Gelişen teknoloji sayesinde çiftçiler tarlarının akış ve sulamasını kontrol etmelerine olanak sağladı.I miglioramenti nella tecnologia aiutarono i contadini a controllare il flusso di irrigazione delle risaie.
Sullenberger US Airways'den 30 yıl sonra 2010'da emekli oldu.Dopo aver volato per più di 30 anni con US Airways, Sullenberger si ritira nel 2010.
Sulak ve bataklık yerlerde kolay yürüyebilirler.Fa piacere passeggiare nei prati puliti.
Aynı zamanda Hâşimîler sülalesinin de isim babası olarak tanınır.Il suo nome viene dato anche al cane che viene trovato dal padre.
Sonra ele geçen Diyarbakir Sultan Kamil'in kizinin idaresine verildi.Fu così che Kamarina passò sotto il controllo del tiranno geloe.
Bu surette Kansu Gavri şahsen eski Sultanı öldürme ithamı altında kalmadı.Ormai per Sir John non ci sono più dubbi sull'identità dell'assassino.
Süleyman Bey'in oğludur.È il figlio di Al Salvadori.
Süleyman Hüsnü Paşa ise Bağdat'ta sürgünde bulunuyorlardı.In quel giorno al-Husayn entrò a Kerbala.
Nehir bölgede önemli bir doğal varlıktır, sulama ve hidroelektrik yönünden zengindir.Questo fiume è un'importante fonte di acqua potabile, di acqua per irrigazione e di energia idroelettrica.
Bu çay, günümüzde, yeni yapılan Vezirköprü sulama göletini beslemektedir. ^In questo paese il Mornaga alimenta un lavatoio, recentemente restaurato.
Molibden sülfür (MoS2) özellikle yüksek sıcaklıklarda iyi bir yağlayıcıdır.Il solfuro di molibdeno è un buon lubrificante, specialmente alle alte temperature.
Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye yalvarırım.Perdonami, mio caro, per averti scritto tali cose.
Atık suların tekrar kaynağa döndürülmesi bu kaynakta kirliliğin artmasına neden olmaktadır.La diluizione di tali soluzioni con acqua precipita di nuovo CuI.
Konya ilinin tarımsal sulamasında önemli bir yer tutmaktadır.Per lui, la Commissione svolge un cruciale nel preservare il patrimonio nazionale.
Kızı sultanın hareminden dışlanmış ve her ikisi de Balıkesir'e sürgün gönderilmiştir.La principessa innamorata convoca il signore dei fiori?), furono entrambe eseguite da Chata.
Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim'e çok benziyordu.Come aspetto e comportamento è molto simile alla nipote Lydia.
Saliha Sultan, İstanbul’da 1811 yılında doğdu, 1843'de 31 yaşındayken vefat etti.Il Cardinale morì a Baden nel 1831 a soli 43 anni.
Su Çarşambası: ("Sular Navruzu").Tteumul (acqua di lavaggio).
Mizan 4 Mart 1999'da Terengganu'nun 17. Sultanı olarak ilân edildi.Il monarca è stato incoronato come 17º sultano il 4 marzo 1999.
MÖ 709'da gerçekleşen bir fırtına sonrasında Herm ile ilişkisini sağlayan alan sular altında kalmıştır.Si dice che nel 709 una tempesta abbia spazzato via la striscia di terra che collegava quest'isola con Herm.
Ayrıca Sulawesi Adasının en büyük şehridir.Pájara è inoltre la più grande municipalità dell'isola.
Kadınlar voleybol Sultanlar Ligi 12 takımdan oluşmaktadır.I South Brooklyn Boys sono composti da 16 bande diverse.
Ronnie O'Sullivan John Higgins'i 18-14 kazanmıştır.Ronnie O'Sullivan vinse il suo primo titolo battendo in finale John Higgins per 18 frames a 14.
O'Sullivan Pekin'deki 2008 Çin Açık'a hazırdı, ama Marco Fu'ya ilk turda 5-4 yenilerek elendi.Al China Open O'Sullivan esce al primo turno, battuto da Marco Fu 4-5.
Uzunluğu 10 km, Gölden çıkan sular menderesler çizerek denize ulaşır.10 km² da Scoffie fino al mare.
Midilli batarken, Yavuz Sultan Selim gemisi ise büyük zarar gördü.La Midilli affondò e la Sultano Yavuz Selim fu gravemente danneggiata.
Halime Sultan ile evlenmek ister.Tony vorrebbe sposare Hilde.
Rivayete göre Süllah çok yönlü bir insanmış.Godō, d'altro canto, considera Salvatore un completo idiota.
