Ana içeriğe geç
Sözlük

sülf ile cümle

sülf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Bir atom bombası patlama... ...bulutunu andıran şekilde yüklü miktarda sülfür yollamıştı.אל תוך הסטרטוספירה ע"י ענן הדומה לזה הנוצר מפצצת אטום.
Bir atom bombası patlama... ...bulutunu andıran şekilde yüklü miktarda sülfür yollamıştı.في طبقة الستراتوسفير, مع نوع من السحاب الذري الشبيه بالقنبلة
Bir atom bombası patlama... ...bulutunu andıran şekilde yüklü miktarda sülfür yollamıştı.結果は非常に劇的でした
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Eu tenho este óxido de ferro mais ácido sulfúrico produzindo essas coisas cabeludas.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Ich habe dieses Eisenoxid sowie Schwefelsäure ergibt all dies Haarige Sache.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Máme tu oxid železitý a kyselinu sírovou rovná se všechny tyhle divný věci.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Mamy tu tlenek żelaza(III) plus kwas siarkowy(VI) i wychodzi to dziwadło.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Tengo este óxido de hierro más ácido sulfúrico produce todo estas cosas difíciles
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.لدي اكسيد الحديد و حمض الكبريتيك كل هذه المركبات المعقده
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Azt mondta: "Ez az, hé, olvad már. Igen, olvad a kén.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Cậu nói:"Yeah, này, nó chãy kìa. Yeah, lưu huỳnh tan chảy.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.El a zis, "Da, se topeşte. Sulful se topeşte.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.El dijo: "Sí, mira, se está derritiendo. Sí, el azufre se está derritiendo.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Er sagte: "He, es schmilzt. Genau, der Schwefel schmilzt.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Hij zei: "Ja, het smelt. De zwavel smelt.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Il a dit "Yeah, ça se mélange. Yeah, le soufre se mélange.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.그는 말했죠. " 이봐, 녹고 있어, 황이 녹고 있어.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Lui disse, "Si, hey, si sta sciogliendo. Si lo zolfo si sta sciogliendo.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Powiedział: "Ta. Ej, to się topi.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Он сказал: "Да, она тает. Тает сера.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.Той каза: "Да, ей, топи се. Да, сярата се топи.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.הוא אמר, "היי, זה נמס. כן, הגופרית נמסה.
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.وقال " ياااه .. هيه .. إنه يذوب .. الكبريت يذوب "
Bize "Evet, bakın eriyor, Evet sülfür eriyor.と クリスが言った瞬間だ
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.이와 같이 보란에서 황냄새가 난다는 사실은 1910년에 이미 알려졌지만 1997, 1998년 까지는 완전히 잊혀진 상태에 있었지요.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.1910年から知られていたのに 1997年か1998年まで完全に忘れられていたわけです さてちょっと問題となることがあります それは
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Aşa că faptul că boranii miros a sulf era cunoscut încă de la 1910 şi complet uitat până în 1997, 1998.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Czyli fakt, że borany pachną siarką, znany w 1910 r. poszedł w niepamięć aż do '97-'98r.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Het feit dat boranen naar zwavel ruiken, was al gekend sinds 1910, maar volkomen vergeten tegen 1997, 1998.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Le fait que les boranes sentent le soufre était connu depuis 1910 et complètement oublié jusqu'en 1997, 1998.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Tehát a tény, hogy a boránoknak kénszaguk van, 1910 óta ismeretes, és 1998-ig a kutyát sem érdekelte.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.И така, фактът, че бораните миришат на сяра, е бил познат от 1910-та и напълно забравен до 1997-1998-а.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.Тот факт, что бораны пахнут серой, был известен с 1910 года и полностью забыт к 1997, 1998.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.אז העובדה שמולקולות בוראן מריחות כמו גופרית היא עובדה שידועה מאז 1910, ושנשכחה לגמרי עד 1997-8.
Boran'in sulfur koktugunun 1910'dan sonra bilinip... ...1997, 1998'e kadar unutuldugu bir gercek.وبالتالي هذه الحقيقية، أن البوران له رائحة الكبريت كانت معروفة منذ 1910، ونسيت تماما إلى غاية 1997، 1998.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Đây là một ý tưởng mới, về cơ bản, một ý tưởng thông mminh hơn đưa chât sulfate vào.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Diese neue Idee ist aufgekommen und ist wahrscheinlich eine bessere Idee als Sulfate einzubringen.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Dit is een nieuw idee dat is opgekomen, dat in wezen een slimmer idee is dan sulfaten inzetten.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Ini adalah gagasan baru yang keluar bahwa mungkin, pada dasarnya lebih baik dibandingkan memasukkan sulfat.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Je to nový nápad, který se připlížil a možná, nutně, chytřejší nápad než dát tam sulfáty.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Je to nový nápad, ktorý vznikol, a možno aj bystrejší nápad než používanie sulfátov.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.이것은 근본적으로 대기권에 황산염을 주입하는 것보다 더 현명한 방법일 수도 있는 아이디어이다.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Това е една промъкнала се нова идея, която по същество е по-умна от вкарването на сулфати.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.Это новая идея, которая, по сути, более разумна, нежели использование сульфатов.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.זהו רעיון חדש שעלה שיכול להיות, מהותית, רעיון חכם יותר מאשר החדרת סולפאטים.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.هذه فكرة جديدة قد تسللت و ربما تكون, أساسا, فكرة أفضل من وضع الكبريت.
Bu fikir belki de sülfatları ekleme planından... ...daha zekice bir plan olabilir.硫酸を散布する なんてことよりも賢い考えです これが正しいかどうかに関わらず
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Am avut aceste oceane de hidrogen sulfurat foarte lungi perioade de timp.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Chúng ta đã có những biển H2S này rất lâu rồi.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.황화수소는 매우 오랜 기간동안 대양을 뒤덮을 것입니다.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Meillä on ollut näitä vetysulfidimeriä hyvin pitkän aikaa.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Mieliśmy siarkowodorowe oceany przez bardzo długi czas.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Nous avions ce sulfure d'hydrogène dans les océans pendant une très longue période.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Tuvimos estos océanos de sulfuro de hidrógeno durante muchísimo tiempo.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Vi havde disse hydrogensulfid-oceaner over en meget lang periode.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.We hebben deze waterstofsulfide oceanen voor een hele lange tijd gehad.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Wir hatten diese Schwefelwasserstoff Ozeane eine enorm lange Zeit.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Είχαμε αυτούς τους ωκεανούς υδροθείου για μια πολύ μεγάλη εκτενή περίοδο.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Имали сме тези океани с водороден сулфид в продължение на много дълъг период.
Bu hidrojen sülfat okyanuslarını uzun zamandır barındırıyorduk.Эти сероводородные океаны просуществовали огромный период времени.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod