sözlü ile cümle
sözlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, yürüyen sözlük dediğimiz şeydir.He is what we call a walking dictionary.
Ona yürüyen sözlük denilir.He is what we call a walking dictionary.
Tabiri caizse, o yürüyen bir sözlüktür.He is, so to speak, a walking dictionary.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
Sözlüğünde kelimeye baktı.He looked up the word in his dictionary.
O, sözlüğü kullandı.He used the dictionary.
Ona Fransızca öğretildi ve bir sözlük verildi.He was taught French and given a dictionary.
Kalemler, defterler, sözlükler vesaire satın aldı.He bought pencils, notebooks, dictionaries and so on.
Sözlükte neye baktın?What did he look up?
O, masanın üstündeki İngilizce-Japonca sözlüğe uzandı.He reached for an English-Japanese dictionary on the desk.
O, bir sözlü sınava girdi.He took an oral examination.
Benim kullandığım sözlüğün aynısını kullanır.He uses the same dictionary as I do.
O bana bu sözlüğü tavsiye etti.He recommended this dictionary to me.
Sözlüğümü geri vermeyi unuttu.He forgot to give back my dictionary.
Sözlükte kelimeye baktı.He looked up the word in the dictionary.
Onun beşten fazla sözlüğü var.He has more than five dictionaries.
O, gözden uzak bir yere sözlüğünü sakladı.He hid his dictionary out of sight.
O, sözlüğe uzandı.He reached for the dictionary.
O, oldukça açık sözlü bir kişidir.He is an extremely frank person.
Yeni bir sözlük almak istiyor.He wants to get a new dictionary.
Ona ayaklı sözlük derler.He is called a walking dictionary.
O bütün hayatını sözlük derlemeye adadı.He devoted his whole life to compilation of the dictionary.
Onun İngilizce sözlü sınavı vardı.She had an oral examination in English.
Sözlüğünü defalarca kullanmak zorunda kaldı.She had to use her dictionary many times.
O senin sahip olduğunun üç katı kadar çok sözlüğe sahiptir.She has three times as many dictionaries as you do.
Kendi sözlüğünü kullanmam için bana izin verdi.She gave me permission to use her dictionary.
Sözlüğünü kullanmama izin verdi.She gave me permission to use her dictionary.
Kız kardeşi için bir sözlük aldı.She bought a dictionary for her sister.
O da sözlük aldı.She bought the dictionary, too.
O da sözlük satın aldı.She bought the dictionary, too.
Ne zaman çalışırsan çalış, en iyi sonucu almak için sözlüğünü kullan.Whenever you study, use your dictionary to best effect.
Ne zaman çalışırsanız çalışın, en iyi sonucu almak için sözlüğünüzü kullanınWhenever you study, use your dictionary to best effect.
Babam, tabiri caizse, bir yürüyen sözlük.My father is, so to speak, a walking dictionary.
Benim bir sözlüğüm var.I have a dictionary.
Bir sözlüğüm var.I have a dictionary.
Kitaplıkta İngilizce-Japonca bir sözlük var mı?Is there an English-Japanese dictionary on the bookshelf?
Yeni kelimeler karşılaştığınızda sözlüğünüze bakmanız gerekir.When you come across new words, you must look them up in your dictionary.
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
Bu pahalı sözlüğü niçin satın aldın?Why did you buy this expensive dictionary?
O bana yeni bir sözlük satın aldı.He bought me a new dictionary.
Neden bu kadar pahalı bir sözlük aldın?Why did you buy such an expensive dictionary?
İyi bir sözlük istiyorum.I want a good dictionary.
Ben onun yeni bir sözlük satın almak istediğini düşünüyorum.I think that he wants to buy a new dictionary.
Onun bir sözlü sınavı vardı.He had an oral exam.
Sözlük, dil öğrenmek için paha biçilmez bir araçtır.The dictionary is an invaluable tool for learning languages.
Herkes bu sözlüğü kullanabilir.Anyone may use this dictionary.
Hiç İngilizce Japonca sözlüğün var mı?Do you have any English-Japanese dictionaries?
Sözlük mü alacaksın?Are you going to buy a dictionary?
Sözlük mü satın alacaksınız?Are you going to buy a dictionary?
Sözlükte bulduğum kelime budur.This is the word I found in the dictionary.
Ona sözlüğünü geri verdim.I gave her her dictionary back.
Bu sözlüğün yeni başlayanlar için faydalı olduğunu düşünüyorum.I think this dictionary is useful for beginners.
Sözlük, başarının işten önce geldiği tek yerdir.The dictionary is the only place where success comes before work.
Bu sözlük en son sürüm değil.This dictionary isn't the most recent version.
Tatoeba bir dil sözlüğüdür.Tatoeba is a language dictionary.
Bir yabancı dili öğrenmek için en önemli kitap, doğal olarak, bir sözlüktür.The most important book to learn a foreign language is, naturally, a dictionary.
Tatoeba çok dilli bir sözlüktür.Tatoeba is a multi-language dictionary.
Bu sözlük benim değil.This dictionary isn't mine.
O, o sözlüğü de satın aldı.She bought that dictionary too.
Sözlüğünüzü bana ödünç verir misiniz?Would you lend your dictionary to me?