Fırtına Meksika Körfezi'ndeki Gulf Stream akıntısının ılık suları üzerinde şiddetini arttırmıştır.La temperatura è influenzata dalle calde acque del vicino Golfo del Messico.
Başbakan Mesut Yılmaz, istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.Agli inizi di settembre Ḥarīrī presentò unilateralmente la lista dei ministri al presidente Suleiman.
Bastırdığı akçelerin üzerine “Sultân ibni Sultân Muhammed ibni Bâyezîd Han” İbaresini yazdırdı.Portava un anello con la scritta “La fede in Allah basta a Muhammad ibn Idrīs”.
Düzenlenen miting sonrası saat 16:00 sularında gruplar tamamen dağıldı.Da quel momento sino alle 16.00 le due parti si diedero battaglia.
Sülük denen su canlısı ile de alakalıdır.Ancora un animale legato all'acqua.
Bazıları sularda, çoğunlukla tatlı sularda bulunur.I giovanili talvolta si trovano in acqua del tutto dolce.
Kendisi Prenses Mihrimah Sultan`ın torunudur.Ella era figlia del principe Sultan.
Zuvot ma Sulejman - Adım Süleyman.Ma lasciami specificare: io sono zuliano.
Fatih Sultan Mehmet'in şehre ilk girdiği kapının buradaki sur kapısı olduğu bilinmektedir.Da questa porta il Sultano Mehmet II entrò per la prima volta in città.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Normalmente frequentano acque costiere anche se a volte si trovano anche al largo.
Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur.Il sole al tramonto fa scintillare sull'acqua i suoi raggi.
Fakat Sultan Murat tarafından amacı anlaşıldığından kendisine yüz verilmedi.Nell'ascoltare la condanna capitale Murat non si scompose.
O'Sullivan 8-5 öndeyken, Selby kalan dört frame'i kazanarak maçı 9-8 almıştır.O'Sullivan si porta in vantaggio 8-5, ma Selby vince i restanti quattro frame e dunque la partita 9-8.
Sulama başlamamış olup kurak toprakları hala bulunmaktadır.Prive di paura le Lanterne Verdi partono.
Bu nedenle "mevlîd" kelimesi ile kastedilen çoğunlukla Süleyman Çelebi'nin söz konusu eseridir.Da questo punto di vista appare corretto l'uso del sostantivo-aggettivo "salafita".
Ormanın her yerinden soğuk kaynak suları çıkmaktadır.Non ci sono dubbi sul fatto che tutti i ghiacciai della foresta si stanno ritirando rapidamente.
Tüm türleri göçmendir ve kış mevsiminde daha sıcak sulara göçerler.È un migratore, in inverno si sposta in acque più calde.
Sultan'ın bundan haberi vardır.Il protettore però scopre il fatto.
Ayrıca Köyde 2 adet sulama göleti bulunmaktadır.Inoltre sono presenti sul territorio comunale due salumifici.
Günümüze kadar adı kalmış sülaleler şunlardır.Tal soprannome a lui affibbiato permane tutt’oggi.
Cem Sultan, 25 Şubat 1495'te vefat etti.Cem morì a Capua il 25 febbraio 1495.
En bilinen eserleri çocuk kitapları için yaptığı suluboya çalışmalarıdır.La sua opera più famosa è Parole per mio Figlio.
Baraj 3.594 hektarlık bir alana sulama hizmeti verirken, yıllık 5 hm³'lük içme suyu sağlamaktadır.Quindi, se si assumono 3.500 calorie al giorno, cercare di bere 3 litri di acqua.
Buna karşın suları çok az tuzludur.Evita però le acque a salinità troppo bassa.
Sultan yalnız bu ikinci tehlike ile uğraştı.Mainardo II si ritrovò quindi solo ad affrontare la minaccia bellica.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.L'ignoranza stessa verrà punita.
Sularının şifa özelliği vardır.Le sue acque sono di buon qualità.
Orada ebeveynleri Ziri Sultanı Tamim ibn al-Mu'izz himayesinde iş bulmuşlardır.Poi rimangono soli, a eccezione della notte, quando i genitori ritornano per portar loro il cibo.
Piskopos de Sully ölür.Il padre di Kolja muore.
Halkın istek ve şikayetlerini sultana iletir, halka sonuçlar hakkında bilgi verirler.L'INSEE organizza ed esegue i censimenti della popolazione e pubblica i dati della popolazione in Francia.
Düz ve sulak araziye sahip olup oldukça verimli toprakları bulunmaktadır.Il resto della mappa ha proporzioni ragionevoli e territori probabili.
Müreysi seferi Huzâa kabilesinden Müstalikoğulları sülalesine karşı düzenlenmişti.Divenne sua moglie con cui ebbe l'erede al trono (che morì in età giovane).