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Πολλά από τα πιο σπάνια είδη μας ουσιαστικά εξαρτώνται από την συνέχιση των παραδοσιακών γεωργικών πρακτικών.
En nadir türlerimizin pek çoğu aslında geleneksel tarım uygulamalarının sürmesine bağımlıdır.Често те се свързват с традиционното или ниско интензивно земеделие, което не е особено икономично.
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.Es ist Frauen erlaubt Autos zu fahren, aber es ist illegal Motorräder in der Öffentlichkeit zu fahren.
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.Femeile din Iran au dreptul să conducă, însă le este interzis să conducă motociclete în public.
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.Les femmes en Iran ont le droit de conduire, mais il leur est interdit de faire de la moto.
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.V Íránu je řízení dovoleno, ale není zákonné, aby ženy řídily motorky na veřejnosti.
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.Στο Ιράν, επιτρέπεται η οδήγηση στις γυναίκες, αλλά είναι παράνομο να οδηγούν μοτοσικλέτες δημοσίως .
İran'da kadınların araba sürmesine izin var ancak kadınların kamuya açık alanda motosiklet sürmesi yasak.В Иране женщине разрешается водить машину, но запрещается ездить на мотоцикле в общественных местах.
Kısa sürmesine rağmen, beni çok mutlu etti.Aigoo. Az a rövid idő is nagyon boldoggá tett.
Kısa sürmesine rağmen, beni çok mutlu etti.J'étais.... vraiment contente à ce moment.
Kısa sürmesine rağmen, beni çok mutlu etti.Παρόλο που ήταν για λίγο με έκανε πολύ χαρούμενη.
Kısa sürmesine rağmen, beni çok mutlu etti.رغم انه كان قصيرا الا انه اسعدني
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesila prolongation non prévue de réunions d’affaires importantes
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesio prolongación sobrevenida de negociaciones comerciales importantes.
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesitärkeiden liikeneuvottelujen jatkuminen odotettua pitempään
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesiviktiga affärsförhandlingar som pågår längre än väntat.
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesiзатягивание важных коммерческих переговоров долее ожидаемого срока
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesiاستمرار المفاوضات التجارية الهامة لمدة أطول من المتوقع.
önemli iş görüşmelerinin beklenenden daha uzun sürmesi由于罢工或天气状况而造成的航班取消 重要的商务谈判无法按时完成
"sekiz saat önce filan?" hayatın öylece sürmesi ne tuhaf."우리가 8시간 전에 불난 호텔에서 죽을뻔 했다는게 실감 나?" 삶이란건 어찌 될지 아무도 모르는 거겠죠.
"sekiz saat önce filan?" hayatın öylece sürmesi ne tuhaf."Îți dai seama că aproape am murit în incendiul de la hotel, acum vreo opt ore?"
"sekiz saat önce filan?" hayatın öylece sürmesi ne tuhaf."Ma lo capite che stavamo morendo in un incendio di hotel tipo otto ore fa?"
İlgili Sayfalar