sözcükler ile cümle
sözcükler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kimi sözcüklerin ise anlamı değişmiştir.Niektoré výrazy preto zmenili význam.
Bu sözcükler Fr.To sú slová, čo?
Kentin adının "väg" (cadde) ve "sjö" (göl) sözcüklerinden türediği düşünülmektedir.Názov vznikol pravdepodobne zlúčením slov väg (cesta) a sjö (jazero).
Kate "KDE advanced text editor" (KDE Gelişmiş Metin Düzenleyicisi) sözcüklerinin baş harflerinden oluşur.Názov je akronym pre KDE advanced text editor (Pokročilý textový editor pre KDE).
Kürtçe; Ön Türkçe'den sözcükler barındırdığı gibi bu sözcükleri Arapça ve Farsçaya da taşımıştır.Prostredníctvom turečtiny prebrala gréčtina aj slová z arabčiny a peržštiny.
Olumsuzluk bazen "me" olumsuzluk ekiyle, bazen de diğer olumsuzluk sözcükleriyle sağlanır.V novele sa slovo "nevinnosť " objavuje opakovane, a to vždy s iným odtieňom významu.
Sözcüklerin -den ya da -dan eki almış hâlleridir.Buď sa slová tvoria alebo hádajú.
IFF kısaltması İngilizce Identification friend or foe (dost-düşman tespiti) sözcüklerinin akronimidir.IFF (angleško Identification Friend or Foe) označuje Identifikacija Prijatelj ali sovražnik.
Yalaz, yalazlanmak sözcükleriyle bağlantılıdır.Lematizacija je tesno povezana s krnjenjem besed.
VTOL, Dikey Kalkış ve İniş (İngilizce: Vertical Take-Off and Landing) sözcüklernin kısaltmasıdır.STOL je okrajšava za angleški izraz Short Take-Off and Landing (dobesedno »kratek vzlet in pristanek«).
Terim Yunancadan gelmektedir |Yunanca sözcükler ἀνά ana, “karşı”, ve φύλαξις phylaxis, “koruma”.Izraz izvira iz grških besed ἀνά ana, proti, in φύλαξις phylaxis, zaščita.
Ancak yansıma sözcükleri bu kuralın dışındadır.Te oblike so si izmišljevali zunaj vsakega pravila.
Greuthunglar ve Thervingler sözcükleri bu tek krallık döneminde 400'den hemen sonra ortadan kalkmıştır.Imeni Grevtungi in Tervingi sta se kmalu po letu 400 opustili.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Besede japonskega izvora si je sposodilo veliko svetovnih jezikov.
Sözcükler birden fazla anlama gelebilir.Obrezovanje ima lahko več pomenov.
İngilizce "sheriff" sözcüğünün kökeni Eski İngilizce scir (shire) ve gerefa (idarî amir) sözcüklerine dayanır.County je zamenjala staroangleško besedo istega pomena – shire.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Japonų kalbos žodyną stipriai paveikė įvairūs skoliniai iš kitų kalbų.
B&B kavramı İngilizce bed and breakfast (yatak ve kahvaltı) sözcüklerinin kısaltmasıdır.B&B (angl. Bed and breakfast, nakvynė ir pusryčiai) – paslauga, siūlanti nakvynę ir pusryčius.
Ateizm ile ilgili sözcükler de 1587’den hemen sonra türemiştir.Angliškasis atheism kilo iš prancūzų athéisme 1587 metais.
Sözcükler birden fazla anlama gelebilir.Kartais žodžiai įgauna kur kas daugiau prasmės.
Yunancadan alınan sözcükler üç adet müzik terimidir.Graikų kalbos daiktavardžiai skirstomi į tris linksniuotes.
Araf farklı inanç ve dillerde farklı sözcüklerle ifade edilir.Minima, kad jo galvos kalbėjo skirtingais balsais ir kalbomis.
Bu sözcüğün kökü "oğl" öncesinde "oıl" ve onun öncesinde de "ol" sözcüklerine dayanır.Klipe žodis „sin“ (nuodėmė) pakeistas į „this“ (šis).
Örneğin bad ve lad sözcüklerinin arasında uyak yoktu.Didelio priešiškumo tarp Tanio ir Tėbų nebuvo.
Meryem ismi İbranice Miriam, Arapça Meryem sözcüklerinden dilimize geçmiştir.Korane Marija (arabiškai Miriam) aprašoma kaip Kristaus motina.
Benzer sözcükler (telâffuz olarak) The Beatles, pop müzik grubu.Net tokios populiarios grupės, kaip The Beatles pradėjo maišyti pop muziką su klasikine.
Macarca kökenli sözcükler ise sadece Rumence ve İstro-Rumence de bulunur.Chlamida panaši į romėnų paludamentumą ir lacerną.
Greuthunglar ve Thervingler sözcükleri bu tek krallık döneminde 400'den hemen sonra ortadan kalkmıştır.Greuthungide ja tervingite mõisted langesid kasutusest välja varsti pärast 400.
Ancak Avustralya'nın değişik yerlerinde sözcüklerde ayrımlar vardır.Keelel on Austraalias piirkonniti erinevaid dialekte.
Hitap ve seslenme sözcüklerinden sonra kullanılır.Neile järgnesid päevauudised ja kõne.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.See on kohversõna (portmanteau), mis on moodustatud sõnadest breakfast ja lunch.
Birbiriyle birleştirilemeyen sözcükler topluluğuna "bileşik sözcük" adı verilmemesi gerekir.Ükski teine ühing ei tohi oma nimes sõna "ühistupank" kasutada.
Dilde sözcüklere birçok ek getirilerek oldukça uzun sözcük kurabilmek mümkündür.Seepärast võib keeles esineda väga pikki sõnu.
Sözcüklerin uzunluğunu belirlemek için toplam hece sayısı, toplam sözcük sayısına bölünür.Kõige kõrgema taseme reeglite kogu määratleb väljendite tähenduse.
Aynı dildeki deyimler, farklı bölgelerde farklı sözcüklerle söylenebilir.Sõnad aga on suhetes keele kõigi teiste sõnadega.
Bu durum özellikle yabancı dillerden alıntı sözcüklerde (loanwords) görülür.See paratamatus ilmneb liikide definitsioonides (logostes).
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Define a disposição da lista de palavras candidatas.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Define la disposición de la lista de palabras candidatas.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Definerer layoutet for listen over kandidatord.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Definieert de indeling van de lijst van kandidaatwoorden.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Definierar utläggning av listan med möjliga ord.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Défini l'agencement de la liste des mots candidats.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Definisce l' aspetto dell' elenco delle parole candidate.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Ustala rozmieszczenie listy propozycji słów.
Aday sözcükler listesinin düzenini tanımlar.Визначає компонування списку слів- кандидатів.
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.A gdybym nałożyła na siebie kartki z wyrazami oznaczającymi złoto i nieśmiertelność?
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Jag tänkte sätta ihop delarna där det handlar om guld och odödlig.
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Jeg ville sætte de dele sammen, der handler om guld og udødelighed.
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Lembrei-me que podia tentar sobrepor as partes ou as expressões que significam "ouro" e "imortalidade".
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Mitä jos laittaisi limittäin sanat kulta ja kuolemattomuus?
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Pensavo, se provassi a sovrapporre le frasi in cui si parla di "oro" e "immortalità"?
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.¿Y si intentamos solapar las partes de las frases que significan "oro" e "inmortalidad"?
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.Αν βάζαμε το ένα πάνω από το άλλο τα τμήματα με τις φράσεις "χρυσός" και "αθανασία";
"Altın" ve "ölümsüzlük" anlamına gelen sözcükleri üst üste getirirsem ne olur diye düşündüm.А если будут перекрывать друг друга части фраз, означающих "золото" и "бессмертие"?
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Hanno creato un vocabolario per rappresentare il senso dello scopo,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Họ có vốn từ vựng để diễn tả mục đích,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.오키나와 사람들처럼 이분들에게는 목적이라고 번역한
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Społeczności te mają słownictwo związane z celem w życiu,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Tienen vocabulario para expresar el sentido de sus vidas,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Au cuvinte pentru simtamantul rostului, ikigai, precum cei din Okinawa.