Ana içeriğe geç
Sözlük

sükun ile cümle

sükun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Sükunete doğru geri çark edebilirim"."Danny: We Can Climb Back".
Diğer her şey zihniniz sükuna kavuştuğunda doğru bir şekilde olacaktır.Lift up your hearts, all will come right.
( Sükûnet ve durağanlık yarar sağlar. )Only in misfortune, will the love show if it is strong and true."
Heian (平安) kelimesi Japonca "barış" veya "sükûnet" anlamına gelmektedir.Heian (平安) means "peace" in Japanese.
Bu hakimiyet 500 yıl kadar sürmüş ve Çanakkale'nin en uzun süreli sükunet dönemi sayılır.That period extended to more than half a century, the rest of Mumford's life.
Helenistik dönemden kalma bu eserde sükuneti görüyoruz.It's not so forced in terms of it's balance or symmetry as we might expect.
Yüzdeki sükunet ifadesi, asaletin bir göstergesi olarak algılanıyor o dönemde.That nobility, calmness in the face is a sign of a nobility of the human being.
Bu yüzden sen sessizsindir, sükunsundur.So you are quiet, you are still.
Fakat ben düşündüm ki burası tam bir sessizlik ve sükunet yeri.And I thought, but this is a place of total quiet and silence.
Sükunet içindeki bir ortamda bulunuyor. Doğanın içinde bir başına. Ölümü ve hayatı düşünüyor.So do you think that that's the way Friedrich wanted his paintings just to be approached?
Siz aramalısınız! Elizabeth çağında sohbet; 'süslenmiş sükûnet' olarak tanımlanmıştı.The Elizabethans described conversation as decorated silence.
Sükûnet, çok ama çok değerli bir sestir.Silence is a very, very valuable sound.
Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok, Yalnız kargaşa var.››I am not at ease, neither am I quiet, neither have I rest; but trouble comes."
Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin.Let a woman learn in quietness with all subjection.
Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir, bilendir.Your blessings will surely bring them peace, for God hears all and knows everything.
Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.Every time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti.It is God who made the night for you to rest, the day to make things visible.
Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki,And the night when dark and still,
Ey sükûna kavuşmuş benlik!O you tranquil soul,
Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.Your blessings will surely bring them peace, for God hears all and knows everything.
Ve sükuna erdiğinde geceye ki,And the night when dark and still,
Sükûnete erdiği dem gece hakkı için ki: [92,1-2; 6,96]And the night when dark and still,
Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükunete erenlerdir.“Those who accepted faith and whose hearts gain solace from the remembrance of Allah; pay heed!
Ne yapayım? Bu hale karşı sükûnet ve ümit içinde sabretmekten başka yapacak şey yok!But come, sweet patience!
Geceyi bir sükun (dinlenme), Güneş ve Ay'ı bir hesap (ile) kıldı.He has appointed the night for resting, and the sun and the moon for reckoning.
Sonra derileri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur.Then their skin and their heart soften to the remembrance of Allah.
Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.'Your prayer is comfort for them.
Sükûnet bulduğunuzda, namazı/duayı tam bir biçimde yerine getirin.And when you feel secure, perform the prayer.
Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır).Your prayer is comfort for them.
Onlar için dua et/onlara destek ol; çünkü senin duan/desteğin onlar için bir sükûnettir.Indeed your prayer is a source of tranquillity for them."
Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır.It is He who created you from a soul. From it He created its mate, so that he might reside with her.
Allah size, evlerinizden huzur ve sükûn yeri yaptı.God has made your house the place for you to rest.
AB'nin Kosova Özel Temsilcisi Samuel Zbogar sükunet çağrısında bulundu.EU Special Representative in Kosovo, Samuel Zbogar urged for calm.
Kosovalı lider Ceku Temas Grubu temsilcileriyle bir araya geldi, sükunet çağrısında bulunduKosovo's Ceku meets with Contact Group representatives, urges patience
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da halkı sükunete davet etti.State Minister and Deputy Prime Minister Bulent Arınc called for public calm.
Kosovalı liderlerden haftasonu olaylarından sonra sükunet çağrısıKosovo leaders call for calm after weekend clash
Eyalet liderleri Pazar günü acil bir toplantı yaparak halkı sükunete davet ettiler.The province's leaders held an emergency meeting Sunday to call for calm.
Makedonya'nın uzun zamandır beklenen cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlerine sükunet damgasını vurduCalm characterised Macedonia's long-awaited presidential and local elections.
Rugova, içinde bulunulan dönemde asayişin önemini vurgulayarak sükunet çağrısında bulundu.He called for calm, highlighting the importance of security at this time.
Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.Therefore rest in peace.
Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mâni oldu.Ein Bösewicht hat ihn und sein gesamtes Volk in Raben verwandelt.
Bu koloni egemenlik döneminde bölgede sulh ve sukun ihdas edilemedi.Zu seinem Herrschaftsgebiet gehörten in dieser Zeit wahrscheinlich Kowel und Ljuboml.
"Sükunete doğru geri çark edebilirim".Mais je peux vous botter le cul ».
Miting barış ve sükunet içinde gerçekleşti.En conséquence, les préparatifs de la paix se font dans la tension et la précipitation.
Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mâni oldu.Su vida entera estará sin culpa, y tendrá éxito en su llamado".
Bu hakimiyet 500 yıl kadar sürmüş ve Çanakkale'nin en uzun süreli sükunet dönemi sayılır.Se recomienda mantener este tratamiento durante 5 días que es el período de mayor riesgo de resangrado.
Miting barış ve sükunet içinde gerçekleşti.El acto se desarrolló de forma totalmente pacífica y en silencio.
İnsanların huzûr ve sükûn içinde yaşamaları için lüzumlu emniyet tedbirleri aldı.Los hombres se saludaron y caminaron diez pasos en dirección contraria, se dieron vuelta y apuntaron.
Bu hakimiyet 500 yıl kadar sürmüş ve Çanakkale'nin en uzun süreli sükunet dönemi sayılır.Questa celebrazione va avanti da più di 150 anni ed è la più grande caccia al coccodrillo.
4 Ocak - Türkiye - Uruguay dostluk antlaşması imzalandı 4 Mart - Takrir-i Sükun Kanunu kaldırıldı.4 dicembre - Firma del trattato di amicizia tra Giappone e Thailandia.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.Questo stress ti invecchierà il volto.
Bir dönem Takrir-i Sükun Kanunu'yla sindirilen bu muhalefet zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşıyordu.È evidente che una polizia di questo tipo in tempi di confusione era aperta ad abusi pericolosi.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.Но отчаяние придало ему бодрости.
Daha fazla şiddetten kaçınmak, hayatları korumak ve sükuneti tesis etmek için her şey yapılmalı."Чтобы они продолжали существовать, каждое поколение должно охранять их и вкладывать в них новую жизнь».
İnsanların huzûr ve sükûn içinde yaşamaları için lüzumlu emniyet tedbirleri aldı.Они также натравили на него людей, заставив укрыться в огороде Утбы и Шайбы.
1929 - Takrir-i Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.1929 год — установлен закон Хаббла.
Bir dönem Takrir-i Sükun Kanunu'yla sindirilen bu muhalefet zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşıyordu.في فترة ما فان هذه المعارضة التي استوعبت بقانون تقرير الهدوء قد وصلت لأبعاد خطيرة من حين لاخر.
Hasta aldatıcı bir sükunete girer.يتم تخدير المريض تخديرا عاما.
Napolyon egemenliğinde birkaç ay sükunet sağlanır.Sabe que em questão de poucas semanas Napoleão cairá.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.A velhice trouxe-lhe desafios.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod